CHP ve 'Parti Programı Çalıştayı'ndan izlenimler
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

CHP ve 'Parti Programı Çalıştayı'ndan izlenimler

Kılıçdaroğlu 13 yılda CHP oylarını arttıramadı, cumhurbaşkanlığı seçimlerini de kaybetti. Ortalama bir CHP üyesi Kılıçdaroğlu’na mı oy verir, Özel’e mi oy verir? Büyük olasılıkla Özel’e oy verir. Bunu çalıştaya katılan tüm CHP’liler ifade ediyor. Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna kayyım olarak oturursa, gençlerin deyimiyle 'işbirlikçi' olur!

CHP ve 'Parti Programı Çalıştayı'ndan izlenimler
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Gölge Maliye Bakanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe (solda), 5. CHP Genel Başkanı, eski TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Mülkiye İktisat ekolünün önde gelen temsilcilerinden T24 yazarı Prof. Dr. Ercan Uygur

4 - 9 Eylül 2025 tarihleri arasında CHP’nin “Kuruluş Haftası Etkinlikleri” vardı. 4 Eylül'deki faaliyetlerin önemlisi, genel merkezdeki “CHP Programları Sergisi”nin açılışı idi. 5 Eylülde ise açılış konuşmalarından sonra, “Parti Programı Çalıştayı”nın yuvarlak masa oturumları vardı.

Bu yuvarlak masa oturumlarından ekonomi ile ilgili olanına ben de davetli idim. Oturumlar başlamadan önce açılış konuşmaları vardı. Bu konuşmaların başlamasını beklerken salona dikkatlice baktım ve salondaki genel ortamı anlamaya çalıştım.

CHP’ye iktidarın ve yandaşlarının her yönden yaptığı baskıları dikkate alınca, kuruluş haftası etkinlikleri ertelenir mi diye aklıma geldi. Ama ne yöneticilerde, ne toplulukta öyle bir hava yoktu,  tam tersine daha bir kenetlenme izlenimi aldım.

Bu yazıda bir gün süren çalıştayda edindiğim izlenimleri aktarmak istiyorum. Bu izlenimlerin bir bölümü benim gözlemlerime, bir bölümü bazı çalıştay katılımcılarının bana anlattıklarına  dayanıyor.

CHP Parti Programı Çalıştayı'nda kurulan 52 yuvarlak masadan biri; Hikmet Çetin, Prof. Dr. Ercan Uygur ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Katatepe'nin de yer aldığı 'Ekonomi' gündemli masaydı

Salondan izlenimler

Salondakilerin yarısını (belki biraz daha fazlasını) Türkiye’nin her yerinden gelmiş genç akademisyenler oluşturuyor. Bazı meslektaşları tanıyorum. Katılanların diğer yarısını bürokraside ve özel kesimde çalışan, çalışmış olan her meslekten uzmanlar oluşturuyor.  

Salon doluydu, sonradan öğrendik ki bu kişilerin tümü davet edilmişti, kayıt yaptırıp toplantıya katılan 600 kişi vardı. Yine sonradan öğrendik ki, yuvarlak masa toplantılarını duyan ve katılmak isteyen yaklaşık 2000 kişi daha vardı. Sayı sınırlaması nedeniyle bunlar katılamadılar.

Katılan ve katılmak isteyen sayısı oldukça büyüktü; demek ki yoğun ilgi vardı. Bu ilginin nedenini anlamak için birkaç kişiyle konuştum. Nedenlerden birisi mesleki birikimi aktarmak ve arttırmak isteği idi. Ancak herkesin söylediği önde gelen neden şuydu:

“Hocam Türkiyemiz, Atatürk Cumhuriyetimiz, özgürlüğümüz elden gidiyor. Buraya gelip azıcık da olsa katkı yapmak, sahip çıkmak, birlikte olmak istedik.” Açık söyleyeyim, bu duygu yoğunluğu beni etkiledi. Zaten bu yoğunluk salonda da hissediliyordu.

Konuştuklarımdan bazıları üniversitelerde, orta dereceli okullarda, diğer kamu kuruluşlarında yapılan kayırmaları, yolsuzlukları, baskıları anlattılar. Kurumlardaki bu baskılar, muhalefet partilerine, özellikle CHP’ye yapılan “saldırılar”, giderek Atatürk Cumhuriyetine yapılıyor şeklinde algılanıyordu.

İktidar bu algıyı yaratmak istedi mi bilmiyorum. Ama bellidir ki zorlayarak, baskı yaparak, tutuklayarak bu duygular ve algı değişmeyecek. Hele hep dile getirilen “geçinemiyoruz” yakınmaları da varken. Tarih gösteriyor ki, iktidarı orta vadede böyle sürdürmek olanaksız.

Salonun ön taraflarında Genel Başkan Yardımcısı ve Gölge Maliye Bakanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe ile birlikte oturuyoruz. Kendisi benim eski öğrencimdir. Birileri gelip bir şeyler söylüyor, sonra başkaları. Gururla bakıyorum. Önde gelen yönetici kadroyu soruyorum. Gösteriyor.

Tanıdığım CHP’li bir vekili soruyorum. O ve birkaç kişi ortada görünmüyor imiş. Neden? Yalçın Karatepe bir yanıt vermiyor, geçiştiriyor. Sonra başkalarından öğreniyorum; bu birkaç kişi Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlermiş. Çok şaşırdım. Böyle bir zamanda böyle bir tavır çok acı!

Aşağıda kısaca açıkladığım gibi, konuştuğum birkaç kişi İstanbul’da iktidarla birlikte “kayyımcılık oynayanlar” için “işbirlikçi” gibi, ve daha kötü nitelemeler yapıyorlar.

Eski ve yeni genel başkanlar; Hikmet Çetin ve Özgür Özel

CHP’nin şimdiki önde gelen yönetici kadrosu, tahminim doğruysa, ortalama 40’lı yaşlarda. Genç, sakin ve, yaşadıkları onca baskıya karşılık, dinç görünüyorlar. Bunlar, kadınlı erkekli yeni bir siyasetçi grubu. Siyasi partilerin eski siyasetçilerine benzemiyorlar.

Bu yeni siyasetçiler de “Türkiyemiz, Atatürk Cumhuriyetimiz, özgürlüğümüz elden gidiyor, sahip çıkmalıyız” düşüncesindeler. Bu grubun çinde birçok CHP’li belediye başkanı da var.

İktidar bu yeni ve genç siyasetçileri silmek istiyor. Yalnızca CHP’den değil, diğer Atatürkçü muhalif partiler İyi Parti ve Zafer Partisi'nden de silmek istiyor. Yeniden Refah Partisi de hedefte olabilir. Çünkü iktidarın kendisi böyle bir yeni dinamik kadro yaratamıyor. Çözüm olarak diğer partilerden “uygun kişileri” değişik vaatlerle kendisine çekmeye çalışıyor.

Atatürk’ten ve halktan uzaklaştıkça yeni bir kadro yaratmak zor. Buna karşılık iktidar ve destek verenler çözümü Atatürk’ten uzaklaşmakta görüyorlar. Çünkü ABD ve yandaşları böyle istiyor. ABD’nin Türkiye büyükelçisi (ben bölge valisi diyorum) Tom Barrack’ın önerileri ve oluşturulan bazı komisyonlar bu istekler yönünde.

Ben notlar alırken Genel Başkan Özgür Özel salona giriyor, ön sırada bir yere oturuyor. Oturduğu yere bakıyorum Hikmet Çetin’i görüyorum. Biraz eğilip bükülüp Hikmet Çetin’e el sallamak, selam vermek istiyorum. Çünkü kendisini tanıyorum. Nereden?

Hikmet Çetin üniversitede Hocam olmuştu. Bize ODTÜ’de Tarım Ekonomisi dersi vermişti. O zamanlar DPT’de uzman, daire başkanı idi. Mülkiye’ye girdikten sonraki dönemde rahmetli Tuncer Bulutay Hocamız bizleri biraraya getirirdi, saatlerce Türkiye’yi ve ekonomiyi tartışırdık.

Hikmet Hocaya selam veremedim, beni görmedi. Yalçın Karatepe, “Nasıl olsa bizim masada olacak” dedi. Hemen sonra Genel Sekreter Selin Sayek Böke programı başlattı, yuvarlak masa toplantıları için açıklamalar yaptı, bilgiler verdi. Programın sorumlusu ve yöneticisi Selin Hoca idi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel

Özgür Özel kürsüye geliyor. Televizyonlarda izlediğim görüntüsüne göre daha genç görünüyor. Yalçın Karatepe “zaten genç, daha 50 yaşında” diyor. Kürsüye hakim. Konuşurken kendisini konuya kaptırmış, duygusal ve heyecan yüklü. Ama hiç teklemiyor.

Hemen dikkatimi çekiyor; Erdoğan ve Bahçeli gibi prompter’dan okumuyor. Önünde kağıtlar, notlar bile yok. Yaşını ve özellikle rahat, prompter olmadan konuşmasını görünce Erdoğan ve Bahçeli’nin Özel’i sevmediklerini ve çok kıskandıklarını anlamak kolay. 

Yaşını, hitabetini ve diğer özelliklerini dikkate alınca, aynı duyguları Kılıçdaroğlu’nun da, belki daha yoğun olarak taşıdığını sanıyorum, hatta eminim. Her üçü de doğanın yasalarını kabullenmekte zorlanıyor. Gelelim seçim başarıları veya başarısızlıkları konusuna.

Özgür Özel, genel başkan olduktan sonra girdiği ilk (yerel) seçimde partisinin oy oranını önemli ölçüde arttırdı. Aynı seçimde Erdoğan ve Bahçeli’nin partilerinin oyları önemli ölçüde geriledi. Bu eğlimin devam ettiğini anketlerden anlıyoruz.

Kılıçdaroğlu ise 13 yılda CHP’nin oylarını arttıramadı, cumhurbaşkanlığı seçimlerini de aday gösterdikleri veya kendisi kaybetti. Yaşını ve diğer özelliklerini de dikkate alalım. Şimdi, ortalama bir CHP üyesi Kılıçdaroğlu’na mı oy verir, Özel’e mi oy verir?

Farklı düşünen olur mu bilmem ama büyük olasılıkla Özel’e oy verir. Bunu çalıştaya katılan tüm CHP’liler ifade ediyor. Kılıçdaroğlu gidip genel başkanlık koltuğuna kayyım olarak oturacak diyorlar. Otursa ne olur ki? Gençlerin deyimiyle “işbirlikçi” olur, başka bir şey olmaz.

Aynı soruyu tüm seçmenleri dikkate alarak Erdoğan ve Bahçeli için soralım. Ekonomiyi bataklığa saplamış, orta sınıfları eritmiş, ücretliler ve emekliler gibi sabit gelirlileri yoksulluğa mahkum etmiş, dış ilişkilerde Türkiye’yi geriletmiş, açıklarını kapatmak için dünyayı dolaşan, sürekli ek vergi getiren, devletin varlıklarını satan bir iktidara ne kadar oy verir bu seçmenler?

Doğanın ve tarihin akışı tersine dönemeyeceğine göre, CHP ve lideri ileriye gidecek. Bunu gördükleri için her türlü haksız, hukuksuz ve adaletsiz uygulamayı yapıyorlar. Toplumsal tepki bu uygulamaları geriletecektir. Haksızlık ilelebet kazanamaz.

Özgür Özel’in konuşmasından sonra yuvarlak masa toplantılarına geçtik. Bizim masada Yalçın Karatepe moderatör idi. Hikmet Çetin Hocam ve benimle birlikte masada 12 kişiydik. İTÜ’den, ODTÜ’den, başka devlet ve vakıf üniversitelerinden Hocalarımız vardı.

Bizim masayla birlikte Eğitim, Savunma, Sosyal Güvenlik, Teknoloji, Tarım, Ticaret gibi birçok konuda toplam 52 yuvarlak masa olduğunu öğrendim.

Çalıştaylar sonunda sonuç bildirgesi açıklandı

Yemek arasında Hikmet Hocam, öğrencisi ben ve benim öğrencim Yalçın Hoca fotoğraf çektirdik. Bu arada bize Artvinli ve aileden CHP’li ve çok heyecanlı Soner Bey katıldı. Soner Bey ve daha birçokları “Hikmet Hocamız bizim değerlimiz, rol modelimiz” diyorlardı. Tüm genç CHP’liler Hikmet Hocam ile fotoğra çektirme yarışına girdiler.  

CHP genel merkezinden Hikmet Hocam ile birlikte ayrıldık. Hocama da söylediğim gibi şu noktalar aklımda takılı kaldı:

1) Muhalif siyasi partilere yapılan haksız ve hukuk dışı uygulamalar iktidarları yukarı değil aşağı çeker. Bu uygulamalar demokrasiyi ve siyasetin kendisini de alçaltır. Ancak, bu alçalmayı umursamayan kişiler de olabilir.

2) Muhalif siyasi partilere yapılan bu tür uygulamalar muhalf partilerin içinden bulunmuş birkaç uygun kişinin kullanılması ile yapılırsa, siyaset daha da alçalır. Kullanılan siyasetçiler “işbirlikçi” damgası ile kalırlar. Ama bunu da umursamayanlar olabilir.

3) CHP’li gençleri en çok üzen ve şaşırtan, önemli buldukları bazı siyasetçilerin bu duruma düşmesidir. Belki iktidar siyasetin ve siyasetçilerin bu duruma düşmesini özellikle istiyor. Temiz siyaset tercih edilmezse demokrasi hızla zayıflar.

4) CHP’de Özgür Özel’in başkan seçilmesinden sonra iyi yetişmiş, genç ve Atatürk’ün Cumhuriyetine sahip çıkan bir siyasetçi grubu ortaya çıktı. Şimdi iktidar, ülke için önemli gördüğümüz bu grubu hapislere atarak silmeye çalışıyor. Bu hamle yalnızca CHP’yi değil tüm ülkeyi ilgilendirir.

5)  İktidarın haksız ve hukuk dışı uygulamalarının arkasında ABD desteğinin olduğu yaygın bir inanıştır. İktidarın bu destekle sürmesi ülkenin ABD'nin yörüngesinde kalması anlamına da gelebilir.

6) Yukarıdaki noktaları dikkate alarak muhalif siyasi partilerin ve aydınların CHP’ye, CHHP’nin de onlara destek vermeleri önemlidir. Aynı katkıyı İyi Parti ve Zafer Partisi gibi Atatürkçü partilere de vermek gerekir.   

 

 

İlgili İçerikler