Geri Dön
Paylaş
11.06.2018 00:00

Yabancı yatırımcı AKP'nin seçimi kazanmasından ilk kez ürküyor

Eğer Erdoğan iktidarda kalmayı başarırsa, güçlü ve icracı Başkanlık döneminde faizlerin indirilmesi yönündeki çağrılarını yineleyebilir ve para politikası üzerinde daha güçlü kontrol sağlama yönündeki eski vaadini hayata geçirebilir. Böyle bir adım, TL’de yeni ve sert satışlara yol açacak ve ironik biçimde Merkez Bankası üzerinde faizlerin daha da yükseltilmesi yönünde baskı oluşturacaktır.”

Capital Economics – 7 Haziran

● “Eğer geri adım atılmaz, seçimden sonra sulandırılmaz ve özellikle basiretli bir maliye politikasıyla desteklenirse bugünkü sıkılaştırma (Merkez Bankası’nın geçen hafta yaptığı 1.25 puanlık faiz artırımı kastediliyor -BS) Türk ekonomisinin girdiği zalim döngüyü kırabilir. Ama seçimler hâlâ ciddi bir belirsizlik oluşturuyor. Pek çok kişinin zihninde, bugünkü faiz artırımının seçimler öncesinde TL’nin değerini artırmaya yönelik bir adım olup olmadığı (ve seçimlerden sonra faiz indirimleri ve 7başka adımlarla etkisinin ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağı) sorusu var…”

JP Morgan – 7 Haziran

Bundan önceki seçimlerde küresel yatırımcıların raporlarında hep aynı nakaratla karşılaşırdınız: “AKP kazanırsa piyasalarda ralliye hazır olun.” Bu öngörü (Biraz da kendi kendini gerçekleştiren kehanet etkisiyle) çoğunlukla hep tutar, seçimlerden sonra TL cinsinden varlıklar gerçekten de değer kazandı. Şimdi ilk defa farklı bir durumla karşı karşıyayız. Uluslararası yatırım bankalarının raporlarında ilk kez AKP’nin seçim başarısının ekonomi için kötü sonuçlara yol açabileceğinden söz ediliyor.

Bunda Erdoğan’ın Londra’da söylediği sözlerin payı büyük. (“Reel faizi aşağı çektiğimiz anda bütün maliyet girdileri de aşağı düşecektir. Yeni dönemde, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçtiğimiz andan itibaren, oradaki etkinliğimiz çok daha farklı olacak”, demişti Bloomerg’e verdiği röportajda.)

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bu sözlerin etkisini azaltabilmek  için seçimlerden sonra ihtiyatlı politikalara dönüleceğini, kamu harcamalarının azaltılacağını tekrarlayıp durdu son haftalarda. Ama görünen o ki, uluslararsı yatırımcılar üzerinde eski inandırıcılığını yitirmiş durumda. JP Morgan seçimden sonra Şimşek’in dediğinin tersinin olacağına inanıyor:

  • ● "Ekonomiden ilk ciddi yavaşlama sinyali geldiğinde Merkez Bankası finansal koşulları genişletmeye başlar. Ekonominin canlanması için genişlemeci teşvikler verilir veya faiz artırımının etkisi kredilerdeki artışla yok edilir.”

Banka, yüzde 50 ihtimal verdiği bu senaryo için iki neden gösteriyor:

  • ● “Yetkililerin son dönemde yüksek faize karşı yaptığı açıklamalar ve bu arada Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler."

Yerel seçimler üzerinde biraz duralım. Daha önce ben de T24’te, 24 Haziran’dan sadece 9 ay sonra yeni bir seçim varken, Hükümetin cari açık ve enflasyonla mücadele etmesinin imkansız olduğuna dikkat çekmeye çalışmıştım:

  • ● “Eğer yerel seçimler zamanında yapılacaksa 24 Haziran’dan sonra iktidarın maliye önemlerine başvurarak cari açık ve enflasyonla mücadele etmesi, yani ekonomiyi yavaşlatması siyaseten intihar anlamına gelir. Oysa Merkez Bankası’nın 3 puanlık faiz artırımıyla tatmin olmayan piyasalar tam da bunu, yani ekonominin parasal tedbirler (yani faiz artırımı) yanı sıra maliye önlemleriyle de (yani vergilerle, zamlarla) yavaşlatılmasını istiyor.”

Türkiye’nin 450 milyar dolar dış borcu var. Önümüzdeki bir yılda 180 milyar doların üzerinde dış borç ödemesi yapılacak. Bu parayı bulabilmek için Türkiye’den kaçan küresel sermayenin geri dönmesi lazım. İktidar, bunun için OHAL'i kaldırmayı bile göze almış durumda. (Başbakan Binali Yıldırım, "OHAL’in kaldırılması küresel yatırımcılar açısından da önemli bir rahatlamayı getirecek” dedi, daha geçen gün.)

Ama JP Morgan ve Capital Economics’in raporlarından anlaşılacağı üzere sıcak paranın AKP aşkı çoktan bitmiş durumda.