Geri Dön
Paylaş
15.11.2017 00:00

Bahçeli dükkânı kapattı

“Milliyetçi Hareket Partisi’nin Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin 2019’da demokratik rejim içinde bir yapıya kavuşturulmasını tesis maksadıyla üstlendiğimiz sorumluluk aynen devam edecek, AKP ile birlikte sonuna kadar yan yana mücadele edecektir”.

Yanlış anlaşılmasın, bu sözüm ona, “bir muhalefet partisinin” genel başkanı tarafından yapılan bir itiraf. Devlet Bahçeli’nin dünkü grup konuşmasından bir bölüm.

Bahçeli aslında malumu ilan ediyor. Son iki buçuk yıldır en açık ve net olarak, en kritik durumlar dahil, AKP’ye sürekli destek çıkıyor.

Örneğin 2015 Haziran seçimlerinde “hiç bir partiyle koalisyon kurmuyor” ve Kasım’da iktidarı yeniden AKP’ye ikram ediyor.

En büyük desteği, hiç kuşkusuz, Cumhurbaşkanlığı sistemini getiren anayasa değişikliğine yürekten katılması. Ardından Meclis’te muhalefeti susturacak iç tüzük değişikliğini AKP ile birlikte hazırlaması. Buna  benzer pek çok örnek var.

Son viraj

Her koşulda AKP’ye sürekli destek çıkan, AKP’nin “arka bahçesine” dönüşen MHP, Bahçeli’nin dünkü açıklamasıyla birlikte son viraja giriyor.

AKP’yi “koşulsuz destekleme” açıklaması.

Bir “muhalefet partisi” açısından, değil Türkiye siyasal tarihinde, dünya siyasal tarihinde eşi görülmeyen bir siyasal skandal.

Muhalefet partileri zaman zaman Türkiye’de ve dünyanın her yerinde elbette iktidar partisiyle iş birliği yapıyor. Ama, ne zaman?

Örneğin, savaş zamanında, ulusal bir felaketle karşılaşıldığı zamanda ya da benzer durumlarda.

Ancak, siyasal rejimi tümüyle otoriter kılacak bir değişiklikte asla değil. Bahçeli bunu yapıyor ve buna devam edeceğini ilan ediyor.

Böylelikle, partiye kilit vuracak son virajı almış alıyor.

Baraj korkusu

Dün çeşitli konulara değinen Bahçeli seçim barajı konusunda çelişkiye düşüyor.

Önce diyor ki:

“MHP’nin baraj sorunu yoktur”.

Geçen hafta şunu söylüyor:

“Yüzde 10 ağır bir barajdır”.

Dün ise, aynı konuda:

“Yüzde 10 barajı aşılabilir duruma gelmiştir. Artık bu kadar zorlamalar ve dayatmalarla birilerini öldürerek, kendini yaşatmak yerine, hep beraber nasıl yaşarız, noktasında bir 

uzlaşmaya varacak çalışma yapılmalıdır. Bu yüzde 5 mi olur, 6 mı olur, 10 olarak mı kalır?”

Baraj sorunu olmadığını söyleyen Bahçeli, barajın düşürülmesini istiyor. O kadar ki, “birilerini öldürerek, kendini yaşatmak yerine” demeye kadar varıyor baraj korkusu.

Madem “baraj sorunu yok”, o zaman barajı düşürmek için bu çağrı ne?

Laf salatası

Dünkü konuşmasının geri kalan bölümünde ise, biraz dış politika, biraz Atatürk tartışmaları.

Arada ise:

“Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez”, “Gökten kemik yağmayacak”, “Ala keçi her zaman püsküllü oğlak doğurmaz” gibi laf salataları.

Asıl önemli olan, Bahçeli dünkü konuşmasıyla siyasal kaderini artık bütünüyle AKP’ye bağlamış bulunuyor.

Kendi kişisel siyasal kaderi bir yana, yaklaşık elli yıllık koca bir partinin kapısına kilit asıyor.

Aslında bu yeni değil. Zaten bu nedenle MHP’den istifalar birbirini izliyor.

Zaten bu nedenle MHP’den ayrılanların başını çektiği “İyi Parti” kuruluyor.

Ben Bahçeli’ye değil, asıl onunla birlikte hareket eden MHP Grubuna şaşıyorum. Nasıl oluyor da, göz göre “partilerinin kilit vurulmasına seyirci kalıyorlar”, anlamak güç.

Ve de hala MHP örgütünde bulunanların seyirciliğine.