Geri Dön
Paylaş
Gündem

Mülkiyelilerden seçim güvenliği raporu; Seçim süresinde yetkililer anayasa ve yasaya uymalı

13.06.2018 19:18

Raporda, 24 Haziran seçimlerine ilişkin anayasal, yasal ve uygulamaya ilişkin sorunlar ve önerilere yer verildi

Mülkiyeliler Birliği Demokrasi Araştırmaları Merkezi, 2 Haziran’da düzenlediği 'Seçim Adaleti ve Güvenliği Çalıştayı'nın raporunu yayımladı. Raporda, 24 Haziran seçimlerine ilişkin anayasal, yasal ve uygulamaya ilişkin sorunlar ve önerilere yer verildi.

Hakan Canduran (Ankara Barosu), Gözde Elif Soytürk (Oy ve Ötesi), Melek Demir (Oy ve Ötesi), Birkan Sarıfakıoğlu (Bilgisayar Mühendisleri Odası), Nejat Taştan (Eşit Haklar İçin İzleme Derneği), Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Prof. Dr. İlhan Uzgel, Kemal Akkurt (Avukat, TESAV), Doç. Dr. Ali Rıza Çoban ve Dr. İlker Gökhan Şen'in katkıları hazırlanan rapor üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde “anayasal düzeydeki sorun alanları”, ikinci bölümde “mevzuat düzeyindeki sorun alanları”, üçüncü bölümde ise “uygulama düzeyindeki sorun alanları” saptanıp alınacak önlemler yer alıyor.

"Hedefimiz hukuk devletini inşa etmek"

Mülkiyeliler Birliği Başkanı Dinçer Demirkent raporun amacını şu sözlerle anlattı: “Bu kurallara uymak için yurttaşın bir mücadele vermesi gerektiği açık. Örneğin herhangi bir sandığa yurttaşın polis çağırabilmesi ne anlama gelir? Geleceğe dönük ikinci amacımız ise gerçek bir seçim adaleti sağlamaktır. Seçim adaletini imkansız kılan yüzde 10 barajının kaldırılması gerekiyor. Siyasilerin sadece muhalefet ettikleri için tutuklanmadığı, gazetecilerin özgürce yazabildiği, bilim insanlarının ifade özgürlüklerini kullandıkları gerekçesiyle alı konmadıkları bir yerde seçim adaleti olur. Ancak hukuk devletinin olduğu bir yerde seçim güvenli ve adil olur. Gerçek hukuk devletini inşa etmek gerçek hedefimizdir."

"Anayasal düzeyde en ciddi sorun OHAL"

Demirkent, 24 Haziran seçimlerinin bugüne kadar görülmedik bir şekilde seçim güvenliği ve adaleti açısından sorunlu bir seçim olduğuna dikkat çekti. Demirkent, anayasal düzeyde en ciddi sorunun OHAL’in seçim güvenliğini tehdit eder boyuta varması olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi ağzından muhalefet mitinglerine katılan seçmenin istihbarat tarafından takip edildiğinin öğrenildiğine dikkat çekti.

"Anayasal düzeydeki sorun alanları ve çözüm önerileri"

Uluslararası raporlara göre, Türkiye’deki seçim standartlarının çok geride olduğunu belirten Demirkent, “Seçim Adaleti ve Güvenliği Raporu”, seçime dair anayasal düzeydeki sorunların ilki olarak yürütmenin müdahale riskini hatırlattı.

İçişleri, Ulaştırma ve Adalet Bakanlarının görevden ayrılıp yerlerine bağımsız isimlerin gelmesi zorunluluğunun kaldırıldığını hatırlatan rapor, anayasaya göre seçim kanunundaki değişikliklerin en az bir yıl geçtikten sonra uygulanabileceğini ancak  bunun 24 Haziran seçimlerinde yapılan düzenlemeyle geçersiz hale getirildiğini vurguladı. Seçim barajının  anayasada yer alan temsilde adalet ve eşit oy ilkelerine aykırılık taşıdığını vurgulayan raporun bu konudaki çözüm önerileri şöyle sıralandı:

"Bütün yetkililer anayasa ve yasaya uymaya çağrılmalı"

Demokratik bir hukuk devletinde OHAL koşullarında da olsa anayasa ve yasalara uyma yükümlülüğü altında bulunan idarecilerin anayasa ve yasaların verdiği yetki dışındaki hiçbir yetkiyi kullanamayacağı açıktır. Dolayısıyla seçim sürecinde bütün yetkililer anayasa ve yasaya uymaya çağrılmalı, kamuoyunda verilecek güçlü güvenceler için ortam yaratılmalıdır.

"Seçimlerin güvenli bir ortamda yapılması esas olarak devletin görevi"

Siyasi partiler ve seçim gözlem kuruluşları mülki amirlerin yasal görevlerini yerine getirmeleri için kamuoyu baskısı oluşturmalıdır. Seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasının  esas olarak devletin görevi olduğu güçlü bir biçimde hatırlatılmalıdır.

"Anayasal siyaset savunulmalı"

 Anayasa’da yer alan temsilde adalet ilkesi gereğince yüzde 10 barajı tüm partiler için kaldırılmadığı takdirde en temel anayasal ilkelerden biri haline gelmiş eşit oy ilkesinin zedeleneceği beyan eden bir anayasal siyaset savunulmalıdır.

"Sandıkların birleştirilmesi sakıncalı"

Rapor özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde uygulanacak taşımalı ve birleştirilmiş sandık sisteminin sakıncalı olduğunu belirterek bunun “sandığa kolay erişim” ilkesiyle çeliştiğini vurguladı. Öte yandan raporun mevzuat düzeyindeki itirazlarında 24 Haziran seçimleri için uygulanacak İttifak Yasası da yer aldı. İttifak Yasası’nda çok fazla muğlak madde bulunduğunun altını çizen rapor, seçmen ihbarıyla kolluk kuvvetlerinin sandık başına gelebilecek olmasına da itiraz ederek bu durumun büyük riskler taşıdığının altını çizdi.

Seyyar sandık uygulamasının erişilebilirlik bakımından olumlu bir adım olarak değerlendirilebileceğini fakat muğlaklıkların giderilmediğini belirten rapor, sandık kurulu başkanlarının hükümete yakın sendika üyelerinden atanması riskinin olduğunu belirtti. 16 ilde toplantı ve gösteri yasağının olduğunu hatırlatan raporun çözüm önerileri ise şu şekilde sıralandı:

"SEÇSİS’in girdileri siyasi partilerin denetimine açılmalı"

SEÇSİS sistemi, uzmanların denetimine açılmalıdır. Saldırı ya da çökme ihtimaline karşı bir Felaket Kurtarma Merkezi oluşturulmalıdır. SEÇSİS’in girdileri de siyasi partilerin denetimine açılmalıdır. MERNİS, UYAP gibi sistemlerden SEÇSİS’e demografik veriler aktarılırken kişisel verilerin korunması sağlanmalıdır.

Seçim Adaleti ve Güvenliği Raporu'nun tamamı için TIKLAYINIZ