Geri Dön
Paylaş
Politika

'AKP'de risk analizi': 2019'da önce genel, sonra yerel seçimlerin yapılması tartışılıyor

14.11.2017 07:48

"Yerel seçimde İstanbul ve Ankara’yı kaybedersek genel seçimleri de kaybederiz"

16 Nisan referandumunda İstanbul ve Ankara’dan çıkan ‘Hayır’ı değerlendiren AKP’de yüzde 50+1 için ‘önce genel, sonra yerel seçimlerin yapılması’ tartışılıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yüzde 10 barajını tartışmaya açtı ama AKP’nin gündemini baraj değil, seçimlerin zamanlaması belirliyor. AKP’de, “Yerel seçimde İstanbul ve Ankara’yı kaybedersek genel seçimleri de kaybederiz” kaygısı nedeniyle başkanlık seçimlerinin 2018’e çekilmesi görüşleri seslendiriliyor. İktidar sözcüleri, ne zaman seçimlerle ilgili bir tartışma yaşansa, seçimlerin zamanında olacağı açıklamasını yapıyor. Bu durumda 2019’da önce mart ayında yerel seçimler, kasım ayında da başkanlık ve parlamento seçimleri yapılacak. MHP lideri Bahçeli de erken seçim istemediğini belirterek, 2019’daki seçimler için yüzde 10 barajının indirilmesini gündeme getirdi. Bahçeli, gayri resmi ortağı konumundaki AKP’nin dikkatini baraj konusuna yöneltmeyi henüz başaramadı. Bu durum, AKP için baraj konusunun değil, “2002’de iktidara gelinen seçimden sonraki en kritik seçim süreci” diye tanımlanan seçimlerin zamanlamasına ilişkin hesapların çok daha ilgi çekici olmasından kaynaklandı. AKP’de, bir süredir 2019’da peşpeşe yapılacak iki seçimle ilgili yeni bir “risk alanı” tespiti yapılıyor. Seçimlerin öne alınmaması durumunda önce yerel seçimler yapılacağı için bu risk gündeme geldi. Risk, “İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesi” diye ifade ediliyor. İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana kaybedilmesine ilişkin ilk kez ciddi kaygılar dile getiriliyor. Hatta bu süreç, kapatılan RP’nin belediyelerde iktidara geldiği 1994’e kadar da götürülüyor.

Referandum sonuçları

Cumhuriyet'ten Erdem Gül'ün haberine göre, bu riskin en önemli çakış kaynağını 16 Nisan referandumundaki İstanbul ve Ankara sonuçları oluşturuyor. Referandumda hayır oyları evet oylarını her iki kentte de geçmişti. Özellikle daha sonra yapılan anketlerde oylardaki düşüşün ve kentli-muhafazakâr-genç seçmenin AKP’den uzaklaşma eğiliminin sürmesi İstanbul ve Ankara alarmına dönüştü. Sonraki süreçte “metal yorgunluğu” başlığıyla İstanbul ve Ankara’da başkanların istifa ettirilmesinin teşkilat ve tabandaki dağınıklığı artırdığına dair parti içi kaygıları çoğalttı. Referandumda önemli oranda seçmenini hayır cephesine kaybeden MHP’nin geriye doğru yerel seçimlerde etkili olamayışı da bu partiyle olası bir ittifakla girilebilecek seçimlerde bile İstanbul ve Ankara’ya ilişkin riski ortadan kaldırmayacağı analizlerine neden oldu.

Yerelde de yüzde 50+1

CHP ve referandumda hayır blokunu oluşturan partilerin yine ortak hareket edebileceğine ilişkin mesajlar da AKP’deki bu yaklaşımında etkili oldu. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kendisi için hedefi “Cumhurbaşkanlığı” olarak koyması, bu partinin yerel seçimlerde muhalefet bloku ile hareket edeceğinin işareti olarak görüldü. CHP’nin diğer partilerden de oy alacak isimler üzerinde çalışması, HDP’nin de aynı noktada olması nedeniyle AKP’ye, “Yerel seçimlerde de başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyük kentlerde seçimi kazanmak için başkanlıkta olduğu gibi yüzde 50+1 almak gerekecek” tespiti yaptırdı.

Domino etkisi

Tüm bu tespitler çerçevesinde Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara’nın kaybının tüm planları altüst edebileceği görüşleri gündeme geldi. İstanbul ve Ankara’nın kaybının “Kaybediyoruz” algısıyla “Domino etkisi yapabileceği”, bunun da Kasım 2019’daki başkanlık ve parlamento seçimlerinin yenilgisini hazırlayabileceği kaygıları seslendirildi. Tüm bu risklerin ortadan kaldırılması için CHP’nin “yerel seçimleri öne çekelim” önerisinin tersine, genel seçimleri yerel seçimlerden önce yapma formülleri tartışmaya açıldı. Bu formül, “Genel seçimlerin öne çekilmesi durumunda Erdoğan başkan seçilir. Bunun rüzgârıyla gidilecek yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara da güçlü isimlerle kazanılır” bakış açısıyla konuşuluyor.