Geri Dön
Paylaş
12.07.2018 00:00

Erdoğan'ın başkanlığında yeni eskidir

Erdoğan’ın yeni kabinesinin verdiği en önemli mesaj, her şeyin eskisi gibi devam edeceğidir.

Kabinenin belkemiğini meydana getiren bakanlıklarda, Başkanlık öncesi rejimde başrol oynayanlar var. 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile İçişleri Bakanı Soylu yerlerini korudu. Genelkurmay Başkanı Akar, Savunma Bakanı oldu. Damat Albayrak, Enerji’den Maliye ve Hazine Bakanlığı’na geçti.

Geçerken kişiliklerini, inançlarını ve politikalarını da beraberlerinde götürdükleri için değişik şeyler yapmaları pek olası değil.  

“Sizi yaşatmayacağız” diyen Soylu’nun Kürtlere köprü kurması mümkün mü? 

Kabinesi, Erdoğan’ın değişmediğini ve değişmeyeceğini, tuttuğu yolda ısrar edeceğini kanıtlıyor

Çavuşoğlu, ABD ve AB ile ilişkileri tamir edebilir mi – böyle bir niyet olduğunu varsayarsak ki varsaymak kolay değildir.

Özellikle başlarında dağlar gibi değişmez bir Erdoğan dururken bu kişilerin değişik politikalara yönelmeleri imkânsızdır.

Zaten aynı politikaları sürdürsünler diye yeni kabineye alındılar.

Yeni kabinenin bir önemli özelliği, hiçbir üyesinin Erdoğan’ın aşırı politikalarını törpüleyecek güce sahip olmamasıdır. 

Tanıtılmak üzere sahneye çağrıldıklarında Başkan’ın etrafında duruşlarından anlaşılıyordu seçilmiş olmalarına duydukları minnetin vadettiği uysallık.

Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yüzündeki huşu ve şükran dolu ifadeyi hiç unutmayacağım. Kutsal bir yere ışınlanmayı bekler gibi idi.

Erdoğan kendine aykırı görüşte olanları, bu görüşler doğru olsa bile, yanında barındırmaz. 

Bir önceki kabinedeki en önemli bakan olan Mehmet Şimşek’i yol kenarında bırakmasının nedeni budur: Şimşek, reformlar ve Türk Lirası’nı erimekten kurtarmak için politikalar öneriyordu. 

Erdoğan ise ekonomiyi batıracak ve Türk Lirası’nı paçavraya çevirecek politikalarda ısrar ediyordu.

Başkan’ın (“Şef” sanki daha uygun değil mi?) faiz konusunda ekonomi teorilerinde yeri olmayan düşünceleri var. 

Ona göre faiz, bütün kötülüklerin anası ve babasıdır. Bu nedenle, ekonomi ne durumda olursa olsun faiz düşük tutulmalıdır. Faizi tespit etmekle görevli Merkez Bankası diğer göstergelere değil, Erdoğan’ın buyruğuna uymalı ve faizleri düşük tutmalıdır. 

Gerçekte bütün kötülüklerin anası ve babası, yüksek faiz değil yüksek faize neden olan ekonomi politikalarıdır ve onların da atası Erdoğan’dır.

Ama Berat Albayrak’ın bunu kayınpederine söyleyeceğini sanmıyorum.

Bu düşüncede olan bir tek ben  değilim. 

Kredileri ile Türk ekonomisine payanda olan dış finans dünyası da inanmıyor. Kabineye ve özellikle Albayrak’ın ekonominin patronluğuna getirilmesine bu çevrelerdeki tepki, oybirliği ile menfi idi. Bu da Türk Lirası’nı yeni bir erime trendine soktu. 

Erdoğan’ın medyadaki kolaylaştırıcıları, özür dileyicileri ve övücüleri methiyeler yazadursun. 

Kabine açıklandıktan sonra dünyanın en etkili gazetelerinden olan Financial Times’ın düşüncesi Erdoğan’ın “ateşle oynamakta” olduğudur.

“Sizi yaşatmayacağız” diyen Soylu’nun Kürtlere köprü kurması mümkün mü? 

New York Times ise Türkiye’nin failed state – sınıfta kalmış bir devlet olma yolunda olduğunu yazdı.

Kabinesi, Erdoğan’ın değişmediğini ve değişmeyeceğini, tuttuğu yolda ısrar edeceğini kanıtlıyor. 

Bu yol, geriye çark edilmezse, Türkiye’yi geriliğe, yoksulluğa ve çöküntüye götürecek. 

Bunu görmemek için ya kör ya da maaşa bağlanmış olmak gerek.