Gündem

Ezidi vekil: Bize kirvelerimiz ihanet etti

Ezidilere yardım götürürken düşen helikopterde yaralanan Ezidi vekil, Irak'ta yaşananları anlattı

18 Ağustos 2014 12:35

Ezidi milletvekili Vilan Daxîl, Irak’ta Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yaptığı katliamları anlattı. Daxîl, “Bize asıl ihaneti komşularımız yaptı. IŞİD’i oraya onlar getirdi. Güya dostlarımız, tanıdıklarımız, kirvelerimizdi. Böyle bir şey yapmazlar diyorduk. Onlar saldırınca kuvvetimiz kırıldı” dedi.

Özgür Gündem gazetesinden Ersin Çaksu ve Önder Elaldı, Ezidi vekil ile, IŞİD’den kaçan Şengal Dağı’ndaki Ezidilere yardım götüren helikopterin düşmesi sonucu tedavi gördüğü İstanbul’daki hastanede görüştü. Özgür Gündem’de yayımlanan röportaj şöyle:

 

Kirvelerimiz ihanet etti!

 

Hastanede görüştüğümüz Êzidî vekil Viyan Daxîl, Şengal katliamına ilişkin gazetemize çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Katliamın en büyük sorumlusunun kirveleri olduğuna dikkat çeken Daxîl, ‘Bize asıl ihaneti komşularımız ve kirvelerimiz yaptı. IŞİD’i onlar getirdi’ dedi

 

Kirvelerimiz IŞİD’le birleşti

 

IŞİD çetesinden kaçarak Şengal Dağı’na sığınan Êzidî halkına yardıma giderken helikopteri düşen ve yaralanan Daxîl, İstanbul’da tedavi görüyor. Hasta yatağında gazetemize konuşan Daxîl, “Bize asıl ihaneti kirvelerimiz yaptı. Onlar IŞİD’le birlikte saldırınca kuvvetimiz kırıldı” dedi.

 

Canla başla savunmalıyız

 

Bazı Arap aşiretlerinin saldırıda aktif rol aldıklarını belirten Daxîl, “Onlar kirvelerimizdi, beklemiyorduk” dedi. Şengal’e özel statü verilmesi gerektiğini de vurgulayan Daxîl, “Bütün Kürdistan, Êzidîlerin yardımına koşmalı. Birlik olarak topraklarımızı canla başla savunmalıyız” dedi.

 

Asıl ihaneti kirvelerimiz yaptı

 

Viyan Daxîl’i Irak Parlementosu’nda Êzidî halkının yaşadığı katliamı dünyaya duyuran çığlıklarıyla tanıdık. Kendisi de Êzidî olan Daxîl, halkına yardım ulaştıran bir helikopterin düşmesi sonucu yaralandı. Tedavi için Türkiye’ye getirilen Daxîl ile hastanede görüştük. Daxîl, Şengal’deki katliama ve sürgün giden Êzidî halkı için neler yapılacağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katliamın en büyük sorumlusunun komşularının olduğuna dikkat çeken Daxîl, katliamlarda hep önümüze çıkan bir trajediyi şu şekilde özetledi:

“Bize asıl ihaneti komşularımız yaptı. IŞİD’i oraya onlar getirdi. Güya dostlarımız, tanıdıklarımız, kirvelerimizdi. Böyle bir şey yapmazlar diyorduk. Onlar saldırınca kuvvetimiz kırıldı”.

Birçok ülkeye dağılan halkı için de Birleşmiş Milletler öncülüğünde kampların kurulması gerektiğini söyledi. Ardından da farklı ülkelere sürgün giden özellikle Müslüman ülkelere dağılan Êzidîlerin beyaz soykırımla karşı karşıya kalabileceğine vurgu yaparak inanç özgürlüğünün olduğu yerlere göç etmek istediklerini ifade etti. Ayrıca Şengal ve Kürdistan’ın birlik ruhuyla savunulması gerektiğine vurgu yaptı.

 

Öncelikle sağlık durumunuzu sorarak başlamak istiyoruz. Durumunuz nasıl, kendinizi iyi hissediyor musunuz?

Şimdi daha iyiyim. Teşekkür ederim. 

 

Helikopter kazası nasıl gerçekleşti, kazaya ilişkin neler söylemek istersiniz?

Şengal Dağı’nda mahsur kalan halkımız için helikopterle yardım götürmüştük. Peşhabur’dan yola çıktık. Biraz yiyecek, su ve ilaç götürmüştük. Bunları teslim edip, oradan da yaşlı, çocuk ve ağır hasta olan bazı kişileri alacaktık. Duhok’a dönecektik. Orada o erzağı indirip ve bazı hastaları aldıktan kısa bir süre sonra helikopterimiz düştü. 

 

Şengal’de nasıl bir manzara ile karşılaştınız, oradaki tabloyu biraz anlatabilir misiniz? 

Durum çok kötüydü. Birçok yaşlı, kadın ve çocuk orada perperişan haldeydi. Dağın zirvesine iniş yaptık. Hâlâ aşağıdaki yamaçlardan tepeye doğru tırmanış vardı. Halk tepeye doğru çıkmaya çalışıyordu. Durumları çok kötüydü. Küçücük çocuklar, yaşlılar, hasta ve hamile kadınlar gördük. Helikopterden hemen hemen çoğunu izledik. Elimizden bir şey gelmiyordu. Sadece izlemekle yetindik. 

 

Peki orada bir özsavunma gücü var mıydı? Halkın güvenliğini kim sağlıyordu? 

Bulunduğumuz yerde peşmerge vardı, PKK vardı, YPG vardı. Şengalli gençler vardı. Güvenliği onlar sağlamaya çalışıyorlardı. Ama halkın çekildiği Şengal Dağı küçük bir dağ veya bölge değil. Geniş bir alan ve halk bu alana dağılmıştı.

 

Şimdi IŞİD’in bu saldırılarından sonra Êzidî halkı dört bir tarafa dağıldı. Güney, Kuzey ve Rojava Kürdistanı’na da dağıldı. Yine Avrupa’ya gitmeye çalışanlar var.

Evet ortada çok zor bir durum var. Halkımız yerinden yurdundan edildi. Bu halkın daha fazla dağılmaması için acil olarak kampların yapılması gerekiyor. Orada kısmi de olsa ihtiyaçları sağlanırsa belki bu kadar darmadağın olmazlar. Bu Kuzey’de olabilir, Güney’de olabilir, Rojava’da olabilir. Bu kamplar Birleşmiş Milletler güvencesinde olursa çok daha iyi olur. Destek gerekiyor. Yardımlar gerekiyor. Halkımız Zaxo’da, Duhok’ta oraya buraya dağılmış durumda. Ve durumları da çok kötü. Bizim böyle bir çözüm umudumuz var. Beş gündür buradayım. Çok sayıda parlamenter, siyasetçi ve dost ziyaretime geldi. Ben bunları onlara da aktardım. Umuyorum ki onlar da bunun üzerine düşecekler. 

 

Êzidîlerin tekrar Şengal’e, Şêxan’a veya Laleş’e dönme durumu nasıl olacak?

Evet, halkın Şêxan, Laleş gibi yerlere dönüşü gerçekleşecektir. Ama Şengal şimdilik biraz zor görünüyor. Çünkü Şengal’de evlerimizi yıktılar, halkın evini eşyasını talan ettiler. Kadınlar kaçırıldı. İnsanlar katledildi. Bunların hepsi çok büyük acılar. Büyük trajediler. Bizim tek sorunumuz IŞİD olmadı. Bize asıl ihaneti komşularımız yaptı. O Arap komşularımız bizim evlerimizi talan etti. Onlar IŞİD’i oraya getirdiler. 

 

Öyle ciddi bir destekleri oldu mu?

Tabi tabi onlar yaptı. Bir IŞİD’liler Afganistan’dan mı gelmiş, Pakistan’dan mı gelmiş ya da Suudi Arabistan’dan mı gelmiş, onlar öyle tek başlarına yapamazlardı. Bir kanepeyi veya ev eşyasını alıp ne yapacaklar. Asıl hainlik içerisinde olan komşularımız oldu. Halkın eşyalarını çaldılar. Talan ettiler...

 

Daha önce kadınların kaçırıldığını ve pazarlarda satıldığını söylediniz. Elinizde herhangi bir sayı var mı?

Oradayken, yani bu hadise olmadan önce, yaklaşık 600 kadın kaçırılmıştı. Fakat önceki gün Koço Köyü’nde 150 kadının daha kaçırıldığı bilgisi geldi bize.

 

Irak Parlamentosu’nda bir çığlığınız oldu dünyaya. Êzidî halkına karşı çıkarılan 73’üncü fermana karşı bir çığlığınız oldu. Bu çığlık katliamın görünür kılmada önemli rol oynadı...

Evet ben bir Kürt partisinin milletvekiliyim ama aynı zamanda Êzidî halkının temsilcisiyim orada. Parlamento’daki beyanımdan 2 gün önce Êzidî katliamı başlamıştı. Bu acıyı yakından biliyordum. Çok kötü şeyler yaşadıklarını biliyordum. Onları orada anlatmak istedim. İyi de oldu. Bütün parlamento beni destekledi. Bütün siyasi partiler ve Irak hükümeti ve Kürdistan hükümeti destekledi. Dünya’da da bunun bir etkisi oldu diye düşünüyorum. Orada elimden gelen oydu.

 

Êzidî halkımızın göç ettiği yerlerde din değiştirme ve beyaz soykırım politikalarına maruz bırakılmaya çalışıldığına dair haberler geliyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Yok yok bunu kabul etmeyiz. Nerede olursa olsun biz bunu kabul etmeyiz. Eğer bir yerlere gideceksek de inanç özgürlüğünün olduğu yerlere göç ederiz. Bu da Avrupa gibi ülkeler olabilir ancak. Arap ve İslam ülkelerine gitmeyiz. İslam ülkelerine gitmek istemiyoruz. Buralarda da zorluklardan ve baskılardan kurtulacağımızı düşünmüyorum. 

 

Şengal’e tekrar dönüş sağlanırsa nasıl model öngörüyorsunuz, Şengal nasıl bir statüde olmalı?

Şimdi benim bazı barış ve insan halkları örgütleriyle görüşmelerim var. Yine Birleşmiş Milletler nezdinde görüşmelerimiz olacak. Kendi topraklarımızda güven içerisinde yaşamak için özel bir statü talep edeceğiz. Uluslararası güvence altında olacak burası. Bu Birleşmiş Milletler olabilir. Bunlarla görüşmelerim var. Umarım olacak.

 

Topraklarımızı birlikte savunmalıyız

 

Şimdi Şengal’de Şengal Direniş Birlikleri kuruldu. Birliklere ne söylemek istersiniz?

Öncelikle hepsine teşekkür ediyorum. Şimdiye kadar orada bizi savunan herkese teşekkür ediyorum. Bundan sonra da birlik olmalıyız artık. Birbirimizin elini tutmalıyız artık. Ve Şengal’imizi kurtarmalıyız. Bundan sonra da birbirimizin bu birlik elini bırakmamalıyız. Topraklarımızı el birliğiyle savunmalıyız ve bu birlik ruhunu yarınlara taşımalıyız. 

 

IŞİD’le bir olup saldırdılar

 

Oradan göçen halkın büyük bir bölümünün silahlarının olmadığı söylendi. Eğer silahlar olsaydı öyle kolay giremezlerdi deniliyor. Gerçekten silahlar yok muydu?

Elimizdeki silahlar hafif silahlardı. Küçük bireysel silahlardı. IŞİD’in gelecek olan gücünün de o kadar fazla olacağını tahmin etmedik. Gelecek kişilerin sayısı üç yukarı beş aşağı bellidir diyorduk. Ona göre de silahımızı hazırladık. Çevremizdeki Arap köylerinin de onlarla birlikte hareket edeceğini tasavvur edemedik. Onlar da IŞİD ile bir olup saldırdılar. Bunu tahmin etmiyorduk. En fazla 200-300 kişinin geleceğini düşünüyorduk. Elimizdeki silahlarla da kendimizi savunur püskürtürüz diye düşünüyorduk. Fakat o çevremizdeki köyler, güya dostlarımızdı, tanıdıklarımızdı, kirvelerimizdi. Araplar komşularımızdır, böyle bir şey yapmazlar diyorduk. Onlar saldırınca kuvvetimiz kırıldı. Kirvelerimizdi bunlar ama gelip evlerimizi talan ettiler ve insanlarımızı katlettiler. Beklemiyorduk açıkçası. 

 

Viyan Daxîl kimdir?

 

1972 yılında Musul’da dünyaya geldi. Babasının görevi nedeniyle Musul, Şengal, Rewandûz ve Hewlêr gibi birçok kenti yaşadı. İlk ve ortaöğretimini Hewlêr ve Şengal’de tamamladı. Laboratuvar bölümünü okudu. Masterını da cilt hastalıkları üzerine yaptıktan sonra Selahaddin Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Son iki dönemdir de Irak parlementosu milletvekilliğini yapıyor.