Cézanne üzerine
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Cézanne üzerine

Yaşadığı dönemde tam olarak anlaşılamayan Cézanne’ı Cezanne au Jas de Bouffan sergisinde gördüğünüzde unutamayacak öznel bir tecrübeyle buradan çıkacaksınız. Bu dönemde ne eleştirmenlerin ne de gazete yazarlarının ilgisini çeken Cézanne daha sonra çok önemli bir sanatçı olarak kabul edilecektir

Cézanne üzerine

Aix-en-Provence bu sene önemli bir sergiye ev sahipliği yapmakta. Granet Müzesi’nde yapılan sergi izleyicileri Aix-en-Provence’da, bir Cézanne dünyasının içine sokmakta. 8 Haziran-12 Ekim 2025 tarihleri arasında 103 eser müzede sanatçının kırk yıllık çalışmasına tanıklık etmektedir. Desenleri, suluboyaları, tabloları yan yana birçok koleksiyondan toplanarak gerçekleştirilmiştir. Granet Müzesi, tanıtım broşüründe bilhassa Cézanne’ın en meşhur tabloları arasından sayılan “İskambil Kâğıdı Oynayanlar” (Daha önce ressam Le Nain tarafından yapılan tabloya atıfla) ve “Yıkananlar” olarak Türkçeye çevrilen yıkanan çıplak kadınları göstermekte olduğunun altını çizmektedir.

İskambil Kâğıdı Oynayanlar
Yıkananlar

Paul Cézanne’ın aile evinin bulunduğu Jas de Bouffan, Aix-en- Provence şehrinin bir bölgesi olarak aşağı yukarı duvarlarla kaplı beş hektarlık bir alan. 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyılın ressamlarını en çok etkileyen bir ressam olan Cézanne’ın babasına ait olan bu tarım alanında 1859’dan 1899’da satılana dek aile yerleşmiştir. Paul Cézanne için burası bir yuvadır ve bu yuvayı resmedip durmuştur. Ve de bu resimlerde toprağın ve dünyanın düz olmadığının kanıtlarını görmek mümkün olmaktadır. O nedenle toprak katmanlarına ve coğrafyaya önem veren bir ressam olmuştur. Sanat tarihinde sevdiği ressamlar ile toprak resminin motiflerini belirlemiştir. Bu yöre, sanatçının en dikkat verdiği yer olarak sanat tarihinde yerini almıştır. Bu sergiden de anlaşılabileceği gibi aslında belki de şu söylenebilir: Aix-en-Provence’ın her yeri aslında bir Cézanne şehri olarak anılmakta ve bu anlamda her yerde Cézanne’ın izine rastlanmaktadır.

Paris yıllarında Cézanne; Louvre müzesinde eski sanat ustalarının resimlerine ve heykellerine bakarak ve onları resmederek geçirmiş olduğu dönemden ve empresyonist arkadaşlarıyla (Philippe Cezanne’a göre en çok Camille Pissarro ile arkadaşlık kurmuştu) resim üzerine konuşmalarla zamanını geçirdikten sonra yuvasına dönmeyi tercih etmişti. Burası incelediği, düşündüğü, renkleri ve ışığı yakalamaya başladığı yuvaydı. Bu yörede, Saint-Victoire dağına vuran gölgeleri yapan bulutlara bakarak havanın arılığında bulutları bir deniz gibi gören gözü tarihi olarak resmin ve ressamların sonrasına nasıl geçebileceğini düşünmekteydi. Bu dağa bakmaya ve doğayı anlamaya çalıştı.

Yuvasında, yalnız başına kalan bir papaz gibi yaşamaktaydı. Hatta son dönemlerinde ailesini de bırakıp annesiyle bu yuvada yaşamayı sürdüren Cézanne her gün uzun bir yürüyüşe çıkmaktaydı. Tepelere kadar sırtında resim aletleri ve tuvallerle bu yolu yapıyordu. Birçok ressam ve bugün tabii doğası gereği artık turist bu yolu “ressamların yolu” olarak yapmaya devam etmekte. Cézanne burada 20. yüzyılın ressamı olarak yaşadı ve önünü açtı ressamların. Ustalarıydı Cézanne, bazılarının. Daha sonra 20. yüzyılın ikinci yarısında Duchamp’ı ustaları olarak kabul ettikleri gibi.

Cézanne

20. yüzyıl iki çizgide gelişti diye düşünebiliriz. Bir kol Cézanne’dan yola çıkarak Kübizmi yerleştiren ve geometrik bir resim anlayışını resmeden Picasso’nun çizgisiydi. Diğer çizgi ise boya ve tuval kullanmaktan çıkıp “ready made” olarak adlandırdığı hazır endüstriyel malzemelerden oluşturduğu resim sanatını ortaya çıkaran Duchamp’ın çizgisiydi.

Cézanne’ın Granet Müze’sindeki sergisi bugün Fransa’da en çok dikkat çeken sergilerden birisi olarak durmakta. Sabahın dokuzundan itibaren Aix-en-Provence’ın Cardinale sokağında kuyruk yapmaya başlayan turistler bu şehre Cézanne için mi geldiler? Evet bir grup insan Fransa’nın ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelerek Cézanne’ın bu inanılmaz sergisini görmek istemekteler. İnanılmaz lafını kullanıyorum çünkü taşra şehirlerinden biri olan Aix-en-Provence in bu müzesi dünyanın her yerinden, Japonya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar geniş bir yelpazedeki müzelerin ve özel koleksiyonların içinden toplanan bu sergi kolay kolay görülmekten vaz geçilebilecek bir sergi değil.  

Yaşadığı dönemde tam olarak anlaşılamayan Cézanne’ı bu sergide gördüğünüzde unutamayacak öznel bir tecrübeyle buradan çıkacaksınız. Döneminin zor sanatçısı, kavramsal ve geometrik bir şekilde düşünen ve hepsini bir kenara sonradan bırakıp renklerle uğraşarak resim sanatını doruk noktalara taşıyarak dönüştüren birisi. Paris’in karmaşıklığından sıkılıp, yenilik aramak için yalnız kalmasının gerektiğini düşünen sanatçı yuvasına dönerek resmini yenilemeyi gerçekleştirmiş birisi. Yaşadığı dönemde ne eleştirmenlerin ne de gazete yazarlarının ilgisini çeken Cézanne daha sonra çok önemli bir sanatçı olarak kabul edilecektir.

Bellevue'deki Tarlalar

1839 doğumlu olan Paul Cézanne’ın ailesi orta sınıf bir yaşam içindeydi. Ancak babası girişimci olarak sınıf atlama pratiğini başarmıştı. İlk olarak hayata işçi olarak başlayan Cézanne’ın babası tasarruf etmesi sayesinde bankacı olmayı başarmıştı.  Dolayısıyla Cézanne’ın çocukluğu da bu anlamda refah içinde geçti ve babası onun resim sanatını destekleyerek parasal yardımı kesmeyen birisiydi. Eserleri meta değerinde olmayan ve dolayısıyla yaratıyı kullanım değerinde değerlendiren birisi olarak ressamlığını ve resim üzerine düşüncelerini sürdürebilme imkanını bulan birisiydi. Piyasa sanatçısı olmadı.

Kolejde okuduğu sıralarda arkadaşlık yaptığı Emile Zola onu, Aix-en-Provence’dan Paris’e çağırmıştı. Hatta parasız kaldığında Zola, Cézanne’a parasal olarak yardım etmekteydi, tıpkı Cézanne’ın babası gibi.  Bir başka arkadaşı ilk okuldan Henri Gasquiet idi. Onun oğlu da genç bir sanat tarihçisi oldu ve Cézanne ile ilk söyleşi kitabı onun tarafından yayımlandı. Fransa’nın İkinci Cumhuriyet yıllarında arkadaşlarıyla birlikte romantik akımın etkisinde kalmışlardı. Sanat ile şiir hayatlarının bir parçasıydı. Çocukluk yıllarında daha bu arkadaşlar “saf sanat” konuşmayı sevmekteydiler. Cézanne daha sonra resme yöneldi ve edebiyatı bir kenara bıraktı. Zola ise edebiyatta kendisine yol buldu.

1857’de Aix-en-Provence’de resim okuluna yazıldı ve burada dört sene resim tahsiline devam etti. Her ne kadar babası onun hukuk okumasını ve aile bankasında çalışmasını istemiş olsa bile onun resim hayatındaki destekçisi yine babası oldu. Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde imtihanlara girdi ama başarılı olamadı; yuvaya geri dönmek zorunda kaldı. Yazmış olduğum gibi Zola onu destekleyerek Paris’e geri dönmesini sağladı. Paris’te Charles Suisses Akademisi’nde devam etti resim öğrenimini. Burada Auguste Renoir, Claude Monet, Alfred Sisley ile tanıştı ve arkadaş oldu. Bu atölyede tamamen özgür bir hava esmekteydi. Dolayısıyla Akademi’nin zorluklarına karşı kendi yollarını aramayı başarabildiler bunlar. Ama belki de en önemli rastlantısı Camille Pissaro ile tanışmasında ortaya çıktı. O sırada Empresyonizmin lideri oydu ve Cézanne’a ilk önemli tavsiyeleri o verdi. Louvre’daki ustalara baktığında ise Delacroix ve Poussin onu en etkileyen ressamlar oldular.

1866’da salon sergilerine kabul edilemedi, her ne kadar Zola, Figaro’da, onun üzerine güzel yazılar yazmış olsa bile. Ama bu dönemde Cézanne artık kendi üslubunu bulmaya başlamıştı bile. Paris’te Salonların jürileri her yerde ve her zaman olduğu gibi bilinen tarzları kabul etmeyi tercih etmişlerdi; çünkü Cézanne yenilik peşindeydi ve klişelere karşı çıkmayı denemekteydi. Resmin gerçeğini bulmaya uğraşmaktaydı. Bu da tekrarlamak pahasına söylemekteyim, hemen kabul edilemiyordu, her yerde ve her zaman olduğun gibi. Bu süreçte Cézanne yuvasına geri dönmeyi tercih etti. Marsilya yakınında bulunan L’Estaque’da, balıkçı kasabasının nasıl bir sanayi yerine dönüştüğünün şahidi oldu. Güzel bir hayat yerini sanayi kapitalizmin kar üzerine kurulu hayatına bırakmaktaydı.

Sergi; 2025 yılına damgasını bırakacak sergilerden birisi. Aslında her şeye rağmen, direkt olarak olmasa da, sanat tarihinin unutulmayan anlarından birini bugüne taşıyarak canlandırmakta.    

İlgili İçerikler