Gündem

Yeni Şafak yazarından Şanghay İşbirliği Örgütü yorumu: Türkiye ve İran yanlış stratejiler belirlerse çok yıkıcı sonuçları olur

"Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel dengeleri belirleyebilecek bir aktör konumuna nasıl yükselebileceği konusunda çok yönlü çok katmanlı ve derinlikli düşünmesi şart.”

26 Eylül 2022 09:27

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü  zirvesine Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından davet edildiğini hatırlatarak “Şunu söyleyebilecek durumdayız: Rusya, Soğuk Savaş’tan bu yana Batı ittifakı tarafından hiç olmadığı kadar köşeye sıkıştırıldı Ukrayna işgali nedeniyle. Ve Rusya, yakın veya hatta uzak tarihinde hiç olmadığı kadar Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Batı’nın özellikle İngiltere’nin Ukrayna’nın Rusya’yı yenebileceği propagandasını yaptığını yazan Kaplan, şöyle devam etti:

"Bu savaştaki en önemli küresel gelişmelerden biri, alternatif dünya arayışının ilk defa bu kadar aciliyet kesbetmiş (kazanmak) olması ve böyle bir arayışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyan ülkelerin bu konudaki niyetlerini açıkça belli etmekten çekinmemeleri.

Belki de Batı ittifakı dışında yeni ittifaklar peşinde koşturan Rusya, Çin için inanılmaz bir fırsat bu. İran ve Türkiye ise küresel ölçekli bu kaotik ortamdan hem en çok yararlanabilecek hem de en çok zarar görebilecek iki ülkesi dünyanın. Eğer yanlış stratejiler belirlerlerse çok yıkıcı sonuçları olur bunun hem İran hem de Türkiye için.

İran, küresel sistemin İslâm dünyasını birbirine düşünmek için yeri ve zamanı geldiğinde çok iyi kullandığı bir piyonu’dur. Önce bunu bilelim.

İran’ın küresel sistem muhalifliği kamuflajdır esas itibariyle.”

 Kaplan, özetle yazısına şöyle devam etti:

"Eğer Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın Semerkand toplantısı, bilinçli olarak Semerkand’da yapıldıysa bunun sembolik anlamı ve siyasî mesajlarının sanıldığından da güçlü olduğunu söyleyeceğim.

Türkiye’nin önce dengeleri gözeten bölgesel bir güç konumunu pekiştirmesi kaçınılmazlaşıyor bu durumda. Ardından Türkiye’nin hem bölgesel hem de küresel dengeleri belirleyebilecek bir aktör konumuna nasıl yükselebileceği konusunda çok yönlü çok katmanlı ve derinlikli düşünmesi şart.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın