Gündem

Cumhurbaşkanı: Operasyonların hedefi sadece 1 Kasım değil, devam edecek!

"Gezi olaylarında benim bayrağımı yakan sizsiniz"

26 Ekim 2015 15:35

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PKK ve IŞİD'e yönelik operasyonlara ilişkin olarak, "Ne diyoruz? Terör örgütü tüm silahlarını bırakana, beton dökene, tüm mensuplarını çıkarana kadar bu mücadele sürecek. Kimse bizden rehavet beklemesin. Hedef sadece 1 Kasım da değil ha. 1 Kasım’dan sonra bu operasyonlarımız devam edecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, isim vermeden HDP'ye yönelik suçlamalarda bulunarak, "Gezi olaylarında benim bayrağımı yakan sizsiniz, direkten indiren sizsiniz. Hiçbir zaman aksini yapamadınız. Göstermelik yaptınız ama hep yapamadınız. İstiklal Marşımızın bile karşısındasınız. Tek millet, tek bayrak, tek vatan olmadınız, olamadınız. Ayrımcılıktan yana oldunuz" ifadesini kullandı.

"Bunlar yıllarca milletten vekalet almadan ülkeyi babalarının malı gibi yönetmeye alışmışlar" diyen Erdoğan, "İstiyorlar ki şimdi de Tayyip Erdoğan bize karışmasın. Tayyip Erdoğan kendi işini yapıyor. Muhalefet partileri de, PKK da, paralel yapı da bunları istiyor" ifadesini kullandı. "Hadi dışarıdakileri anladık da içerideki mankurtların durumu bizi üzüyor" diyen Erdoğan, "Bu güruhun kavgasının bizimle değil bizatihi milletin kendisiyle olduğunu da biliyoruz. Ben faniyim bugün varım an be an yarın olmayabilirim" diye konuştu.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 13. muhtarlar buluşmasında konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

28 Ekim'de Beştepe'de Cumhuriyet Resepsiyonu vereceğiz. Her ilden 10'ar vatandaş ağırlayacağız. Böylece milletin bayramını milletle kutlama geleneğini başlatacağız. Cami önlerinde şahsım adına cumhurbaşkanlığı makamı adına aşure dağıtımı yapılıyor. Şu anda 14 vilayette bu devam ediyor. Cumhurbaşkanı her fırsatta cumhurla bir araya gelmeye devam ediyor devam edecek.

Bizi eleştirenler lafa gelince en büyük cumhuriyetçidir. Bunlara sormak lazım siz cumhuriyet için bugüne kadar ne yaptınız. Bunların vereceği tek bir cevap yok. Sadece konuşur sadece hakaret ederler. Avara kasnak gibi ne işe yaradıkları belli değildir.

 

"İçerideki mankurtların durumu bizi üzüyor"

 

Bunlar yıllarca milletten vekalet almadan ülkeyi babalarının malı gibi yönetmeye alışmışlar. İstiyorlar ki şimdi de Tayyip Erdoğan bize karışmasın. Tayyip Erdoğan kendi işini yapıyor. Muhalefet partileri de, PKK da, paralel yapı da bunları istiyor.

Hadi dışarıdakileri anladık da içerideki mankurtların durumu bizi üzüyor. Bu güruhun kavgasının bizimle değil bizatihi milletin kendisiyle olduğunu da biliyoruz. Ben faniyim bugün varım an be an yarın olmayabilirim.

Artık tüm kurumlarıyla bu devlet milletin emrindedir. Önce devlet sonra insan hayır o geride kaldı. Önce insan sonra devlet. Seçimle göreve kalan bizlerin de atamayla gelenlerin de tek görevi bu millete hizmet etmektir.

Atamayla göreve gelen mi seçimle göreve gelen mi? Seçimle göreve gelen. Bunu bir defa bileceğiz. Atamayla görevde olanlar seçimle göreve gelenler saygılı olacaklar. Çünkü onlar milletin temsilcisidir.

370 bin insan öldürüldü Suriye’de, nerede Batı? Irak ve Suriye’den 2 milyon 200 bin, 300 bin Irak olmak üzere ülkemizde ağırlıyoruz. Batı ne yapıyor? Seyrediyor. Kapılarını kapatmış. Bize de “Çok başarılısınız, çok büyük gayretler sarf ediyorsunuz, yardımcı olmamız lazım.” Tamam, neredesiniz? Biz tabi, ensar kültürüyle yetiştik, muhacırı da biliriz, ensarı da biliriz. Onu iyi bildiğimiz için ensar kültürüyle o bombalardan kaçan Suriyeli kardeşlerimize kapımızı açtık. Niye geliyorsun demedik. Hangi mezheptensin, hangi ırktansın demedik. Arabına da açtık Kürdüne de, Hıristiyanına da açık Müslümanına da. Dünyada bunun örneği yok. Geliyorlar, güzel güzel kelam ediyorlar. Hadi dediğimizde kesenin ağzını açmıyorlar. Komşuya 400 milyar Avro kredi, hibe veriyorlar. Sadece kamplarda olana 8 milyar Avro harcadık. Sadece İstanbul’da 500 Suriyeli var. Bütün bunlara göğüs geren Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Niye Suriye işine girmişiz? Dış politikamız yanlışmış. Ne olacaktı? Seyirci mi kalacaktık? Yarın aynı şeyler başımıza gelebilir. Birileri Türkiye’yi aynı kaosa sürüklemeye çalışıyor. İçeriden de destek verenler var.

Sultan Abdülhamit Han’ı diktatör ilan ettiler. Geçtiğimiz 13 yıldır attığımız her adımda engeller çıkardılar. Şahsıma da diktatör dediler. Gezi olaylarının, 17/25 Aralık darbe girişiminin, hortlayan terörün ardında aynı amaç vardı. Paralel devlet yapılanmanın da tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan paralel devlet yapılanması. Şu anda bunlar bölücü terör örgütüyle beraber hareket ediyorlar. Gözlerini öylesine hırs büyümüş ki, alçaklıkta sınır tanımıyorlar.

 

"Hedef sadece 1 Kasım da değil, 1 Kasım’dan sonra bu operasyonlarımız devam edecektir"

 

Vakti, saati, günü geldiğinde herkes terör karşısındaki tutumunun karşılığını hem vicdanlarda hem hukukta görecektir. Kardeşlerimiz haklı olarak “Ne olacak bu terörün sonu?” diye soruyor. Her şeyden önce Türkiye’nin bugün yaşadığı sorun etnik ve mezhep kökenli değildir. Sorunumuz terör sorunudur. En çok can kaybeden, sıkıntı çeken şüphesiz bölgedeki Kürt kardeşlerimdir. Öleceksek bir kere ölelim ama adam gibi ölelim. Terör örgütüne hiç destek veren yok mu, maalesef var ama bunların sayısı çok az. Üstelik terör örgütünün hem içinde faaliyet gösteren, hem de destekçileri arasında her türlü etnik kökenden insan bulunuyor. Terör örgütünü bölge insanıyla özdeş hale getirmek kadar yanlış bir davranış olamaz.

Son dönemde yaşadığımız bu hadiselerin ülkemize en büyük kazanımı birlikte yaşama iradesinin bir kez daha ortaya çıkmış olmasıdır. Şimdi yapmamız gereken, terör karşısında ilkeli duruşumuzu kararlı bir şekilde devam ettirmektir. Ne diyoruz? Terör örgütü tüm silahlarını bırakana, beton dökene, tüm mensuplarını çıkarana kadar bu mücadele sürecek. Kimse bizden rehavet beklemesin. Hedef sadece 1 Kasım da değil ha. 1 Kasım’dan sonra bu operasyonlarımız devam edecektir. Tüm terör örgütlerine karşı devam edecektir.

 

"Şehitlik, gelip geçici bir olay değildir"

 

“Bunu saray yaptı” diyor. Niye, yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış. Bunlar yavuz hırsız. “Katil devlet.” Allah’ın, izniyle bunun bedelini ağır ödeyecekler. Bütün operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Üzüntümüz, şehitlerimiz yok mu, var. Tüm şehit ailelerimize peygamberlerden sonra en büyük makamın sahibi olan eşiniz, oğlunuz, siz de onla iftihar edeceksiniz. Şehitlik, gelip geçici bir olay değildir. Ben Müslüman olmayanlar için konuşmuyorum, Müslüman olanlar için konuşuyorum. Rabbimiz ne diyor, Allah yolunda ölenlere ölü demeyin. Onlar diridirler ama siz bilmezsiniz. Kıyamete kadar bu makam, şehadet şerbetini içmek devam edecektir. Herkese nasip olmayan bu makam, nasip olanları da Allah’ın izniyle belki bir süre üzülecekler ama bu gururla yaşayacaklardır. Bizler iktidarımız döneminde şehitlerimizin aileleri için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz, edeceğiz.

Bölgedeki kardeşlerinden çeşitli yalanlarla kandırılarak dağa giden evlatlarına sahip çıkmalarını istiyorum. Bölge insanlarının evlatlarını ölüme gönderenlerin bir tekinin çocuğu orada değildir.  Çocuklarını Avrupa’da okutuyorlar ama benim Kürt kardeşim, köyündeki, mahallesindeki, ilçesindeki evinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü gidecek bir yeri yok. Hiçbirimizin bu vatandan başka gidecek bir yeri yok. Onun için ülkemize dört elle sarılmak zorundayız.

Suni devletlerin hiçbirinin halkı 100 yıldır huzura kavuşamadı. Biz 92. yıla ulaştık, tüm eksikliklere, aksaklıklara rağmen bugünlere ulaştık. Geçtiğimiz 13 yılda kat ettiğimiz mesafe sayesinde geçmişteki hataları ve eksiklikleri telafi ettik. Biz ülke olarak, millet olarak sonuna kadar sahip çıkacağız.

 

Erdoğan'dan HDP'ye: Gezi olaylarında benim bayrağımı yakan sizsiniz!

 

260 bine yakın derslik inşa edildi, 81 vilayetin tamamında üniversite var. Artık hastanemizin olmadığı ilimiz kalmadı, ilçelere dahi yayıldık, yayılıyoruz. Hatırlayın, hastanelerden reçete alınır ama ilacı bulamazdık. Doğru dürüst ambulanslarımız yoktu, paletli ambulanslarımız var, helikopter, jet ambulanslarımız var.

26 tane havalimanımız vardı, 55 tane var. Ağrı’da, Muş’ta havalimanımız var. Şırnak’ta, Hakkari’de, Kars’ta havalimanımız var. Ne diyorlar, bize havalimanı değil başka şey lazım. Ne lazım? “Biz kendimize oy vereceğiz” diyor. Ne demek kendimize oy vermek. Ne demek?

Irkçılık diye bir din türedi. Irkçılık diye bir din var mı? 78 milyon tek milletiz. Bizim tek bayrağımız var. İkinci bir bayrağımız var. İkinci bayrakla dolaşanlar ne yazık ki bu ülkede oy alabiliyorlar. Onlara gereken cevabı 1 Kasım’da vermek gerekmiyor mu? Tabutların üzerine kendi paçavralarını dolayarak defin töreni yapıyorlar. Sonra utanmadan, sıkılmadan “Bayrakla sorunumuz yok” diyorlar. Türk bayrağıyla sorununun olduğunu biliyorum. Çünkü onu her yerde görüyoruz. Gezi olaylarında benim bayrağımı yakan sizsiniz, direkten indiren sizsiniz. Hiçbir zaman aksini yapamadınız. Göstermelik yaptınız ama hep yapamadınız. İstiklal Marşımızın bile karşısındasınız. Tek millet, tek bayrak, tek vatan olmadınız, olamadınız. Ayrımcılıktan yana oldunuz. “Biz kendi vatanımızı da inşa edeceğiz” dediniz. Dördüncüsü de tek devlet... Türkiye Cumhuriyeti’nin 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz.

Gerek bulunduğunuz mahallede, köyde, tüm vatandaşlarımızın muhakkak sandığa gitmesini sağlayınız. Oy bizim şerefimizdir, sandık namusumuzdur.