Atatürk’e olan büyük sevgi bitmiyor, bitmeyecek ve sanırım ebediyen sürecek. Her toplumun uzak ve yakın tarih içinde büyük liderleri vardır. Uzak tarih içinde şöyle bir hatırlarsak… MÖ Büyük İskender, Jül Sezar… MS Cengiz Han, Fatih Sultan Mehmet, Napolyon Bonapart…Tüm dünya coğrafyasına yayılırsak, Mahatma Gandi, Fidel Castro…
Ve giderek en meşum diktatörlere bakarsak… Kimi kaynaklara göre Adolf Hitler… Hepsi içinde tarihe geçmiş gerçek bir ırk düşmanı, sözüm ona döneminin Almanya şansölyesi… Ve tarihin gördüğü en büyük toplu kıyımı yaratan en büyük cani… Belki ardından daha yakınların lanetlileri gelir: Josef Stalin, Benito Mussolini gibi…
Ama biz yeniden gerçek büyüklere dönelim. Mustafa Kemal Atatürk’ün bunların en başında gelenlerden olduğu hiç yadsınabilir mi? Tam altı yüzyıllık bir imparatorluğun artık tümüyle çığırından çıkmış ve Batı’nın elinde oyuncak olmaya aday bir ülkesine inanılmaz bir cesaret, zeka, beceri ve kararlılıkla el koymuş bir lider…
Mustafa Kemal Atatürk
Yıllar yıllar sonra bugüne gelirsek…. Kurduğu Cumhuriyet’in 102. yılında, kendisi için yapılmış o belki en kutsal gömüt olan Anıtkabir’de bir buçuk milyona yakın insanı hüzünle karışık bir coşku içinde toplamasını bilen bir ulusal kahraman… Acaba bunca yıl sonra dünyada bile bunun bir eşi, en azından benzeri var mı?
Mustafa Kemal Atatürk
Sonra, kendi geçmişime bakarak çok özel bir şey hatırlıyorum. Yılların ötesinden… Annem rahmetli Rahime Dorsay bana hamile imiş. 17 Mart 1939 doğumlu olduğumdan, sevgili Atatürk’ün beklenmedik ölümü onu öylesine sarsmış ki beni neredeyse düşürüyormuş! Bu olay yıllar boyu bizim ailede anlatılmıştı. Benim de çok özel anılarım arasına yerleşerek…
Anne ve babamla...
Annem Rahime'nin kucağında...
İşte böyle… O Çanakkale’den doğan adam, o Çankaya’da topladığı arkadaşlarına “Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan ediyoruz” diyen, onca unutulmaz sözü içinde örneğin “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sloganını da yerleştiren sevgili Ata’mızı elbette hiç unutmayacağız.
Ve bir gazetede çıktığı gibi “29 Ekim coşkumuz hiç bitmeyecek…”


