‘Aşktan da üstün’ bir şey
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

‘Aşktan da üstün’ bir şey

Tamam Mı? tipik bir Çağan Irmak filmi mi? Yoğun duygusallığıyla, evet, Ayrıca ona özgü motifler de var, hem de bol bol. Öncelike baba-oğul ilişkisi, hem de iki ayrı kişilik için, son derece önemli.

\

\

 

TAMAM MIYIZ? 

Yönetim ve senaryo: Çağan Irmak

Görüntü: Gökhan Tiryaki

Müzik: Aytekin Ataş

Oyuncular: Deniz Celiloğlu, Aras Bulut İynemli, Gürkan Uygun, Sumru Yavrucuk, Zühal Gencer Erkaya, Aslı Enver

Yapım: Tims Productions

 

Tamam mıyız? tipik bir Çağan Irmak filmi mi? Yoğun duygusallığıyla, evet, Ayrıca ona özgü motifler de var, hem de bol bol. Öncelikle baba-oğul ilişkisi, hem de iki ayrı kişilik için, son derece önemli. Yaşamın yolunu değiştirecek, hatta çizecek kadar önemli. Bu açıdan elbette Babam ve Oğlum’u düşünmemek olanaksız.

Ayrıca erkek kahraman Temmuz, biraz da olsa Issız Adam’ı hatırlatıyor. Kadınlarla, hayatla, toplumuyla ilişki kurmakta zorlanan, marjinal bir ‘artist’ kimliğiyle zengin ailesinden uzak başıboş bir yaşam süren Temmuz, o filmin Alper’inden uzak değil.

Ayrıca filmin yüreğinde elbette bir aşk var. Ama işte, orada duralım... Bu öyle bir aşk öyküsü ki, ne anlatılabilir, ne de tanımlanabilir. Bu tariflere, klasmanlara, kategorilere sığmayan, ucu tümüyle açık ve çok uzaklara uzanan (ve hayat kadar ölüme erişme şansı da taşıyan) aşk hikayesini anlatmak imkansız, görmek gerekir. İşte filmin asıl önemi bence burada yatıyor.

Babasıyla tam bir nefret ilişkisi yaşayan, annesininse koruyucu kanatları altına aldığı (ne de olsa anne başkadır!) Temmuz’un düşleriyle açılır film... Bu düşlerde melek yüzlü genç bir delikanlı onu yardıma çağırmakta, kurtuluşunu ona bağlamaktadır. Bir-iki-üç rüya... Sonra bir gün inanılmaz bir şey görür: o çocuk, bir tekerlekli sandalyede oturan, iki kolu ve iki bacağı olmayan bir sakattır. Ve yaşlı bir kadın (annesi) onun başyardımcısıdır. Ne yapıp edip ‘rüyalarındaki çocuk’la tanışmak ister, tanışır da: sosyal yardım kurumu görevlisi kılığına bürünerek...

Ve hayretle öğrenir ki, çocuk da onu rüyalarında görmüş değil midir? Zaman içinde ondan istediği yardım da ortaya çıkar: kendisini öldürmesi....’Bir kızı kollarına bile alamadan’ yaşamaya değer mi bu hayat? Ama sakatlığı, intiharı bile engellemektedir. Ve tek çare, Temmuz’un yardımıdır.

Fantastik dokunuşlar da içeren (özellikle rüyaların kökeni konusunda) bu tuhaf hikaye, bir aralar bir tür Yağmur Adam’a da dönüşmüyor değil. Ama giderek anlaşılıyor ki, oradaki kardeşliğin yerini burada başka ve çok daha karmaşık duygular almaktadır. Tüm o karmaşık  yapı içinde, buna bir tür aşk demek hiç yanlış olmaz.. Ama belki ‘aşktan da üstün’ birşey. Bir insanın ‘ruh ikizini’ bulması. Ve onu hayatına katma mücadelesi.