Geri Dön
Paylaş
Gündem

Tartışmalar sürüyor, Kudüs neden 'başkent' olarak tanınmıyor?

06.12.2017 09:21

Erdoğan, "Kudüs'ün 'başkent' olarak tanınması hâlinde İsrail ile diplomatik bağları koparabiliriz" demişti

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyarak büyükelçilik binasını buraya taşımak istemesi, üç din için kutsal olan bu kenti bir kez daha gündeme taşıdı. Son olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Kudüs'ün 'başkent' olarak tanınması hâlinde İsrail ile diplomatik bağları koparabiliriz" ifadesini kullandı. Peki yıllardır süren İsrail-Filistin sorunun merkezindeki kent neden İsrail için başkent olarak belirlenirken, dünya tarafından tanınmıyor?

Ortadoğu'da, Akdeniz ve Ölü Deniz'in kuzey sınırı arasında yer alan Kudüs, dünyanın en eski şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu kenti eşsiz yapan özelliklerden en önemlisi üç semavi din olan İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık için kutsal olması.

5 bin yıllık yerleşik hayata sahip kent ve çevresi 1517'de Osmanlı Türkleri tarafından fethedildi. Şehir, Kanuni Sultan Süleyman döneminde zenginlik içinde yaşarken, bu dönem hafızalara barışın hüküm sürdüğü ve yenilikçi bir dönem olarak kazındı. Yine Kanuni Sultan Süleyman döneminde şehri çevreleyen ve bugün Kudüs'ün simgeleri arasında yer alan duvarlar yeniden inşa edildi. 

Osmanlı yönetimi boyunca Kudüs bir vilayet olmasının yanı sıra önemli bir din merkezi olarak da tanındı. Kent, reformlar sayesinde modern posta sistemi, posta araçları ve taşıma hizmetleriyle tanıştı. Bu adımlar da kentin modernleşmesinin önemli bir kanıtı olarak kabul edilir. 

Arap-İsrail savaşı

1917 yılında Osmanlı'nın elinden İngilizlere geçen Kudüs, BM'nin planlarına göre 1947 yılında bölünecekti. Ancak 1948'de patlak veren Arap-İsrail savaşı bu planı alt üst etti. İsrail, savaş sırasında Kudüs'ü ele geçirdi. 1967 yılında ise Altı Gün savaşıyla Doğu Kudüs'ü tamamen işgal etti.

Ancak uluslararası toplum BM gibi düşünüyordu. 1947 yılında hayata geçmesi gereken plan sekteye uğrasa da dünya devletleri son işgali reddederek, Doğu Kudüs'ü İsrail işgali atlındaki Filistin sınırı olarak tanımladı. Bu yüzden İsrail, Kudüs'ü başkent ilan etmiş olsa da uluslarası toplumda bu durum karşılık bulmadı. 

İşte bu yüzden, Kudüs'te hiçbir elçilik binası bulunmuyor. Bunun yerine diplomatik temsilcikler İsrail'in önemli ticaret kenti Tel Aviv'de yer alıyor. 

ABD Kongresi 1995 yılında Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan bir yasa kabul etmiş ancak o tarihten bu yana gelen başkanların tamamı, dış politikadaki yetkilerini kullanarak elçiliği Tel Aviv'de tutmuş ve kentin statüsüyle ilgili yürütülen müzakerelere destek vermişti.

Kudüs; üç dinin başkenti olması ve tarihi nedeniyle İsrail-Filistin sorunun merkezinde yer alırken, Filistin de bu kentin kendi başkenti olduğunu iddia ediyor. İsrail, uluslarası tepkilere rağmen hükümet binalarının hepsini Kudüs'e taşımıştı. 

Batı Şeria'daki yerleşimlerde 400 bin, Doğu Kudüs'te ise 200 bin İsrailli yerleşimci yaşıyor. Buna karşın, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinlilerin sayısı ise 2.9 milyon. Uluslarası hukuka göre bu yerleşimlerin tümü yasadışı...