Geri Dön
Paylaş
07.12.2017 00:00

“Faiz lobisi”nin mi, Erdoğan’ın mı dediği olacak?

Yüzde 5’e indirilmesi planlanan enflasyon adım adım yükseldi ve bu hafta başında açıklanan veriye göre Kasım’da yüzde 12.98’e çıktı. 2003’ten bu yana görülen en yüksek seviye. Türkiye’ye sıcak para getiren uluslararası yatırım bankaları, bu hafta yayınladıkları raporlarda  Merkez Bankası’nın el mecbur faiz artışına gideceği öngörüsünde bulundular. Hem de öyle geçen sefer yaptığı gibi dolaylı yoldan 0.25 puanlık bir artış falan değil, en az 1, hatta 2, hatta hatta 3 puanlık artış bekleniyor bankadan.

Deutsche Bank'a göre Merkez Bankası için "en ucuz" seçenek, 14 Aralık'ta geç likidite penceresi faizini 125 baz puan artırıp yüzde 13.50'ye, efektif faiz oranını ise 75-100 baz puan artışla yüzde 13-13.25'e yükseltmek. "Ama" diye devam ediyor, Deutsche Bank’ın raporu, "14 Aralık'a kadar görülebilecek olumsuz jeopolitik bir gelişme veya küresel piyasalardaki negatif gelişmeler, daha güçlü bir faiz artışını zorunlu kılar.”

Amerikan yatırım bankası, Goldman Sachs'a göre ise TL’nin Eylül ayından bu yana dolar karşısında yüzde 15 değer kaybetmesi, enflasyonist baskıyı iyice artırdı. Bu durumu göz önüne alan Merkez Bankası, geç likidite penceresi faizini, piyasa beklentisinin biraz üzerinde, 100 baz puan (Türkçe meali: Yüzde 1) artıracak.

Japon yatırım bankası Nomura da benzeri şeyleri söylüyor: "Yüzde 12.25'te bulunan Merkez Bankası'nın marjinal fonlama oranı ve ağırlıklandırılmış ortama fonlama maliyeti, enflasyonun yüzde 13’e çıkması sonrasında negatif faiz anlamına gelmeye başladı. Biz, Merkez Bankası'nın 14 Aralık toplantısında faizi yeniden pozitif seviyeye çıkaracağını öngörüyoruz… Beklentimiz, Merkez Bankası'nın 100 baz puan faiz artırımı yapacağı yönünde."

Son olarak bir de Amerikan yatırım bankası Morgan Stanley'in raporuna bakalım: Merkez Bankası için 3 senaryo var, bu rapora göre.

1) Talebin önümüzdeki aylarda azalmasına paralel enflasyonun kendiliğinden düşeceği beklentisiyle faizi artırmaz.

2) Ölçülü bir artışla geç likidite penceresi oranını 75 baz puan yükseltir. Ama gecelik faize ve haftalık repo faizine dokunmaz.

3) Önümüzdeki aylarda yaşanabilecek olumsuz gelişmeleri de göz önünde bulundurarak "önden yüklemeli" yüksek bir artış yapar ve geç likidite penceresi faizini 200-300 baz puan yükseltir. (Türkçe meali: Yüzde 2-3 faiz artırır.)

Standard & Poor's ve JP Morgan da, Merkez Bankası için benzeri beklentiler içinde...

Görüldüğü gibi yabancı yatırımcı veya kimi çevrelerin söyleyişiyle "faiz lobisi", çıtayı yükseğe koymuş durumda. Merkez Bankası’ndan “kallavi” bir faiz artışı bekliyor ve istiyorlar.

Merkez Bankası kısa süre önce tüm fonlamayı geç likidite penceresinden yapmaya karar vermiş, böylece ağırlıklı ortalama fon maliyetini 25 baz puan artırarak yüzde 12.25'e çıkarmıştı. Yabancı bankaların bu sefer böyle “mahcup” bir faiz artışıyla tatmin olmayacakları ortada. Piyasada, Merkez Bankası’nın 14 Aralık’ta yapacağı artışın beklentilerin altında kalması durumunda ters tepkiye yol açacağı konuşuluyor.

Ama Erdoğan’ın faiz konusundaki açıklamaları gayet net. Daha iki hafta önce şöyle demişti: "Ekonomide de açık bir operasyonla karşı karşıya olduğumuz aşikardır. Faizin sebep enflasyonun netice olduğu kanaatindeyim. Bu konuda beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar. Enflasyon, yok hıyarmış yok salataymış bunlardan kaynaklanan bir şey değil. Ana sebep faizdir, faiz. Bunu öğreneceksiniz."

Kısacası Merkez Bankası iki cami arasında beynamaz vaziyette.

14 Aralık’ta faizi artıracağı kesin. Ama Cumhurbaşkanı’ndan zılgıt yemeyi göze alarak yabancı bankaların istediği gibi kallavi bir artışa gidebilecek mi? Yoksa mahcup bir artışla mı yetinecek?

Bir an Merkez Bankası’nın “mahcup” artışla sınırlı kalacağını düşünelim. O zaman ne olur?

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Aralıktan itibaren enflasyonun kalıcı şekilde azalmaya başlayacağını söyledi ama yabancı bankalar buna pek inanmıyor.

Nitekim Deutsche Bank'a göre enflasyonun yüzde 10'un altına inmesi ancak 2018'in sonuna doğru, o da ancak şu koşulların gerçekleşmesi halinde mümkün olabilir:

1) Gıda fiyatları önümüzdeki dönemde düşerse. (Bu artık nasıl olacaksa...)

2) Başta tütün olmak üzere tüketim ürünlerine yeni vergi konulmazsa...

3) TL, dolar ve Euro karşısında bu yıl olduğundan daha az değer kaybederse...

Ancak bu koşullar yerine gelirse, gelecek yılın ortalama enflasyonu yüzde 10.5'e inebilir, diyor banka.

Eğer bu koşullar gerçekleşmezse? Hele bir de Merkez Bankası para politikasını, “faiz lobisi”nin istediği ölçüde sıkılaştırmazsa? (Yani faizi kallavi biçimde artırmazsa?)

O zaman enflasyon iyice kontrolden çıkabilir.

Merkez Bankası’nın işi zor. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse...