Gündem

KKTC 2. Cumhurbaşkanı Ali Talat: Rumların kafası bu kez çok karışık

"Belki zirvelerin zamanlaması yanlış oldu"

17 Aralık 2018 10:16

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 35. kuruluş yılı, enerji geriliminin ve müzakerelerin tıkanmasının yarattığı 'hayal kırıklığının' gölgesinde kutlandı. KKTC’nin 2. Cumhurbaşkanı ve Annan Planı döneminde müzakere heyetinin başkanı olan Mehmet Ali Talat, müzakerelerde gelinen durumu, bugünün koşullarının kendi döneminden farklarını ve Kıbrıs’ta barış umutlarının ne durumda olduğunu anlattı. Talat, adadaki çözüm müzakerelerinde Rum tarafının verdiği mesajların ilk kez bu kadar anlaşılmaz olduğunu söyledi.

Cumhuriyet'ten Doğa Can Oruçoğlu ve Engin Karaman'ın sorularını yanıtlayan Ali Talat'ın açıklamaları şöyle:

-Deneyimleriniz ışığında bugünkü duruma baktığınızda, sizce çözüme ne kadar yakınız?

Bugünkü durum sanırım 2000’li yıllardan beri yaşadığımız en kötü durum. Ciddi bir diyalog eksikliği var taraflar arasında. Bir taraf bir şey söylediğinde diğer taraf onu ya yanlış anlıyor ya da kuşku duyuyor.  Çünkü özellikle son dönemde yaşanan Mont Pelerin ve Crans Montana zirvelerinin çöküşüyle birlikte ortaya çıkan yeni durumda fikirler havada uçuştu. Yani tutarlı tutarsız, daha önce söylenen ile uyumlu uyumsuz fikirler çıktı. Özellikle Rum tarafından. Ansızın bakıyorsunuz, Anastasiadis “konfederasyonu da tartışalım” diyor. İki devletli çözüm olur mu olmaz mı, Rum basını aracılığıyla konu gündeme getiriliyor. Buradaki ayrılıkçıların iştahını kabartmaya çalışıyorlar herhalde. Çok anlaşılmaz, çok karmaşık fikirler havalarda uçuşuyor. Kendi aralarında da tartışıyorlar. Bir bakıyorsunuz bir parti “Federasyon artık olmaz” diyor, üniter devlet diyor. Sonra iktidar partisiyle bir araya geliyorlar, ikisi de “Tam görüş birliği içindeyiz” diyor. Halbuki iktidar partisi federasyonu savunuyor, onlar federasyon karşıtı. Ne oluyor ne bitiyor, kimse bilmiyor.

-Görev yaptığınız dönemi de düşününce, bugünkü şartlar Türk tarafı açısından daha mı kolay daha mı zor?

İlk başta, bugünkü durumun daha kolay olacağını düşünüyordum doğrusu. Çünkü Anastasiadis sağcı bir adam. Sağın lideri olarak çok daha cesur davranabilir diye düşünüyordum. Bizi inandırmıştı çözüm istediğine. Dolayısıyla büyük bir kolaylık olacağını sanıyordum ama olmadı. Benim müzakere yaptığım dönem ikiye ayrılır. Birisi Papadopulos’tu. O da çok istikrarlı ve tutarlıydı. Ondan sonra Hristofyas geldi. Onunla çok yakın müzakere yaptık. Bir sürü ilerleme sağladık. Ama süremiz yetmedi. Bizim seçimlerimiz geldi. Eroğlu seçildi. 5 yıl her şey durdu. Sonra Akıncı seçilince yeniden görüşmeler başladı. Bu defa karşısındaki Anastasiadis’ti. İyi gitti başlarda, umutlandık, destekledik. Belki zirvelerin zamanlaması yanlış oldu. Çözüme daha yakın olduğumuz bir zamanda belki bu zirveleri toplamak gerekirdi.

-Halkta bir yorgunluk var mı?

Doğru, yordu. Artık insanlar çözüm isteyen liderlere kendi arzularını devrettiler. Onlar uğraşsın, onlar hazırlasın barışı dediler.