Geri Dön
Paylaş
Sağlık

"Dünya sağlığını tehdit ediyor; hastalar, 2050 yılında kanserden çok antibiyotik direncinden ölebilir"

12.01.2018 09:42

"En kötü enfeksiyon için kullanılan antibiyotiklerden çok daha iyi bakteri öldürebiliyoruz"

Silikon Vadisi’nde kanser ve antibiyotik direnci üzerine araştırmalar yapan Stanford Üniversitesi Genom Merkezi araştırmacılarından Türk bilim kadını Dr. Gözde Durmuş, kullanımının yaygınlığı antibiyotiğin dünya sağlığını tehdit ettiğini ifade ederek, “2050 yılında kanserden çok antibiyotik direncinden hastalar ölebilir” dedi.

Hürriyet'ten Eif Ergu'nun haberine göre MIT Technology Review Dergisi tarafından 2 yıl önce ‘35 Yaş Altı Yenilikçiler Listesi’ne tıp ve biyolojide çığır açan liderlerden biri olarak seçilen Dr. Durmuş, kanser ve antibiyotik direnci üzerine çalışıyor. Bir kan testiyle 1-2 dakikada kanser testi yapabilen bir mikroçip geliştiren Durmmuş, bu buluşunun patentini alarak, mikroçipin laboratuvarlarda kullanılabilmesi ve üretilmesi için de bir startup şirket kurdu, yatırım aldı. Halen bu konuda hastalarla çalışmalarına devam eden Gözde Durmuş, 3-4’üncü evre kanser hastalarından alınan kan örnekleriyle kanserin tedavi sürecindeki seyriyle ilgili araştırmalarına devam ediyor.

Bir yandan da son dönemde antibiyotik direncine odaklanan Durmuş, antibiyotik kullanımının dünya sağlığını tehdit ettiğini anlatan Gözde Durmuş, “Antibiyotik kullanımının yaygınlığı dünya sağlığını tehdit ediyor” diyor. Başarılı bilim kadınıyla İstanbul’da buluştuk, kendisinin ilham verici öyküsünü ve son araştırmalarını konuştuk.

Kanser ve antibiyotik üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Bu iki alan dünya sağlığını tehdit ediyor. Ben insan sağlığına kalıcı hizmet etmek istiyorum. Doktoramda antibiyotik direnci ve kanser üzerine nanoteknoloji ve mühendisliği kullanarak araştırmalara başladım. Nano parçacıklar kullanarak antibiyotik kullanmadan bakterileri öldürebilir miyiz? Bunu araştırdım. Doktoramı bitirdikten sonra Stanford Üniversitesi’nde araştırmalara devam ettim. En kötü enfeksiyon için kullanılan antibiyotiklerden çok daha iyi bakteri öldürebildiğimizi ispatladık nano parçacıklarla. Stanford Üniversitesi’nde çalıştığım hoca, “Doktoranı yapmışsın özgürsün, istediğin alanda çalış” demişti. Ben nano parçacıkla bakterileri öldürüyordum, hücreleri, bakterileri havaya kaldırabilir miyim diye zihni sinir işlerin içine girdim. Bakteri hücresi, kanser hücresi farklı havaya uçuyor.

Bu ne gösteriyor?

Kanser tedavisinde yapmak istediğim şey öncelikle erken tanıyı çok daha kısa sürede, hızlı ve erken yapabilmek. Antibiyotik konusunda da antibiyotik kullanımını kişiselleştirmek. Çünkü beni enfekte eden şeyle sizi enfekte eden şey aynı değil. Hastaysanız hangi bakteri sizi enfekte etti, 3 günde anlayamıyorsunuz, o yüzden de doktorlar geniş etkili antibiyotikleri hastalara veriyor. Biz o 3-4 günü birkaç saate düşürebilir miyiz? Bunun üzerine çalışıyorum ve bunun mümkün olduğunu görüyorum. 2050’de kanserden çok antibiyotik direncinden hastalar ölecek. Bu yüzden de kişiselleştirilmiş antibiyotik kullanımını sağlamak çok önemli.

Nasıl bir ortamda çalışıyorsunuz?

Stanford Genom Teknoloji Merkezi’ndeyim. Çok büyük bir laboratuvar. Hintli, İranlı, Çinli araştrmacılar var. Az da olsa Amerikalılar var. Alman araştırmacı sayısı da çok yüksek. “Bu fikir çalışmaz” denilen fikri bile deniyorsunuz. Beni de başta çok eleştirdiler, “hücreleri kandan nasıl ayırıp uçuracaksın” dediler ama Stanford’ta “dene” deniliyor.

Kanserle ilgili çip için yatırım aldınız mı?

Evet aldık. Silikon Vadisi’nde çok fazla sağlık alanında yenilik var. Kanserle ilgili 3-4’üncü evre kanser hastalarından kan alıp denemelere devam da ediyoruz. Bu aralar aynı hastayı değişik zamanlarda izliyoruz. Birinci örnekte ne kadar kanser hücresi gördük, ilacın ilk ayında ne kadar gördük bakıyoruz. Hücrelerin genetik materyallerine de bakıyoruz. Yaptığımız çip sayesinde kan örneğini koyduğunuzda kanser var mı yok mu hızla görülecek.