Geri Dön
Paylaş
Politika

HDP’li Beştaş: Neden her telefonu açan Erdoğan’ın sesiyle karşılaştı?

17.07.2017 19:49

“En çok okunan gazete resmi gazete”

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada OHAL’in 3 ay daha uzatılmasını öngören tezkereye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında 15 Temmuz etkinliklerine de değinen Beştaş, “Neden her telefonu açan Erdoğan’ın sesiyle karşılaştı” diye sordu.

Beştaş şunları söyledi: 

“15 Temmuz’un ardından bir yıl geçti, bugün bir yıl iki gün oldu. O gün hepimiz buradaydık, bizim grup başkanvekilimiz de vardı. Bir araya gelindi ve evet, bu korkunç darbeye karşı ortak bir bildiri yayımlandı. Darbe engellendiğine göre demokrasi için adım atma vaktiydi. Ama olay böyle mi oldu? Hayır. 20 Temmuz’da darbe gerçekten büyük bir lütuf olarak kullanıldı ve OHAL ilan edildi.”

“Ortada kutlanacak demokrasi bayramı yok”

“Üç gün sonra 20 Temmuz’un yıl dönümü. OHAL'i kınamak için OHAL darbesini burada konuşmamız gerekiyor, 15 Temmuz kutlamalarını değil. Çünkü ortada kutlanacak bir demokrasi bayramı yok, ortada kutlanacak bir demokrasi uygulaması da yok.

7 Ağustos’ta Yenikapı'yı da yaşadık. Orada demokrasiyle taçlandırılmak istendi ama ruh eksikti çünkü HDP yoktu. Darbe teşebbüsleriyle mücadele edilmesinin tek kanalının demokrasi olduğunu yüksek sesle, ısrarla ifade ettik ama dinleyen olmadı.

O zaman, OHAL ilan edildiğinde Başbakan ve Adalet Bakanı üç ayla sınırlı kalacağı, hatta üç aydan önce kaldırılacağına yönelik mesajlar verdiler. Tabii ki diğer sözler gibi bu söz de tutulmadı ve OHAL'in 1'inci yılı doluyor.”

“En çok okunan gazete resmi gazete”

“En çok okunan gazete Resmî Gazete, biliyor musunuz? Herkes Resmî Gazete'yi dört gözle izliyor çünkü her an ihraç edilebilir, her an ismine Resmî Gazete'de rastlayabilir. Diğer gazeteleri okumanın bir anlamı yok zaten çünkü iktidarın talimatlarıyla yürütülüyor. Binlerce yurttaş mesleğinden ihraç edildi ve bu mağduriyet gitgide büyüdü.”

“İhraçlar birer rakamdan çok daha büyük”

“Binlerce insan tutuklu ve şu anda mahkeme önüne çıkarılmamış binlerce insan var. Bu ihraçlar, bu tutuklamalar birer rakamdan çok daha büyüktür, çok daha geniş alanlar kaplar. Her bir rakam bir hayat demektir, bir aile demektir, bir çevre demektir, bir yaşam öyküsü demektir. O yüzden "110 bin" deyince, "200 bin" deyince kulağa çok basit gelebiliyor ama değil. İşte böyle bir tabloda OHAL'in uzatılması isteniyor.”

Neden telefonu açtığımızda Erdoğan’ın sesiyle karşılaştık?

“Üstüne üstlük, böyle bir ortamda "demokrasi bayramı" diye 15 Temmuz’dan haftalar önce başlayan büyük seremoniler yapıldı. Dün seçim bölgem Adana'daydım, en az 10-15 kişi şunu söyledi: "Bize niye kontör gönderiyorlar?" 1 gigabayt internet gönderilmiş, bir gün telefonlar ücretsizmiş. Ve bir gece önce herkes telefonunu açtığında önce Erdoğan'ın sesiyle karşılaştı. İktidara soruyorum, Bu parayı kimden verdiniz? Neden bedava kontör? Neden bedava internet? Neden herkes telefonunu açtığında Cumhurbaşkanının sesiyle muhatap kılınıyor? Şimdi, burada bir güvensizlik hâli olduğunu söylemeye gerek bile yok.

 15 Temmuz’dan bir gün önce 7.000 kişi ihraç edildi. Bunların önemli bir bölümü kayyum atanan belediyelerde çalışan işçiler, memurlar. Bakanlar Kurulu oturuyor bir kararname çıkarıyor, 10 bin, 20 bin, 30 bin kişi meslekten ihraç ediyor. En son, AKP'nin Genel Başkanı dedi ki: "Ne yapalım, gidip özelde çalışsınlar, onları beslemek zorunda mıyız?’ Kenan Evren'in ruhunun bu ara herhâlde kulakları çok çınlıyordur. O da "Asmayalım da besleyelim mi?’ diyordu.”

“Şaşırmaktan vazgeçmeyin”

“OHAL Türkiye'ye bir gıdım katkı yapmadı. Bırakın katkıyı, bırakın ilerlemeyi OHAL vatandaşın can ve mal güvenliğini, vatandaşın kişisel güvenlik ve özgürlük hakkını, vatandaşın seyahat etme hakkını, vatandaşın çalışma hakkını, vatandaşın işkence görmeme hakkını, vatandaşın demokratik direniş hakkını, vatandaşın siyaset yapma hakkını ortadan kaldırmıştır.

Benim bütün Türkiye yurttaşlarına önerim: Aman, şaşırmaktan vazgeçmeyin, bol bol şaşırın, tepki gösterin. Şu anda Türkiye'de yaşanılanlar, yaşadıklarımızın hiçbiri normal değil. Alışkanlık kavramını reddediyoruz.”