Videoröportaj
11 Mayıs 2023 22:00
Güncelleme: 12 Mayıs 2023 00:34
T24 Video
T24 yazarı ve Cosmo Türkçe editörü Fulya Canşen, 14 Mayıs'ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilliği Seçimleri öncesindeki tabloyu yerinde takip etmek ve vatandaşların nabzını tutmak için Diyarbakır'a gitti. Hem genç seçmenlerle konuştu, hem de Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Azad Barış ile sohbet etti.
"Bu sefer daha mı fazla insan yurtdışında sandığa gidecek?" sorusuna yanıt veren HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış:
"Sadece yurtdışında da yurt içinde de seçmenler sandığa gidecek. Eskiden boykotçu, sandığa gitmeyen herkesin bu seçimlerin neden önemli olduğunu, neyi değiştireceğini de bildikleri için katılımın çok yüksek olacağını düşünüyorum. Yurtdışında ise hem Yeşil Sol Parti olarak, HDP'nin geleneğinden gelen bir parti olarak hem de CHP son olarak ataklar yaptı Avrupa'da. Almanya kökenli olmamdan ötürü de aktif çalışıyoruz. Bu nedenle katılımın çok yüksek olacağını düşünüyoruz."
Diyarbakır'dan 10. sıradan milletvekili olan Azad Barış, kazanma şansına ilişkin de şunları söyledi:
"Herhangi bir anket yapmadık. Özellikle kendi özgünlüğümde öyle bir şey yapmadım. Yapmayı da düşünmüyorum. Dünyada bence her zaman 10 numara muhteşem. Messi'ye bakın, hayran olduğum Maradona'ya bakın. Ben de 10 numarayım. Onlarla aynı lige giriyorsam harika bir şey. Yaptığımız işte de hep on numara zaten. Benden sonraki arkadaşı da çıkaracağımız için 11 numara, 12'yi de zorlayacağız. Amed'in, Diyarbakır'ın 12 vekili var. Bizim hedefimiz 12 olmasına rağmen 11'i reel bir şekilde çıkaracağımızı düşünüyoruz."
"Diyarbakır'daki kutuplaşmanın nedeni ne, Türkiye seçmeninde de bu kutuplaşma var mı?" sorusuna da Barış şöyle yanıt verdi:
"Türkiye seçmeni kavramı doğru ama Diyarbakır'da seçmen diyemezsiniz. Halk dersiniz çünkü bizim seçmenimiz çok partizan bir seçmen, politikleşmiş bir seçmen. dolayısıyla ne yapacağını çok iyi biliyor. Kutuplaşmaya gelirsek de şöyle; 22 yıldır Erdoğan ve ortakları bu kutuplaştırma üzerinden siyaset yapıyor. Temel hedefinde iki topluluk var; etnisite olarak Kürtler. Kürtler şu anda düşman muamelesi görüyor. Kürt düşmanlığı yapıyorlar. Diğeri de mezhepsel olarak Aleviler. az bırakılmış halklar zaten neredeyse bir elin parmakları kadar kaldık. Kutuplaşma ne yazıkki bütün Türkiye'yi sarmış durumda. Burada net bir siyasi duruş olduğundan dolayı daha net görebiliyorsunuz. Aslında İzmir bundan azade değil bana sorarsanız. Bursa da değil. Bu onların işine yarıyor. Çünkü otokratik rejimler böyle yapar."
Röportajı Cosmo Türkçe'den de izleyebilirsiniz...