Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çıktığı Körfez turunun son durağı olan Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE), temasların ardından yapılan 50.7 milyar dolar açıklaması, kafaları biraz karıştırdı. Belli ki, aslında uzun vadeye yayılan ve ağırlıklı olarak hedef beyanı olan bu tutarla, ekonomisi darda olan Türkiye’nin oradan bol kazançlı döneceği izlenimi yaratılmak isteniyor.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (Fotoğraf: AA)
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, içinde BAE’ye minnet sunan sosyal medya mesajı şöyleydi:
“BAE ile Türkiye arasındaki bağları daha da güçlendirmek için toplam 50,7 milyar ABD doları değerinde çok sayıda stratejik Anlaşma ve Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasına tanık olduk. İhracat finansmanı, deprem tahvilleri, enerji, savunma, altyapı, teknoloji ve bankacılık dahil olmak üzere bir dizi sektördeki anlaşmalar, BAE'nin programımıza olan güvenini yansıtıyor. BAE'nin Türkiye'ye devam eden güçlü desteği için minnettarız."
Minnet güçsüzlük yayıyor
Şimşek’in, “minnettarız” kelimesini, Batılı herhangi bir uluslararası kuruluş ya da finans kurumuna karşı ifade edip etmeyeceği sorusuna, herhalde herkes hayır yanıtını verir. Genellikle büyük yardım, iyilik görülünce söylenen bir söz olan minnet, iki devlet ilişkisinde profesyonelce olmadığı gibi güçsüzlük, eşitsizlik izlenimi veriyor. Neticede bu ülkede yaşayan birçok yurttaş, iktidarın kötü ekonomi yönetimiyle çıkmaza giren ekonomiye finansal destek sunacak diye BAE’ye minnet hissiyle dolup taşmayabilir değil mi? Dahası, bir belirsizliği de barındırıyor.
“Minnet”in diplomasiye dahil edilmesi kadar önemli olan diğer husus; gerçekte karşılıklı bir anlayış birliğini yansıtan, eskiden Memorandum of Understanding denilen mutabakat zabıtlarının, Türkiye’ye hemen dış kaynak geliyormuş havası ile yansıtılması.
Bu noktada kayda değer bir noktayı paylaşalım.
BAE’nin yatırım alanında ihtisaslaşmış olan kurumunun web sitesinde yapılan açıklama, bizimkilerden biraz daha net ve ayrıntılı. BAE’nin devlet yatırım fonu olan kısa adıyla ADQ, yani Abu Dabi Kalkınma Holding, 19 Temmuz tarihli duyurusuna göre, BAE’nin bu kurumu:
-Deprem sonrası yeniden inşa için amaçlı çıkarılacak finansman bonosunu 8,5 milyar dolara kadar finanse edecek.
-Türk şirketlerinin BAE ve diğer pazarlara mal ve hizmet ihracatında, Türk şirketlerinin kredi finansmanına çözüm sağlamak amacıyla 3 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandı.
Yukarıdaki bu iki başlığın toplamı 11,5 milyar dolar ediyor.
51’in 40’ı beş yıllık hedef
Kalan tutar için de ADQ’nun yani BAE devlet yatırım fonunun sayfasında şöyle bir paragraf yer alıyor:
“Bu yılın başlarında, iki ülke hükümetleri, iki ülke arasındaki ticareti önümüzdeki beş yıl içinde 40 milyar ABD dolarına çıkarmayı amaçlayan Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) imzaladı.”
Yani yaklaşık 51 milyar dolarlık hacmin 40 milyar dolarlık kısmının, iki ülke ticaretini beş yılda eriştirilmek istenen hedef olduğu anlaşılıyor. Petrol dışı ticaret açısından BAE’nin en büyük ticaret ortakları arasında sayılan Türkiye ile varılan bu anlaşma hedefinin, hemen gelecek bir nakit finansman gibi yansıtılması yanıltmasın yani.
Bu temasların ardından Şimşek’in ihracatı, ekonominin merkezine daha güçlü oturtmak dileği son mesajlarından da anlaşılıyor. Anlaşılan BAE ile varılan mutabakat da itici bir rol oynuyor. Ancak ihracata sağlanacağı söylenen “maksimum desteğin”, enflasyonu nasıl düşüreceği, satın alma gücüne katkısının ne olacağı ise söylenmiyor.
Çiğdem Toker kimdir?Çiğdem Toker, Diyarbakır'da doğdu. Denizli Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı'nda başladı. Günaydın, Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde stajlar yaptı. Anadolu Ajansı'nın sınavlarını (1988) kazanarak, adliye, Devlet Güvenlik mahkemeleri (DGM), yüksek yargı muhabiri olarak çalıştı. 1990-1993 yıllarında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde; sonrasında da kesintisiz 15 yıl Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda ekonomi muhabiri olarak görev yaptı. Burada maliye, vergi, özelleştirme, enerji, rekabet politikalarını izledi. 1994 ve 2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri, kriz kapsamında çıkarılan kanunların TBMM'deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Çeşitli ülkelerde Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası toplantıları muhabir olarak takip etti. Habertürk gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak gazetenin Ankara bürosunu kurdu. İstifa ederek ayrıldı. İnternet gazetesi T24'ün ilk yayınlarında OECD'nin "Futbolda Kara Para Aklama" raporunu konu alan dizi yazısıyla yer aldı. Köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) el koyma sürecinde kendi isteğiyle ayrıldı. 2013-2018 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Gazetenin sahibi konumundaki Cumhuriyet Vakfı yönetimi değiştikten sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 2018'de katıldığı Sözcü gazetesindeki yazılarına 2022 Kasım ayında 'küçülme' gerekçesiyle son verildi. Fox TV kanalında yayımlanan "Orta Sayfa" adlı haber programında yorumcu olarak yer alıyor. Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları hakkında kimileri astronomik, çok sayıda manevi tazminat davası açıldı. Konusu bir imar haberi olan yazısı hakkında hapis cezası istemiyle yargılandı. Kamu ihaleleri ve şirketleri konu alan çok sayıda yazısı da Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişime engellendi. Kitapları - Adım da Benimle Beraber Büyüdü- Abdüllatif Şener, Doğan Kitap, 2008 - "Türkiye'de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri" kitabına makale katkısı, İletişim Yayınları, 2018 - Kamu İhalelerinde Olağan İşler - Tekin Yayınevi, 2019 Ödülleri - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi "En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü" (1995) - Sabah Gazetesi "Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü" (1997) - Türkiye Ziraat Odaları Birliği "Basında Tarım Ödülü" (2000) - Milliyet Gazetesi "Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü" – "Taksiyarhis'in Zehra Teyzesi" başlıklı röportaj (2001) - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti-TGC "Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü" |"Evcil'in Dönüşü" dosyası – (2005) - European Press Prize "The Mystery of the Secret Funds" – "Yorumcu Ödülü"nde kısa liste (2015) - Halkevleri "Basın Ödülü" (2016) - Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016) - İstanbul Tabip Odası "Basında Sağlık Ödülü" (2016, 2018 ve 2019) - TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi "Emre Madran Koruma Ödülü" (2017 ve 2019) - Eskişehir - Bilecik Tabip Odası "Halk Sağlığı Ödülü" (2017) - ÇGD "Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü" (2017) - ÇGD Bursa Şubesi "Meslekte Dayanışma Ödülü" (2018) - Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü "Uluslararası Cesaret Ödülü - Kısa liste" (2018) - Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü – "Kamu İhalelerinde 21/b Usulü" dosyası-(2018) - Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği "Önder Kadınlar Ödülü" (2019) - Rekabet Derneği "Adil Rekabete Katkı Ödülü" (2019) - TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası "Hasan Balıkçı Onur Ödülü" (2020) - Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020 - Ankara Tabip Odası – "Şehir hastanelerinin ekonomi politiğini tüm gerçekliğiyle ortaya koyarak kamuya ve sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri" nedeniyle (2021) - TMMOB Şehir Plancıları Odası - Kent Planlama Basın Ödülü (2021) - İzmir Gazeteciler Cemiyeti "Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü" (2021) - SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği "Yılın Kadınları" Ödülü (2021) - Alanya Gazeteciler Cemiyeti - Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü (2021) |


