Geri Dön
Paylaş
08.08.2018 17:30

Kadıköy'de tur hiç uzak değil

Henüz yeniden yapılanma aşamasında olan, transferleri tamamlanmamış, bir santrforu dahi olmayan, Josef, Ayew ve Soldado gibi kaliteli ayaklarından da mahrum kalan Fenerbahçe için Benfica deplasmanındaki oyunun aslında bir savunma oyunu olacağı en başından belliydi. Benfica zaten kendi sahasında her zaman saldırgan olan, kendi saha ve seyirci avantajını iyi kullanabilen bir takımdır ve bu takıma karşı hele yukarıdaki sebepler de ortadayken önemli olan dengeyi kurmak ve maçı hep dengede tutmaktı. Rakibin yüksek temposuna ve hızına ne kadar karşılık verileceği ise maçın sonucunu belirleyecekti.

İlk yarı bütün planlar gayet güzel işledi. Fenerbahçe, takım olarak topun arkasına geçmeyi, ikili kademelerle kanat işleyişini engellemeyi başardı. Oyunun hakimi yine Benfica’ydı ancak Fenerbahçe yüksek yardımlaşma ile topu tehlike sınırlarının dışında tuttu ve ilk yarı son dakikada Neustadter’in hiç de sürpriz sayılmayacak pozisyon alma hatası dışında hiçbir pozisyon vermedi. Böylesine başarılı bir alan savunmasını böyle bir maçta takip etmesi gereken hızlı ve dikine hücum olurdu ancak Barış kenarda olunca ve Alper de ekstra çaba sonucu zaten yorgun düşünce bu gerçekleşemedi. En azından ilk yarı Fenerbahçe topa basmayı, çevirmeyi ve rakibin temposunu düşürmeyi başardı. Kendisi üretkenlik açısından verimsizdi ama rakibi de etkisiz bıraktı.  Yukarıda saydığımız şartlar çerçevesinde zaten daha fazlasını da yapamazdı ve Cocu’nun takımın henüz ilk resmi maçta böyle bir rakibe karşı bunu yapabilmiş olması gerçekten gelecek için çok ümit vericiydi.

İkinci yarının başlaması ile birlikte Benfica’nın da aslında kendisine ikinci yarıya sakladığını, ilk yarıyı onların da biraz akışına bırakmış olduğunu gördük. Fenerbahçe’nin ileride top tutacak bir santrforu olmadığından ve hücum silahları eksik, sahadakileri de verimsiz oyuncular olduğundan Benfica oyunu tamamen Fenerbahçe ceza sahasına yıktı ve dönen topları da almaya başladı. Eljif dönen topları toplamakta yalnız kaldı ve burada Josef’in eksikliği çok belli oldu. Önemli olan topa basıp pas yaparak tempoyu düşürmekti ancak Dirar, Alper, Valbuena ve Giuliano bunu becerebilecek yeterlilikte oyuncular olmadıklarından gol bağıra bağıra geldi. Yine de savunmanın önemli bir direnç gösterdiğini ve böylece turu ikinci maça bıraktığını söyleyebiliriz. Burada Volkan, Skrtel ve Mehmet Topal özellikle öne çıkan isimler oldu.

Cocu açısından ikinci yarı, aslında tamamen kadro derinliğinin zayıflığından ötürü çaresiz mecburiyetler içinde geçti. Mehmet Ekici değişikliği yerindeydi ancak rakibin iyice baskı kurduğu bölümde Mehmet Ekici’yi orta sahaya çekip topa hakim olmayı düşünmeliydi ve Alper’in sol önde defansif katkısından yararlanmalıydı. Soldado girerken çıkması gereken ise koca maç boyunca hiçbir varlık gösteremeyen Giuliano olmalıydı. Dirar’ın bu maç için varlık sebebi zaten sol kanattaki aşırı etkili hücum organizasyonuna mani olmaktı. Bu nedenle taktik olarak sahada uzun kalmasına anlam verebiliyorum ancak bu durum, Barış’ın oyuna geç alındığı gerçeğini değiştirmiyor. Benim değişiklik tercihlerim 60.dakikada Valbuena ve Giauliano’nun çıkması ve yerlerine Mehmet Ekici ve Barış Alıcı’nın alınması olurdu. Yine de bu kadro darlığında Cocu’yu eleştirmek çok doğru olmaz. Özellikle ilk yarıdaki meydan okuması benim için çok olumlu.

Benfica yıllardır kendi sahasında çok başarılı olan ancak deplasmanda aynı coşkuyu ve tempoyu gösteremeyen bir takım. Kendi sahasında, kendi seyircisinin desteğini arkasına alarak ilk yarıdakine benzer bir şekilde oyun disiplini içerisinde kalan, topa hakim olmayı ve tempoyu kendi belirlemeyi amaçlayacak bir Fenerbahçe, telaş hatasına düşmezse bu turu rahatlıkla çevirebilir. Cocu’nun Dirar-Ayew değişikliği dışında kadroyla çok oynamayacağını tahmin ediyorum ancak hedefe giden yolda çok gecikmeden Valbuena ve Giuliano’nun yerine de çözümlerin üretilmesi şart görünüyor.