Gündem

Hayatını iş cinayetinde kaybedenlerin aileleri 2 yıldır vicdan nöbetinde

Erdinç Eroğlu: Sizlere sesleniyorum yoldan geçenler, bu olaylar sizin başınıza geldiği zaman mı aklınız başınıza gelecek?

05 Haziran 2014 18:57

Hayatını iş cinayetinde kaybeden işçilerin Adalet Arayan Aileleri 20 Mayıs 2012’den beri Vicdan ve Adalet Nöbeti tutuyor. İlk aylarda her pazar günü toplanan aileler, sonrasında nöbetlerini her ayın ilk pazarı saat 13:00’te Galatasaray Lisesi’nin önünde tutmaya başladı. Amaçlarından biri kimilerinin kader, kimilerinin kaza, hatta kimilerinin de “fıtrat” dediği, çalışırken ölmenin, her birinin aslında önlenebilir olduğunun toplumun ortak bilincine yerleşmesini sağlamak. Bir diğeri, yakınlarını kaybettikleri iş cinayetlerine dair açtıkları ceza davalarında gelinen noktayı ve Davutpaşa’dan Kozlu’ya, Esenyurt’tan Arka Sıradakiler dizi setine, onlarca işyerinde hayatını kaybedenlerin davalarında adaletin takipçisi olduklarını kamuoyuyla paylaşmak. Birbirlerini daha önce hiç tanımayan aileler, her gün 4 ila 8 işçinin çalışırken öldüğü bir memlekette acılarının ve adalet mücadelelerinin etrafında biraraya geldiler; tüm sorumlular yargılanıp cezalarını çekene ve artık tek bir iş cinayeti olmayıncaya kadar devam etmeye kararlılar. Bu metin, 1 Haziran 2014’teki Vicdan Nöbeti’ndeki bir konuşmanın dökümü. Konuşanlar, kendi davalarından çok Soma’daki acıya ve sorumsuzluğa odaklanmıştı, anlaşılabileceği gibi. Bu konuşma, Soma katliamını kendi acı tecrübesiyle değerlendirdiği için ayrıca önemli.

 

Yoldan geçenler, size sesleniyorum

 

Erdinç Eroğlu

(31 Ekim 2013'te Esenyurt Doğa Hospital'ın çatısına tabela montajına gönderilen, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmaması nedeniyle yüksek gerilim hattından elektrik atlaması sonucu hayatını kaybeden 17 yaşındaki Eren Eroğlu'nun babası)

Hepinize hoş geldiniz diyorum. Türkiye sermayesinin bütün parası kanlı bir para. Bunu niye söylüyorum? İşçi sağlığı ve iş güvenliği için harcanacak paraları maliyet unsuru olarak gördükleri için gerekli tedbirleri almıyorlar. Soma’da 301 işçi kardeşimizin vefat etmesinde de aynı olay, aynı senaryo devam ediyor. Hep daha fazla kazanmak, daha fazla üretim, daha az işçi sağlığı ve iş güvenliği, daha az para harcama, aman iş durmasın, daha fazla üretim yapalım. Limit belli zaten, fakat hep daha fazla, daha fazla.

Dün Kartal’da inşaatta üç işçi kardeşimiz vefat etti. Koskoca site yapıyorsun, elli bin liraya, yüz bin liraya mal ediyorsun, beş yüz bin liraya satıyorsun, elli bin liralık bir sistem kuramıyorsun, yirmi bin liralık bir halat alamıyorsun oradaki işçiler için; ondan sonra Levent’te, Maslak’ta gökdelenleri dikiyorsun. Hepinizin parası kanlı.

Esenyurt’ta  alışveriş merkezi yapıyorsun 220 milyon euro para harcıyorsun (Avrupa’nın her yerinde bu alışveriş merkezleri yapılıyor, bir işçi ölmüyor), Esenyurt’ta yaptığın o 220 milyon euro’luk binada çalışan insanlara çadırı reva görüyorsun. Böyle bir sistem yok, Türkiye sermayesi aklını başına toplamalı, işçiler için harcananları maliyet unsuru görmemelidir birinci söyleyeceğim olay bu.

İkinci söyleyeceğim, bu tip davalarda kamu yöneticilerinin yargılanamaması, bizim kaybettiğimiz canlarımızın, evlatlarımızın, kardeşlerimizin hesabının sorulmasında en büyük engel. Kamu yöneticisinin suçu var fakat yargılanamıyor, böyle bir şey olur mu ya. Sen suçu işle, usulsüz yere ruhsat ver, denetim yapma, ondan sonra “kader” diyeceğiz, bizim canlarımız gitti “kader” diyeceğiz, mahkemeye çıkacaksın biz sana hesabını soramayacağız. Niye? Bu suçu kim işledi? Sen işledin. Niye hesabını soramıyoruz? E, kamu yöneticisi... Böyle bir zırvalık olmaz.

Bilirkişiler, ya siz nasıl bilim insanısınız kardeşim? Nasıl bilim yapıyorsunuz ya? Hep bu davalarda hep takdir hakkınızı sermayeden yana kullanıyorsunuz. Bütün maden "kazaları"nda aynı, diğer iş cinayetlerinde aynı; takdir yetkinizi hep aman holdingler, işverenler, kamu yargılanmasın diye kullanıyorsunuz. Nasıl bir vicdan var sizde bilirkişiler, buradan sesleniyorum, elbet sesimizi duyacaksınız bir gün, nasıl bir vicdan var? O canların aleyhine nasıl karar veriyorsunuz? O canların suçu çalışmak mıydı, ekmek parası kazanmak mıydı onların suçu? Biz evlatlarımızı holdingler kazansın diye mi yetiştirdik? Şirketlerin, işverenlerin daha fazla paralarına para katmak için mi yetiştirdik? Elbette bu bilirkişiler de zamanı geldiğinde hesabını verecekler.

Hakimler ve savcılar, sizlere buradan sesleniyorum; bu davalarda takdir yetkinizi, takdir hakkınızı hep sermaye için kullanıyorsunuz. Ya nasıl bir vicdan var sizde kardeşim ya, nasıl bir vicdan var? Can gitmiş, hep bizim evlatlarımız suçlu. Hep bizim kardeşlerimiz,  arkadaşlarımız, vefat eden arkadaşlarımız suçlu çıkıyor. Bir yıl iki yıl hapis, para cezası, gönder gitsin. Hepsinde tek tek sorumluluğunuz var. Eve gittiğiniz zaman eşlerinizin, çocuklarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz çok merak ediyorum? Çok merak ediyorum!

Siyasilere geldi, sendikalara geldi sıra. Ey siyasiler, ey sendikalar, sizin asli göreviniz nedir? Mevzuatı, yasaları uygulamak, aksayan mevzuatı ve yasaları değiştirmek, değil mi? Niye değiştirmiyorsunuz? Daha kaç canın gitmesi lazım? Üç yüz yetmedi değil mi, üç yüz bir yetmedi. Beş yüz bir olacak, bin bir olacak, iki bin olacak; yıllık sayı beş binlere çıkacak, siz kazanmaya devam edeceksiniz, dirsek temasınız olan sermayeyle işbirliğine devam edeceksiniz, onlara gene ihale çıkartacaksınız.

Sendikalar, ne zaman aklınız başınıza gelecek? Bizim evlatlarımız örgütlü değil diye, bizim evlatlarımız sendikalı değil diye... Ne yaptınız siz ya işçi sınıfı için, ne yapıyorsunuz? Bir hafta önce, iki hafta önce diyordunuz ki “Soma’nın hesabını soracağız”. Nasıl soracaksınız, böyle mi soracaksınız? Böyle mi soracaksınız? İşbirliği içindesiniz. Hele o sarı sendikalar, hepsi. Hiçbiri affedilecek gibi değil, hepsi dirsek temasına girmiş, hepsi aynı şekilde suçu işlemeye devam ediyor. Her yerde bir kokuşmuşluk var.

Sizlere sesleniyorum yoldan geçenler, bu olaylar sizin başınıza geldiği zaman mı aklınız başınıza gelecek? Ama çok geç olacak. Bizim canlarımız gitti; bizim mücadelemiz sizler için. Bu saatten sonra bir işçi daha hayatını kaybetmesin diye, hiçbir can yanmasın diye. Verilecek cezaların hiçbiri, verilecek tazminatların hiçbiri bizi tatmin etmiyor. Tek mücadelemiz aslında sizler için, daha fazla canlar gitmesin, daha fazla anneler ağlamasın diye. Söylenecek çok söz var, başka arkadaşlarıma da söz vermek istiyorum, hepinize teşekkür ediyorum.