Gündem

Ertuğrul Özkök: "Bill Gates saatim geldi" deyip, Can Yücel dizeleriyle giden kurucu baba

Bir konteynır içinde 4 kişiyle başlayan 27 yıllık bir hikâyenin de yeni bir dönemi geldi. O küçük konteynırdan bugün muazzam bir dünya devi çıktı

06 Mayıs 2024 06:00

Geçtiğimiz hafta Türkiye'nin en büyük havacılık şirketlerinden birinin hem ortağı hem de en üst düzey yöneticisi olan bir iş insanı bütün çalışma arkadaşlarına bir mektup gönderdi.

Mektup Can Yücel'in şu dizeleri ile başlıyordu:

“Vakti gelince gitmenin adıdır, gün batımı…

Ömürden, gönülden, günden."

Bu mektup, Türk iş dünyasında belki de ilk “Bill Gates Saati” olayıydı.

Mektubun içeriğini yazmadan önce isterseniz “Bill Gates Saati” nedir onu bir örnekle anlatayım.

Geçen yıl 8 Şubat, Bard sahneye çıkıyor 

Geçtiğimiz yıl şubat ayında Google, bir grup gazeteci ve uzmana yeni AI (yapay zekâ) programı “Bard”ı tanıtacak ve katılanlara bunun bir gösterisini yapacaktı.

Bu gösteri Google için çok büyük önem taşıyordu.

Çünkü Google, ChatGPT türü yapay zekâ çalışmalarına ilk başlayan teknoloji şirketiydi.

Ancak iki yıl önce “OpenAI” adlı, herkese açık yapay zekâ uygulamasını hizmete sokmak amacıyla aralarında Elon Musk'ın da bulunduğu bir grup tarafından geliştirilen ChatGPT uygulaması, birden öne fırlamış ve bütün dikkatler onun üzerine yoğunlaşmıştı.

OpenAI'nın açtığı yoldan başka bazı yapay zekâ uygulamaları da gelmiş ve aslında bu alanın en iddialı sahibi olması gereken Google herkesi şaşırtan biçimde geri kalmıştı.

O kapıdan giren ilk şirket Microsoft oluyor

OpenAI'nın açtığı kapıdan ilk giren şirket Microsoft olmuştu.

Microsoft'un adı giderek yükselen CEO'su Satya Nadella o günlerde herkesi şaşırtan bir kararla, AI konusuna 13 milyar dolar yatırım yapacaklarını açıklamıştı.

Oyun bir anda "Herkese bedava yapay zekâ vereceğim" amacıyla yola çıkan OpenAI'nın etki alanından Microsoft'a geçmişti.

Tabii bu da Google'ın geri kalmasına yol açmıştı.

2023 yılının Şubat gününe geldiğimizde; Google işte bu gecikmenin verdiği acelecilikle kendi uygulaması olan BARD'ı, her biri yırtıcı birer kaplan olan gazetecilerin ve seçilmiş uzman kişilerin önüne attı.

Ama belki de Google tarihinin en büyük hatalarından birini yaptılar.

Bir gazetecinin sorduğu soruya Google'ın yapay zekâsı ne cevap verdi?

Deneme gösterisine katılan gazetecilerin biri BARD'a şu çok basit soruyu sordu:

“Bana James Webb Uzay Teleskopu çalışmaya başladıktan sonra yaptığı 3 buluşu söyleyebilir misin?”

Bilimsel konularla ilgili bir insanın kolayca cevap verebileceği bir soruydu.

BARD ilk üç keşfi doğru bildi.

Verdiği üçüncü cevap şuydu:

“Güneş sistemi dışındaki bir planetin ilk defa fotoğrafını çekti…”

Google hisselerinden 144 milyar götüren cevap 

Salonda bir sessizlik oldu.

Ama kısa süre sonra dünyanın önde gelen ajansları haberi geçmeye başladı. Aynı anda X üzerinden de bir mesaj bombardımanı başladı.

Çok iddialı Google projesi BARD, daha ilk uygulamasında resmen “çuvallamıştı…”

Google'ın ana şirketi ALPHABET, o gün borsada 144 milyar dolar değer kaybetti.

Hisseleri 7.7 puan düştü.

Cevap yanlıştı, çünkü güneş sistemi dışındaki bir planetin ilk fotoğrafı 14 yıl önce Güney Avrupa Teleskobu denilen VLT (Very Large Telescope) tarafından çekilmişti.

AI alanında gecikmenin verdiği ve rakiplerin bir an önce yakalanması telaşı ile alelacele teste çıkarılan BARD'ın hayatı o gün bitti.

İçinde “zekâ” kelimesi geçen bir uygulamanın bu kadar basit bir soruya cevap verememesini anlamak mümkün değildi.

Doğru cevabı 20 saniyede nereden buldum?

Bu haberi okuduğumda verilen bilgi sadece Google'a bir soru sorulduğu, onun da cevap veremediği şeklindeydi.

Doğal olarak sorulan soruyu, yanlış cevabı ve cevabın doğrusunu merak ettim.

Merak eden bir insan ne yapar?

Ben de herkes ne yaparsa onu yaptım ve bu üç konuyu yapay zekâsız, bildiğimiz Google'a sordum.

Üç sorunun cevabı da aynı anda geldi ve doğrusu geldi.

Yani manzara kötüydü.

Google yapay zekâsı, bildiğimiz Google'dan daha daha bilgisizdi.

Abartılı söyledim ama bu olay Google'ın AI çalışmalarının karizmasını epey çizdi.  

Bu olay gözleri yine Microsoft'a çevirdi.

Özellikle de onun CEO'su Satya Nadella'ya…

Bill Gates

Gözler bir anda "Bill Gates Saati"ne döndü 

İşte o günlerde Amerikan işletme ve şirket çevrelerinde yeni bir kavram konuşulmaya başlandı.

“Bill Gates Time…”

Yani “Bill Gates Saati…”

Microsoft, Bill Gates tarafından kurulmuş müthiş bir şirketti.

Dijital devrimin ve özellikle masaüstü bilgisayarlar döneminin yanına yaklaşılamayacak lideriydi.

Windows hepimizin bilgisayarının "onsuz olunamaz" yazılımıydı.

Bu başarı bir anda Bill Gates'i sadece teknoloji alanında değil, sosyal ve kültürel hayatın başka alanlarında da büyük rol modeli haline getirdi.

Kral, sultan, padişah olmak güzeldir ama...

Ne var ki 2000'li yıllara gelindiğinde Microsoft bu ezici başarısının esiri haline gelmeye başladı.

“Consumers product” yani bireysel tüketim ürünleri yazarındaki gelişmeleri anlamadı.

Zaten daha önce arama motoru alanını Google'a kaptırmıştı, Apple'ın akıllı telefon devrimini de yakalayamadı.

Artık Bill Gates dönemi kapanmış, Steve Jobs dönemi açılmıştı.

Facebook ve Twitter dönemi pazarda fırtınalar estiriyordu. Dijital teknoloji, şirket masalarından ceplerdeki telefona geçiyordu.

İşte o zaman en önemli soru sorulmaya başlandı.

“Microsoft'un pazarda geri kalmasının ve gecikmenin sebebi nedir ve kimdir?”

Böyle durumlarda patronlar çoğunlukla sorumluluğu kendilerinde değil, şirketin yöneticilerinde ararlar.

Normaldir…

“It's good to be a king…”

Kral olmak, sultan olmak, padişah olmak güzeldir.

“Sen git, o gelsin” komutu sende olduğu sürece hiç mesele yok.

Patron, yoksa senin mi gitme saatin geldi?

Ama Microsoft'ta durum hiç de öyle değildi.

Gecikmenin en büyük sorumlusu bizzat tepedeydi ve “kurucu babaydı.”

O zaman anlaşıldı ki artık Bill Gates'in gitme zamanı geldi.

Bill Gates 1960'larda Byrds'in söylediği “Turn, Turn, Turn” şarkısıyla gençliğini yaşamış bir nesildendi.

Ne diyordu o şarkıda?

“Gitmenin de bir zamanı vardır.”

Yani “Bill Gates Time” zamanı gelmişti.

Kurucu baba gidiyor, mahalle çocuğu geliyor 

Ayrıldı ve onu izleyen yıllarda şirketin başına kimsenin beklemediği bir insan geldi.

Satya Nadella.

Hindistan'ın Haydarabad şehrinde doğmuş, öyle çok insanın adını bilmediği biriydi.

2014 yılında önce Microsoft'un CEO'su oldu.

Sonra bir zamanlar kurucu babanın, yani Bill Gates'in elinde olan Yönetim Kurulu Başkanlığını aldı.

Artık sıradanlaşmış bir yazılım şirketi olan Microsoft'u yeniden tarif etti.

Ve Microsoft'u “Bulut” teknolojisine soktu.

Böylece 2024 yılının ilk çeyreğinin sonuçlarına geldiğimizde üç büyük teknoloji şirketi Google, Microsoft ve Amazon dünya bulut pazarının yüzde 76'sına sahipti.

Sani Şener

Mahalle çocuğunun 13 milyar dolarlık cesareti 

Ama Microsoft'un daha büyük atağı iki yıl önce AI konusu tam popülerleşip hayatın her alınan girmeye başladıktan sonra geldi. 

Satya Nadella çok cesur bir kararla AI alanına muazzam bir para yatıracağını açıkladı.

Böylece Microsoft bir zamanlar Bill Gates'in adını bile duymaya dayanamadığı Google'ı geçiyordu.

Nasıl olmuştu bu?

Dünyanın ilk dijital devi olan Microsoft'un kurucu babasının en tepedeki koltuğundan kalkmasıyla gelmişti başarı…

Çünkü patronun başarı duygusu rekabette geri kalmasına yol açmıştı.

Kurucu babanın koltuğu, iddialı ve başarı tutkusuyla yanıp tutuşan bir yöneticiye bırakma zamanı gelmiş ve hatta geçmişti.

"Bill Gates Saati" saat kaça ayarlıdır?

Bazılarının, kurucu babaların “Bill Gates Saati” şirketin performansının düşmeye, gerilere gitmeye başladığı zaman gelir.

Zoraki çaldırılmış bir alarm saatidir bu.

Ama bazı kurucu babalar, o koltuktan başarının zirvesindeyken kalkar.

Çünkü bilirler ki başarının en büyük düşmanı başarı duygusu, zafer sarhoşluğudur...

İşte bu noktada, yazının girişindeki Can Yücel dizeli mektuba geliyorum. 

TAV şirketinin kurucu ortaklarından olan, bugüne kadar şirketin CEO'luğunu ve yönetim kurulu başkanlığını yapan efsaneleşmiş ismi Sani Şener'e yani.

Geçen hafta gönderilen mektupta neler yazıyordu?

Sani Şener, geçen hafta Can Yücel'in bu dizeleri ile başlayan bu mektupla bütün çalışma arkadaşlarına veda etti.

Son olarak oturduğu Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevinden de ayrıldı.

Böylece bir konteynır içinde 4 kişiyle başlayan 27 yıllık bir hikâyenin de yeni bir dönemi geldi.     

O küçük konteynırdan bugün muazzam bir dünya devi çıktı.

Sani Şener, "Çok değerli çalışma arkadaşlarım” diye başlayan mektubunda bu 27 yılın bilançosunu açıkladı.

Bu aynı zamanda, 1997 yılında Atatürk Havalimanı’nın yapımı ile başlayan TAV Havalimanları hikâyesi.

"Arkadaşlar, vakti geldiği için gidiyorum"

Mektubunda, “Vakti geldiği için gidiyorum” diyor ve devam ediyor:

“TAV Havalimanları’nın kurucu ortağı olarak her zaman sizlerle ve şirketimizle gurur duydum.

Atatürk Havalimanı’nda 1 konteynırın içinde 4 kişiyle başlayan bir hikayeden bir dünya markası çıkardık.

Dünyanın sayılı firmaları arasına girdik.”

Sani Şener bu 27 yıl içinde neleri başardıklarını tek tek anlatıyor.

Atatürk Havalimanı'nda başlayan bu şirket, şimdi dünyada değeri 20 milyar dolara varan havalimanlarının işletmecisi.

27 yılda 13 majör kriz yönetmek...

Ama hepimiz biliyoruz ki, Türkiye gibi bir ülkede sadece finansal başarı yazmak sizi 27 yıl o koltukta oturtmaya yetmez.  

Asıl başarı hikâyesi krizleri yönetmeyle yazılır.

Bu 27 yılda neler gelmiş neler gitmiş...

Veda mektubunda bunun da hesabını veriyor ve diyor ki: 

“1999 depremini, 2001 ekonomik krizini, Afganistan Savaşı'nı, Irak Savaşı'nı, 2007 küresel krizini, Arap Baharı'nı, Atatürk Havalimanı’nın teröristlerce bombalanmasını, Türkiye’nin diğer yerlerindeki terör hadiselerini ve bunların yolcu seyahatleri üzerindeki etkisini, 15 Temmuz darbe girişimini, 2018 ekonomik krizini, pandemiyi, Rusya-Ukrayna Savaşı'nı yaşadık…"

Dile kolay; 27 yılda 13 majör kriz yönetmiş.

Üstelik bütün bunlar yaşanırken havalimanı sayısını 8 ülkeden 15’e, yolcu sayısını 10 milyon yolcudan 100 milyon yolcuya çıkarmış.

Sani Şener, bu performansı arkadaşları ile birlikte gidip Harvard'da anlattı.

Sani Şener, 1 Mayıs gününden itibaren görevini devretti.

"TAV Havalimanları’nın yönetiminden ayrılıyor ancak şirketin ortağı olarak kalmaya devam ediyorum."

Yönetici olarak ise sadece TAV İnşaat'ta çalışacak.

Ondan boşalan yönetim kurulu üyeliğine Jean Michel Vernes getirilecek.

TAV İcra Kurulu Başkanlık koltuğuna ise onun yanından yetişmiş yönetici olan Serkan Kaptan gelmişti. 

Böylece TAV'da yeni bir dönem başladı. 

27 yılda 13 majör kriz yönetmek...

Tam da "Bill Gates Saati"nde yazılmış son sözler 

Sani Şener mektubunu şeyle bitiriyor:

“Biz mühendisler iş yaşamımızdaki hedeflere 'ömrümüzün kilometre taşları' deriz.

Çünkü işimiz, ömrümüzdür.

Ben de kalan ömrümün nasipse diğer kilometre taşlarına ulaşabilmek için gidiyorum…

Kalanlara selam olsun…”

Byrds'in 60'lı yıllar şarkısı ne diyordu?

“Bill Gates Time” kavramını çok güzel anlatan bir mektup bu.

Türkiye'de birçok şirketin kurucu babalarına, çok uzun süre görevlerde kalmış yöneticilerine de uyarı olabilecek bir örnek olarak anlattım.

Ne diyor Byrds'in şarkısı?

“Gitmenin de bir zamanı var.”

Önemli olan; ne zaman gidileceğidir.

Benim uzun sürmüş bir yöneticilik döneminden çıkardığım ders şudur:

"En iyisi başarının doruğundayken gidebilmektir…”

Geriye işte böyle uzun yıllar konuşulacak bir “ayrılık hikâyesi” bırakırsınız.

Bu da sizi mutlu eder.

(*) NOT: Yazı yayınlandıktan sonra Muhsin Kızılka’dan bir not geldi. Sani Şener’in mektubunda kullandığı dizeler Can Yücel’in değilmiş. Sosyal medyada dolaşan sahte bir şiirmiş. Can Yücel uzmanı olmadığım için bilmiyordum mektuptan alıp aynen kullandım.


Bu yazı ANN Türkiye'den alınmıştır.