T24 Haber Merkezi
Uçuş sırasında alkol tüketimi, özellikle uzun yolculuklarda ve uyku planlandığında, vücut üzerinde ek yükler oluşturabiliyor. Bir araştırma, irtifa ile alkolün birleştiğinde kan oksijen düzeyi, kalp atış hızı ve uyku kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ortaya koydu.
İskoçya’daki Glasgow Üniversitesi’nde göğüs hastalıkları uzmanı ve kıdemli öğretim görevlisi olan Dr. Colin Church, uçağın yükselmesiyle birlikte kabin içindeki oksijen seviyesinin düştüğünü, bunun da kandaki oksijen oranını azalttığını söyledi. Church, alkolün kalp atış hızını artırabildiğini ve uykuda kandaki oksijen seviyesini daha da düşürdüğünün bilindiğini ifade etti.
The New York Times’ta yer alan habere göre çalışmanın yazarlarından ve Almanya Köln’deki Havacılık Tıbbı Enstitüsü’nde görev yapan Dr. Eva-Maria Elmenhorst, araştırmanın irtifa ve alkolün birlikte etkilerini inceleyen ilk çalışma olduğunu belirtti. Araştırmada 18–40 yaş aralığında 48 sağlıklı yetişkin yer aldı. Katılımcıların yarısı normal hava basıncına sahip bir uyku laboratuvarında, diğer yarısı ise uçak kabinini taklit eden bir irtifa odasında uyudu. Katılımcılar iki gece boyunca, bir gece ayıkken, diğer gece ise yaklaşık iki bira ya da iki kadeh şaraba denk gelen miktarda alkol aldıktan sonra uyudu.
Normal hava basıncında uyuyan katılımcıların ortalama kan oksijen seviyesi ayıkken yüzde 96, alkol aldıktan sonra yüzde 95 olarak ölçüldü. İrtifa odasında uyuyanlarda ise bu oran ayıkken yüzde 88’e, alkol alındığında yüzde 85’e düştü. Cleveland Clinic’te kardiyolog olan Dr. Ashish Sarraju, sağlıklı bireylerde normal kan oksijen seviyesinin genellikle yüzde 95’in üzerinde olduğunu hatırlattı.
Kalp atış hızlarında da belirgin artış görüldü. Normal hava basıncında uyuyanlarda ortalama kalp atış hızı ayıkken dakikada 64’ten, alkol sonrası 77’ye çıktı. İrtifa koşullarında ise bu değer ayıkken 73’ten, alkol alındığında 88’e yükseldi. Dr. Sarraju, düşük oksijen seviyeleri ve artan kalp atış hızlarının kalp-damar sistemi üzerinde ek bir zorlanmaya işaret ettiğini söyledi. Sarraju’ya göre genç ve sağlıklı bireylerde bu durum genellikle sadece yorgunluk hissi yaratıyor; ancak kalp yetmezliği, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ya da uyku apnesi gibi rahatsızlıkları olan kişilerde baş dönmesi, nefes darlığı ve uçuş sırasında tıbbi acil durum riskini artırabiliyor.
Araştırma, uykunun kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler gösterdi. İngiliz Uyku Derneği Başkanı ve uyku uzmanı Dr. Alanna Hare, alkolün yatıştırıcı etkisi nedeniyle uykuya dalma süresini kısaltabildiğini söyledi. Çalışmada irtifa odasında uyuyan katılımcılar ayıkken ortalama 19 dakikada, alkol aldıktan sonra ise 12,5 dakikada uykuya daldı. Ancak Mayo Clinic’te uyku tıbbı hekimi olan Dr. Bhanu Kolla, vücut alkolü parçaladıkça uyku kalitesinin belirgin şekilde bozulduğunu ve gece boyunca daha sık uyanmalar yaşandığını belirtti.
Çalışma sonuçlarına göre, irtifa koşullarında uyuyan katılımcılar normal basınçta uyuyanlara kıyasla derin uyku ve REM uykusunda daha az zaman geçirdi. Alkol alımı bu durumu daha da kötüleştirdi. Katılımcılar ayıkken 22 dakika REM uykusu yaşarken, alkol aldıktan sonra bu süre 14,5 dakikaya düştü. Dr. Kolla, alkolün üst solunum yolundaki kasları gevşeterek horlamayı artırabildiğini, uyku apnesi olan kişilerde ise belirtileri ağırlaştırabileceğini söyledi.
Uzmanlar, özellikle kalp veya akciğer hastalığı ya da uyku apnesi olan kişilerin uçuş öncesinde ve uçuş sırasında alkolden kaçınmasının daha güvenli olduğunu vurguluyor. Dr. Sarraju bu gruptaki kişilere alkol tüketmemeyi önerirken, Dr. Kolla bu tür rahatsızlıkları olmayan kişiler için tek bir içkinin genellikle sorun yaratmayabileceğini, ancak sonrasında yaşanan uyku kalitesi ve baş ağrısı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Alkol yerine gevşemek için farklı yöntemler de öneriliyor. Dr. Alanna Hare, uyumak için kendine baskı yapmamak gerektiğini belirterek, seyahat yastığı ve göz maskesi kullanmayı, kulak tıkacı takmayı ya da sakinleştirici müzik, beyaz gürültü veya podcast dinlemeyi önerdi.



