Gündem

Erdoğan: İlker paşamız örgüt elemanı değil insaf, tutuklu yargılanmamalı

Başbakan, YAŞ toplansına ve Dolmabahçe görüşmelerine dair açıklamalrda da bulundu

05 Ağustos 2012 23:10

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  Ergenekon davasında tutuklu yargılanan İlker Başbuğ’un tutuklu yargılanmasını doğru bulmadığını belirterek, ‘’ Genelkurmay Başkanı örgüt elemanı değil, suçlama insaf dışı, tutuklu yargılanmasını doğru bulmuyorum’’ dedi. Erdoğan TSK personelinin tutuksuz yargılanması gerektiğine ve TSK mensuplarının ülkeden kaçmak gibi bir girişimi olmayacağına da değindi.

Erdoğan, ATV ve Ahaber'de ortak yayımlanan "Gündem Özel" adlı programda gazeteci Star gazetesi yazarları Elif Çakır ve Yusuf Ziya Cömert ile Sabah gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak ve Sabah gazetesi yazarı Sevilay Yükselir’in sorularını yanıtladı.

İşte Başbakan’ın açıklamalarının satır başları:

 

‘Paşamıza yapılan benzetmeleri doğru bulmuyorum’

 

İlker Paşamıza yapılan benzetmeleri doğru bulmuyorum. Bir örgütün mensubuymuş gibi yaklaşımları çirkin buluyorum. TSK’da, Genelkurmay Başkanlığı görevine gelmiş biri için bu yakıştırmaları doğru bulmuyorum. Tutuklu yargılanmasını dahi doğru bulmuyorum. Tutuksuz yargılanmasından yanayım.

Şu anda içeride olan insanların hepsi haklı olarak içeridedir diyemeyiz. Kim bilir burada düşünce noktasından, hatta hatta geçin onu adi suçlardan bile bir çok insan içeriye atılabiliyor. Yanlış hükme mahkum olanlar da var. Beni niçin içeri attıklarını ben bilemiyorum. Çünkü devletin bütün kitaplarında Milli Eğitim Bakanlığı’nın kitaplarında olan bir şiiri okuyan insan içeriye giriyor. Bunun hiçbir şeyle izahı yok ki. Geliyorlar ambalajlıyorlar, o ambalajla içeri koyuyorlar.

Silahlı kuvvetler mensuplarının tutuksuz yargılanması gerekir. Ben kolay kolay bir silahlı kuvvetler mensubunun bu ülkeden kaçacağına ihtimal vermiyorum. Sivillerden kaçanları biliyoruz da ama şuana kadar TSK’dan ayrılıp bir tane kaçan var. Bunun dışında olmadı. Hatta hatta NATO’da görev yapan, yurtdışında görev yapan personellerimizden bu süreç içerisinde olanlar, bakın çağrılmışlardır ailelerini bırakmak suretiyle gelmişler ve tutuklanmışlardır. Bu bir inceliktir. Bir hassasiyet var. Öyleyse tutuksuz yargılarsınız. Ama bu şekildeki bir yaklaşım hakikaten bir çok sıkıntıya neden olmuştur. Üzülerek söylemek durumundayım.

 

YAŞ kararları

 

‘’Gerçekten bizim bu son Yüksek Askeri Şura, başta Genelkurmay Başkanım olmak üzere, oradaki ekipte görev alanlarla hakikaten iyi bir çalışma oldu.

Burada bir şeyi söylemem lazım. Bazen bilir bilmez bazı şeyleri yazıyorlar. Emekli edilen generallerle ilgili özellikle yazıyorlar. Efendim diyor, bu 55 general ve amiral bunlar basın açıklamasında yer aldığı gibi kadrosuzluk nedeniyle emekli edilmişlerdir. Bu bir yıl daha niye uzatılmadı?

Bu uzatma kararını askeri şura ya bir ihtiyaç nedeniyle verir, eğer ihtiyacı yoksa emekli eder. Çünkü bir generalin generallikte kalma süresi normalde 4 yıldır. Ya terfi edilir, ye ertelenir yada emekli edilir. İhtiyaç olanlar terfi edilmiştir veyahutta ertelemeye girmiştir. Ama olmayanlar da kadrosuzluk nedeniyle emekli edilmişlerdir.’’

 

Dolmabahçe'deki görüşme

 

Şimdi bu zaten biz iktidara geldiğimiz andan itibaren dedikodu olarak olan şeyler bunlar. Bir gece yatarsınız ertesi gün böyle kalkabilirsiniz. Bunlar hep söylendi. Biz bu tür şeylere fazla kulak assaydık zaten buralara gelemezdik. Biz bu noktada silahlı kuvvetlerimizle olsun bizim hizmet aşkımız var. Bunun gereği neyse o şekilde de sürdürürüz. 27 nisan akşamı bir bildiri yayınladı. Medya buna muhtıra demiştir. Ben bunu böyle kabul etmedim. Ertesi sabah biz zaten onun cevabını verdik. Eğer muhtıra diyorlarsa, onun üzerine daha güçlü bir muhtırayı biz verdik.

Söylenen nedir? Ordumuz Atatürkçüdür. Öyle misiniz? Öyleyseniz, o zaman Ata’nın bu sözü kulak arkası demezsiniz. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’

Hükümet olarak biz de değerlendirdik. Buranın verdiği karara siz tabii olacaksınız dedik. İşte Dolmabahçe’de ne konuşuldu? Genelkurmay Başkanı’mla her şeyi konuşurum. Ama ben kendisiyle o 27 Nisan ardından görüşmeydi malum. O zaman böyle bir görüşmeyi burada yaptığımızda kendisine ben dedim ki ‘Bakın bu aramızdaki görüşme siz de kaldığı sürece bilesin ki benimle mezarıma gidecek. Ama sizden bir şey çıkarsa ben de söyleyeceğimi söylerim’

İki insanın kendi arasında mahremi olmaz mı? Bak çıktı bir tane milletvekili, CHP’nin içinde, bakanlık yapmış bir adam, affedersiniz çıktı genelkurmay başkanı’nın hanımıyla alakalı bir şeyler söyledi.

Sır diye bir şey yok mu devlette? Bizim bir çok yazışmalarımızda çok gizli var. İsme özel var. Hiç orada olmayan bir kişinin kalkıpta hanımıyla ilgili konular konuşuldu gibi çirkin yaklaşımlar, nitekim yargıda da kaybetti zaten. Böyle bir şey olabilir mi? İn cin bir şeylerin mi var senin? Neyin nesisin böyle bir şeyi söyleyebiliyorsun?

 

Erdoğan'ın A Haber'deki açıklamalarının tam metni için tıklayın...

 

 

İlgili Haberler