Dünya
Deutsche Welle

"Soros'u durdur" - Macaristan'da yeni STK yasası hazırlığı

Macaristan hükümeti "kaçak göçü" teşvik ettikleri gerekçesiyle STK'ları kontrol altına almak üzere harekete geçti. Uzmanlar, Macaristan'ın bu hamleyle hukuk devleti ilkelerinden daha da uzaklaşacağına dikkat çekiyor.

20 Şubat 2018 18:18

Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın can düşmanı denince aklaGeorge Soros geliyor. Orban'a bakılırsa Macar Yahudisi olan Amerikalı milyarder Soros'un amacı Hristiyan Avrupa kültürünü yıkmak ve Avrupa milletlerini yok etmek. Macaristan Başbakanı, Soros'un bu amaçla Avrupa kıtasının milyonlarca Müslüman göçmen tarafından istila edilmesine çalıştığını iddia ediyor.

Orban'ın öne sürdüğü "Soros planı" sırf propaganda amacıyla ve acemice hazırlanmış bir mizansenden ibaret. Alıntı yaparak, çarpıtarak ve tersyüz ederek aktardığı Soros'un sözlerinin gerçekle ilgisi yok. Orban ve Macaristan'ın iktidar partisi Fidesz geçen yıl Soros'u karalama kampanyası yapmaktan çekinmemişti. Bununla yetinmeyen Budapeşte yönetimi şimdi de "Soros'u durdurma" yasası hazırlıyor.

Karşıtlara vergi, sicil ve giriş yasağı

Hükümetin yasa paketi iktidarın tek inandırıcı kontrol mekanizması olan sivil toplum kuruluşlarını susturmayı amaçlıyor. Yasa paketi şu üç ana unsurdan oluşuyor:

- "Kaçak göçe" yardımcı olan bütün sivil toplum örgütleri adli sicil kaydı yaptıracak ve faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi verecek.

- "Kaçak göçle" uğraşıp gelirinin yarıdan fazlasını dışardan temin eden kuruluşlar yüzde 25 oranında cezai vergi ödeyecek.

- "Kaçak göçü" teşvik ettiğinden şüphe edilen şahıslar Şengen Bölgesi dış sınırlarına 8 kilometreden fazla yaklaşamayacak. Aynı zan altındaki yabancıların Macaristan'a girmesi yasaklanabilecek.

Orban karşıtları parlamento yasa tasarısını onayladığı takdirde Macaristan hukukun üstünlüğü prensibinden ve Avrupa değerlerinden biraz daha uzaklaşıp, Rusya'dakine benzer baskıcı bir rejim haline geleceğini belirtiyorlar. Siyaset bilimci Attila Tibor Nagy yeni kuralların anayasaya ve Avrupa Birliği anlaşmalarına aykırı olduğunu söylüyor. Deutsche Welle'ye konuşan Nagy "hukuk devletinde sivil kuruluşların serbestçe faaliyet gösterebilmeleri gerektiğini ancak yüksek vergilendirmenin sivil toplum örgütlerini çalışamaz hale getireceğini" söyledi.

Nagy ayrıca, "illegal göç" gibi siyasi bir kavramın hukuki bağlamda kullanılmasının hukuk devleti ilkelerine uygun olmadığını ve serbest dolaşımı kast ediyorsa son derece geniş tutulmuş sayılacağını da belirtti.

Sözde mülteci alınmıyordu

Macaristan'daki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri önlemler paketinin bu şekliyle yasalaşmasının mümkün olmadığı görüşündeler. ‘Özgürlük Hakları Derneği'nin (TASZ) direktörü Mate Szabo Deutsche Welle'ye "hükümetin yeniden karşıtlarını susturmaya kalkıştığını, ancak bu yöntemle başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını" anlattı. Szabo, "gelirin yurt dışından geldiği gerekçesiyle vergilendirilmesi için hukuki zemin bulunmadığını tahmin ettiğini" söyledi.

"Soros'u durdurma" yasasının "halkla ilişkileri" güçlendirme amacıyla hazırlandığı anlaşılıyor. Çünkü 8 Nisan'da Macaristan'da genel seçimler yapılacak. Yeni kurallar iktidar partisinin ihtiyaçlarına uygun düştüğünden Orban'ın partisinin genel seçimlerden galip çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor. Seçim araştırmacıları ve hukukçular bu nedenle Macaristan'daki seçimlerin hür olduğunu ancak adil bir ortamda yapılmadığını söylüyorlar. Gözlemciler üçte ikilik çoğunluğa ulaşması zor olduğu için Orban'ın seçim kampanyasında "kutuplaştırma" kozunu oynayacağını belirtiyorlar.

Yasa paketi hükümet açısından son derece nahoş bir zamana rast geldi. Dışişleri Bakanlığı müsteşarı payına düşen bin 294 mülteciyi almamakta direten Macaristan'ın geçen yıl ‘gizlice' bin 300 mülteci kabul ettiğini azından kaçırdı. Muhalefet bu fırsatı kaçırmayarak Orban hükümetine "Hani mülteci tehlikesinden korkuyordunuz" sorusunu yöneltti.

Karşıtları susturma yöntemi

"Soros'u durdurun" yasasını son derece ciddiye aldığı anlaşılan Oran hükümeti geçen yıl bütün eleştirilere rağmen sivil kuruluşlarla ilgili bir yasa çıkartmıştı. Bu yasaya göre sivil toplum kuruluşları "dışardan finanse edildiklerini" bildirmek ve yurt dışından aldıkları yardımın belli bir meblağı aşması durumunda sicil kaydı yaptırmak zorundalar. Bu yasa 2012 yılında Rusya'da çıkarılan ve sivil toplum kuruluşlarını ‘yabancı ajan' olarak sınıflandırmayı mümkün kılan yasayı andırıyor.

‘hvg' adlı haftalık gazete tasarının yasalaşmasından sonra olacakları şöyle tahmin ediyor: "Soros'u durdurma yasası ilk planda bir seçim manevrası sayılır. Ama bu propaganda 8 Nisan'da meyve verirse, toplumsal tartışmaya ihtiyaç duymadan da bilinen yönde ilerlemeye devam edilir.”

Keno Verseck

© Deutsche Welle Türkçe

Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştirDeutsche Welle