Bir balon yolculuğu
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Bir balon yolculuğu

Zannettiğiniz gibi bir yolculuk değil bu. Yani Kapadokya'ya gidip, sabaha karşı kalkıp bir balon turu yapmadım. Ben balonu yuttum! Bildiğiniz midemde bir balonla yaşamaya devam ediyorum şu anda. Aslında "Balonun Benimle Yolculuğu" gibi bir başlık daha mı uygun olurdu? Neyse, ben size baştan - veya vazgeçtim en sondan anlatayım her şeyi…

Zorlu PSM'de Küheylan oyununu izliyorum. Peter Shaffer'in zamansız, ölümsüz, çok katmanlı eseri. Üniversitede psikoloji öğrencisi olarak izlemiştim ilk kez. Otuz küsur sene önce. Devlet Tiyatroları sahnelemişti. Öylece kalakalmıştım.

Şimdi, bu kadar zaman geçti, yine kalakaldım.

Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment ortak yapımı. Seyircilerin bir kısmı, çok akıllıca bir kurguyla sahneye yerleştirilmiş. Alan Strang rolünde Emir Özden oynuyor ve harikalar yaratıyor. Dizi izlemediğim için tanımıyorum kimseleri. Emir, muhteşem bir oyuncu. Tam bir Broadway veya West-End tadında. Kerem Alışık, yıllar içinde ne kadar dingin, huzurlu bir ton bulmuş kendine. Psikiyatrist Martin Dysart olarak çok net, sakin, gelgitli bir karakter olarak karşımızda. Yaşanmamışlıklar, pişmanlıklar, boşa geçtiği zannedilen kocaman bir hayatla.

Aslında bütün kadro son derece başarılı. Hatice Aslan, Devrim Nas, Açelya Devrim Yılhan ve Gizem Katmer'i ellerimiz patlayana kadar alkışlıyoruz. Ama altı tane de at karakterinde sahneye çıkan oyuncu var. Aman yarabbim, onlar da müthişler. Aryalar söyleyen kadın ne öyle ya!

Şahaneydi.

Yerimden kalkamıyorum.

Salon yavaş yavaş boşalıyor. Bir hafta evvel bugünkü halimi düşünüp kendi kendime gülüyorum. Altı kilo eksik, kıyafetleri hafiften bollaşmış halimle, çıkış kapısına doğru ilerliyorum…

Bu iş böyle gitmez

İnsan arada bir, iki, üç kilo alıyor. Normal.

Sonra üstüne yine alıyor, o da normal diyelim hadi.

Bilim yalan söylemiyor: On sene evvelki kilonun on beş fazlası, artık tehlike çanlarının çaldığı an!

Ding – dong!

Sıkı bir doktor kontrolü ve tahlil sonrası, yine de çok fena değil sonuçlar. Evet, normal aralıkların ucuna dayanmış, hatta bir, iki değer geçmiş birkaç kalem var, ama doktorumun diyet listesine uyduğum takdirde bir aya kalmaz gençlik verileri elimde olacak, eminim. Bir de sporumu aksatmayayım, suyumu bol bol içmeye devam edeyim…

De, da, ama, fakat, gel gör ki!

İştaha söz geçirmemin mümkünatı yok. Gittikçe büyüyen porsiyonlarımı, doldukça şenlenen tabaklarımı durduramıyorum. Öyle fanfinfon şeyler de değil yediklerim. Yoğurt içine ekmek doğramayı da çok severim, peynir-ekmek, bazen lahmacun, en çok da iyi basılmış kaşarlı tost. E tabii zaman zaman bir kebap, bir balık oluyor; ya da yurt dışı gezilerinde bambaşka mutfakların baharatları sahneye çıkıyor…

İşte böyle böyle, olmuş on beş kilo!

Boyum 1.86. 80 kilo, benim ennnn ideal kilom. Biliyor musunuz, olmuşum 95, hâlâ aynaya bakıyorum, normal bir adam görüyorum karşımda. Evet iri, ama normal. En şık takım elbiselerime giremiyorum, tiril tiril özenle diktirdiğim gömleklerimi askılarından yıllardır indirmiyorum.

Amaaan, olsun varsın! Ağız tadımızla yaşıyoruz işte deyip geçiyorum…

Hadi bu işe bir dur de

Geçenlerde sunuculuğum vardı bir gece. Dünyanın parasını yatırdığım, en fötöşönk markaların smokinlerinin asılı olduğu dolabıma yöneldim. "Aman Allah'ım! Bana amca dediler"den çok daha, milyon kere daha acıklı bir durum. Hiçbirinin, ama hiçbirinin içine giremedim!

Ertesi sabah erkenden gidip yeni bir siyah takım elbise ve beyaz şık bir gömlek aldım. Provadan evvel oturup, bu işi nasıl çözebileceğimi düşünmeye başladım. Bir sağlık çiftliği, wellness center kıvamında bir yer mi ayarlasam acaba? Bir iştah kesici hap mı denesem? Yeminler edip rejime mi girişsem?

İşler daha hazin bir boyuta yürümeden, sağlığımda ciddi bir araz oluşmadan, ben bu işi nasıl halletsem?

Buldum, buldum!

Hani Google'da bir şey aradığınız zaman, ilgili konularda birçok reklam da geliyor ya, işte ilk kez orada karşıma çıktı. Bilemedim, önce hiç anlayamadım.

"Mide balonuyla istenmeyen kilolarınıza elveda"

Bir cerrahi müdahale olarak algıladım, okumadım bile.

Konuya kilitlendim artık. Şu aslanlar, kaplanlar gibi şahlanan iştihamı nasıl durudurum? On yıl önceki kiloma hemen nasıl gelirim? Şık takımların içine nasıl ve ne zaman girerim?

Vegan beslenme ve sabah sporunun metabolizmaya faydaları makalelerini okurken, tekrar karşıma çıktı, bu kez tıkladım.

Aaaa, yutulan bir hap, mideye yerleştikten sonra şişiriliyor ve dört ay sonra kendi kendine vücudu terk ediyor. Cerrahi hiçbir müdahale yok.

Yorumlar, yaptıranlar, doktorlar; neredeyse provayı kaçırıyordum.

Ama ne yaptıracağımı bulmuştum. Üstelik hızlı ve sıkı araştırmalarım sayesinde, yutulan mide balonunun en iyi markasının hangisi olduğunu, Türkiye'de bu işi ciddiyetle hangi uzman hekimin uyguladığı bilgisine bile ulaşmıştım.

Alo doktor, derdime bir çare!

Hayır, acaba uygun bir hasta mıyım? Çünkü sonuçta elli kilo fazlam yok, yerinden kalkamayan bir obez değilim. Yürüyorum, koşuyorum, öbür taraftan bakınca da bu yaşımda gayet iyiyim çok şükür.

Binbir düşünceyle doktor Erkam Tülübaş'ın muayenehanesinde soluğu aldım. İlk tektikler, hemen ertesi sabaha ikinci randevu.

Erkam Bey'e çok kanım ısındı. İşinin ehli, kendini adamış, çok yumuşak bir doktor. Yavaş yavaş, tatlı tatlı anlattı her şeyi.

"Yutuyorsunuz, sonra ben röntgenle kontrol ediyorum. Doğru yerde durduğundan emin olunca saf su ile şişiriyoruz. Bunun amacı, midede tokluk hissi yaratarak açlık dürtülerini kontrol altına almak. Ayrıca diyetisyenimizle irtibat halinde olacaksınız sürekli. Dört ay boyunca sizi kontrol edebilmemiz için, uygulamayla senkronize bir tartı ve kol saati de vereceğiz. Her sabah sadece kilonuza değil; ödem, yağ, kas, bütün vücut kitle değerlerinizi de kontrol etmiş olacağız. Yüzde 1, 2 oranında başarısız olunabiliyor. Bazı bünyeler, balonu kabul etmiyor. Tabii ilk hafta mide bulantısı, kramplar, yiyememek çok normal. İlk iki gün için serum öneriyorum sert seyreden vakalarda. Ancak sizde bir problem olacağını hiç zannetmiyorum. Diyete uymaz, zorlayarak yemezseniz, kesinlikle 10 – 15 kg vereceğinizi düşünüyorum."

İşi uzatmaya hiç gerek yoktu. Yarın sabah, aç karnına, önceden reçete edilmiş mide koruyucu ilaçları almış olarak, hastanede Erkam Bey'i beni beklerken buldum.

Tıp gerçekten çok ilerlemiş

İçtiğim hap, iri kıyım bir hap. Resmen 15 dakika içinde hayatları değiştiriyor. Dünyanın ilk tam kapsamlı zayıflama platformunu yaratarak obeziteyi dünya yüzünden silmeyi amaç edinmiş bir şirket, Harvard Tıp Fakültesi mezunu iki adanmış insan, harika entegre edilmiş bir teknoloji ve ekosistemsel bir program. Beni epey etkiledi, inandım, güvendim, sarkastik kaslarım yumuşadı ve hapı yuttum. 2-3 saniye içinde midemde doğru yere indi. Minik bir ip üzerinden şişirildi. 500 ml su, karnımı doldurdu. Ne bir rahatsızlık, ne bir sorun. Güle oynaya işlemi bitirdik. Erkam Bey'le sarılarak vedalaştık. Metroya binip kitabımı açtım, hiçbir şey olmamış gibi evime vardım.

O gece biraz kramp, biraz mide bulantısı oldu. İlaçlar imdada yetişti. Ertesi gün en fenasıydı, iyi ki cumartesiydi, yaşanmamış kabul ediyorum. Resmen yataktan hiç çıkmadım. Kramplar biraz çoğalınca serumu da bağlattım.

Pazar sabahı ise kahvemi nasıl içsem diyerek uyandım. Kendime harika bir Amerikano yaptım. Pazartesi günü, kahve içmemem gerektiğini öğrendim, ama artık çok geçti!

Bir hafta sonra, altı kilo eksik

Hayatım boyunca böyle bir şeyi beklemişim ben. Uğraşmadan, acı çekmeden iştahım kesilsin, canım yemek yemek istemesin.

İki gün ağzıma yemek koymadım; bir lokma bile. Sonra bir hafta sürecek olan sıvı ve püre beslenme modeline geçtim. Hiç sorunsuz, hiç acısız.

Büyük porsiyonlar, yerini küçük tabaklara bıraktı. Çatalı, kaşığı bile küçülttüm. Midem hep dolu gibi hissettiğim için, gün içinde içmek zorunda olduğum 2 litre suyu içerken çok zorlanıyorum sadece. Beynim bir an çatur çutur salata, fındık falan yemek istiyor, midem hemen cevap veriyor – o eskidendi.

Bugün diyetisyen Nazlıcan Hanım'la randevumuz vardı. "Sizin diyetinize biraz ceviz, biraz meyve ekleyeyim Fatih Bey" dedi. Dünyalar benim oldu. Çilek kokusu burnumdan gitmiyordu günlerdir. Eksi altı kilo, bana bugün artı altı kocaman çilek olarak geri döndü.

Balonum ve ben epey iyi anlaşıyoruz anlayacağınız. Tek bir üzüntüm var, o da 4 ay sonra beni terk edecek olması. Amaan canım, bana balon mu yok, yenisini yutarım çok istersem. 2 ay balon arasından sonra o da oluyormuş gerekirse…

Fatih Türkmenoğlu kimdir?

Fatih Türkmenoğlu İstanbul'da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra New York Üniversitesi'nde 'işletme diploması' programını bitirdi.
University of Michigan'da bir yıl 'konuk gazeteci' olarak seminerler verdi. Northwestern Üniversitesi'nde Ortadoğu bölümünde araştırma yaptı. Kent Üniversitesi'nde 'klinik psikoloji' yüksek lisansı yaptı. Çeşitli terapi eğitimleri aldı, almaya da devam ediyor.

Gazeteciliğe 1995 yılında Sabah grubunda başladı. Sabah ve Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Aktüel, Esquire, Cosmopolitan dergilerinde gezi, izlenim yazıları yazdı, çok sayıda röportaj yaptı.

Kuruluş döneminde ilk özel haber kanalı olarak yayına başlayan NTV'ye geçti. Beş yıl çalıştığı kurumda hazırlayıp sunduğu programlarla ödüller kazandı. İzleyen dönemde geçtiği CNN Türk televizyonunda 13 yıl boyunca gezi programları ve belgeseller hazırladı ve sundu.

Milliyet, Cumhuriyet ve Hürriyet Seyahat için yıllarca yazı yazdı. CNN International televizyonu için Türkiye'den uzun süre haber yaptı.

"Her Perşembe Saat 4'te", "Hayat Gezince Güzel", "Türkiye'de Görülmesi Gereken 101 Yer", "Amerikan Rüyası Tabirleri", "Üç Kuruş Fazla Olsun Kırmızı Olsun" adlarıyla beş kitabı yayımlandı.

Moderatör, sunucu olarak da çalışan, şirket yöneticileri ve bürokratlara sunum teknikleri ve medya ile ilişkiler konularında danışmanlık yapan ve TedX konuşmacısı olan Türkmenoğlu, uzman klinik psikolog olarak da danışan kabul ediyor.

ABD ve Türkiye'de yaşıyor. Evli ve iki kız çocuk babası.

İlgili İçerikler