Gündem

Fehmi Koru: Akif Beki bunu nereden çıkarmış anlamadım

"Neyse; yazdıklarımı okumaya yine de devam etsin"

12 Ekim 2018 13:43

Fehmi Koru*

Karar yazarı Akif Beki bugünkü yazısında benim Cemal Kaşıkçı olayının CIA ve Mossadtarafından tezgahlandığı iddiasında bulunduğumu yazıyor. Bunu nereden çıkarmış anlamadım. Ben yalnızca bu iki örgütün geçmiş eylemlerini istihbarat birimlerinin bu tür işler yaptıklarına dair örnekler olarak vermiştim.

Ameliyat sırasında narkoz altında kalan benim, ama kafası karışan o.

Neyse… Yazdıklarımı okumaya yine de devam etsin, zihni açılacaktır…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Macaristan dönüşü, gezisini izleyen basın mensuplarına, Cemal Kaşıkçı olayı ile ilgili şu sözleri de sarf etti:

‘‘Bir başkonsoloslukta, bir büyükelçilikte kamera sistemlerinin olmaması mümkün mü? Olayın cereyan ettiği Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda kamera sistemlerinin olmaması mümkün müdür? Yani buradan bir kuş uçsa, buradan bir sivrisinek çıksa bu sistemler bunu yakalar ki, onlarda bu sistemlerin en ileri dereceleri vardır.’’

Cümledeki ‘kuş’ anlaşılabilir bir şey, hatta ‘sinek’ de dese şaşırmazdım, peki ya ‘sivrisinek’?

Sorumun anlamı

ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki ‘Soğuk Savaş’ ABD’nin üstünlüğüyle sona ermişti, hatırlayacaksınız. O dönemde ABD başkanı Ronald Reagan‘dı. Siyasete meraklı Hollywood aktörü Reagan önce Kaliforniya valiliğine soyunmuş, ardından Beyaz Saray yarışına katılarak başkan seçilmeyi başarmıştı.

Count de Marenches ile Ronald Reagan Oval Ofis’te..

İlk yaptığı işlerden biri, hem de başkanlığı teslim almadan önce, Fransızlar’ın efsanevi istihbarat şefi Kont Alexadre de Marenches‘le görüşmek olmuştu Reagan’ın…

‘Dördüncü Dünya Savaşı – Terörizm Çağında Diplomasi ve Casusluk’ (‘The Fourth World War – Diplomacy and Espionage in the Age of terrorism’) adlı kitabında Kont de MarenchesReagan‘ın kendisini “Hah, Rusların Afganistan’ı işgal edeceğini günü ve saatine kadar öngörebilmiş adamla sonunda tanışmış oluyorum” diye karşıladığını yazıyor.

Paris’te kendisini 1979 yılı Aralık ayında ziyarete gelen ünlü bir Amerikalı gazetecinin (Newsweek‘ten Arnaud de Borchgrave‘in), “Dikkatimi hangi ülke üzerinde yoğunlaştırmamı tavsiye edersiniz?” sorusuna, de Marenches şu cevabı vermişti:“Afganistan’ı tavsiye ederim; Sovyetler’in orada bir şeyler pişirdikleri yönünde sağlam istihbaratımız var.”

Kabil’e vardığının ertesi günü sabahı ülkeyi işgale gelen Sovyet tanklarının sesiyle uyanmıştı Amerikalı gazeteci…

CIA’nin öngöremediğini bilen adamdır Fransız istihbaratçı.

Reagan ikinci kez Beyaz Saray’da ağırladığı Fransız muhatabına Sovyetler’i nasıl dize getirebileceğini sorar.

Sonrasını bir yıl önceki bir yazımdan aktarayım:

“Bu defa Oval Ofis’te geçer konuşma.

Fransız istihbaratçı, ‘Bu tür bir savaşta iki yöntem izlenebilir’ der ve devam eder: ‘Yoğun yöntem veya akılcı yöntem. Oraya bir milyon asker gönderemeyeceğimize göre ‘sivrisinek operasyonu’nu denemeliyiz…’

‘Sivrisinek operasyonu mu? O da ne?’

“Elbette sivrisinek ayıyı öldüremez, ama sürekli rahatsız ederek onu uykusuz bırakacak, yemekten ve içmekten kesilecek hale getirebilir. Sivrisinek ayıların en tehlikeli düşmanıdır.”

Cemal Kaşıkçı olayı devlet düzeyinde konuşulurken, birileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a, bu gerçek hikayeyi aktarmış olabilir mi?

Devletler devletleri ‘sivrisinek operasyonları’ ile de meşgul eder, dikkat edilmezse dize de getirirler…

Yanlış ve daha büyük yanlış

Dünya basını, tahmin edilebileceği gibi özellikle ABD basını, Cemal Kaşıkçı olayını yakın takibe almış görünüyor. Yerli-yabancı gazeteler bazısı makul çoğu akıl almaz ayrıntılarla dolu. Daha ilk günden adamın İstanbul’daki başkonsoloslukta öldürüldüğü, parçalara ayrılarak binadan çıkarıldığı, bunu iki özel uçakla ülkemize gelen ekiplerin becerdiği, ekibin üyelerinin Suudlu askerler olduğu bilgisini sundu gazeteler…

Nereden aldılar bu ve buna benzer bilgileri?

Adres yine aynı gazetelerde: ‘Türk güvenlik birimlerinden kaynaklarımız’ diyor gazeteler…

Hem de “İsmini açık seçik yazamayacağınız kaynakların verdiği bilgileri kullanmayın” diyen kendi ilkelerini çiğneyerek…

Kimse o tür bilgilerin arkasındaki kaynak, onu durdurmak gerekiyor.

Verdiği bilgiler ve doğal sonucu olan Kaşıkçı‘nın öldürüldüğü ve parçalandığı senaryosu doğruysa da yanlış bu yapılan, doğru olmadığı anlaşılırsa daha da büyük yanlış…

Gelen eylem ekibinin kalabalıklığı bunların ‘öldürme timi’ olmayabileceğinin işareti. ‘Terörle topyekün mücadele’ yaparken dünyanın çeşitli köşelerinden hedef seçtikleri kişileri kaçırıp bazı dost ülkelerde (CIA’nin bu programına 54 ülke kolaylık sağlamış bulunuyor) işkenceye tabi tuttuktan sonra, doğdukları ülkelere (Mısır’a, Suudi Arabistan’a, Suriye’ye) teslim eden Amerikalıları taklit ettikleri anlaşılıyor Suudluların… [Bu yapılanın bir adı da var: ‘Rendition’.]

Büyük ihtimalle Kaşıkçı‘yı kaçırmak üzere İstanbul’a geldi o ekip. Suudlu muhalif gazeteciyi ya kendileriyle birlikte Dubai veya Kahire’ye götürdüler ve orada tutuyorlar, ya da ilk sorgusundan sonra İstanbul’da bıraktılar. [İlk ihtimal daha makul. Ancak yine de, Başkonsolosluk ve rezidansta yapılacak keşfe gidecek Türk uzmanlar, öncesinde, gizli bir oda bulunma ihtimaliyle o iki binanın mimari planlarını titizlikle gözden geçirerek göreve hazırlansalar iyi olur.]

Türkiye’nin de son zamanlarda başka ülkelerden kendi terörle mücadelesi için bazı kişileri derdest edip kaçırması Suudluların eylem için ülkemizi seçmelerinde rol oynamış olabilir.

Sivrisinek ile başlayıp nereye geldik. Bakalım daha nerelere gideceğiz…

*Bu yazı fehmikoru.com'dan alınmıştır.