Koridor enflasyonu
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Koridor enflasyonu

Coğrafya Türkiye’ye büyük avantajlar sağlıyor, yeter ki doğru kullanmasını bilelim.

Yeni Delhi’deki G-20 Zirvesi sırasında  önerilen, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (İMEC) bir anda küresel  ulaştırma projelerini yeniden gündemin ön sıralarına taşıdı. Enflasyon sade ekonomide değil, ulaştırma alanında da varlığını hissettirebiliyor. Hatta yaşananlara koridorlar savaşı diyenler de var.

Ne kadar ulaştırma koridoru var?

Hafızamızı şöyle bir yoklayacak olursak, İMEC’in yanı sıra bu çerçevede hatırlayabildiklerim Kuzey Koridor, Orta Koridor, Kuşak ve Yol, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru, Irak-Türkiye Kalkınma Yolu, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan-Türkmenistan-Afganistan Transit Taşımacılık Koridoru (Lapis Lazuli), Zengezur ve Laçin koridorları, Trans Avrupa Kuzey Güney Otoyolu Projesi... Tabii bir de Kılıçdaroğlu’nun seçimlerden önce “hayatımın projesi” diye ortaya attığı, Türk Yolu projesi var. Mutlaka daha unuttuklarım da olmuştur. Bunlardan bazıları birbirlerini tamamlayıcı nitelikte, bir çoğu iç içe geçmiş, bir kısmı da yek diğerine alternatif teşkil ediyor. Hemen hepsi tarihi ipek yolundan esinlenmiş, bir şekilde Çin ile Avrupa arasındaki yıllık 600 milyar dolar olduğu söylenen ticaretten yararlanmak hedefine yönelik.

Kuşak ve Yol

En ihtiraslısı şüphesiz  kuşak ve yol projesi. İlk kez Çin Devlet Başkanı Şi Jinping tarafından 2013 yılında dillendirilen kuşak ve yol, Dünya nüfusunun yüzde 65’ine tekabül eden 70’ten fazla ülkeyi kapsıyor. Karayolları, demiryolları, limanlar, havaalanları, enerji üretim  santralleri gibi büyük ölçekli altyapı yatırımlarını içeriyor. Çin’in kuşak ve yol üzerindeki yatırımların önemli bir bölümünü finanse ediyor olması, özellikle az gelişmiş ülkelerin ilgisini çekmekte. Çin ekonomisindeki büyümenin yavaşlama eğilimine girmesi projeyi yavaşlatabilir.

İMEC

Türkiye’nin dışlandığı Hindistan-Orta Doğu-Avrupa ekonomik Koridorunun kuşak yola alternatif olarak önerildiği apaçık ortada. Ama taşınacak malların iki kez gemilere, iki kez trene bir kez de TIR’lara bindirilip indirilmesini gerektiren bu koridorun, adının hilafına ne kadar ekonomik olacağı çok şüpheli. Kuvveden fiile geçemeyerek kağıt üzerinde kalma olasılığı yüksek.

Kuzey ve orta koridorlar

Kuzey Koridoru Trans Sibirya demiryolunu kullanarak Çin’den Avrupa’ya yönelik ticaretin Rusya üzerinden gerçekleşmesini öngörüyor. Rusya-Ukrayna savaşı ve Rusya’ya uygulanan ambargolar nedeniyle  kuzey koridor, büyük darbe aldı. Bu yılın ilk aylarından itibaren Maersk ve Nurminen Logistics gibi ünlü uluslararası nakliye şirketleri Kuzey Koridor yerine orta koridor hatlarını kullanmaya başladılar.

Türkiye’nin öncülük ettiği Orta Koridor, Kafkaslar üzerinden Hazar Denizini aşarak Türkmenistan ve Kazakistan’ı takiben Orta Asya ve Çin’e bağlıyor. Kuzey Koridora oranla daha hızlı, daha ekonomik ve 2000 km daha kısa olup iklim koşulları bakımından da daha elverişli görünüyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun faaliyete geçmesiyle Orta Koridorun önemli bir ayağı tamamlandı. Orta Koridor, kuşak ve yol girişiminin de kollarından birini teşkil ediyor.

Türkiye-Irak Kalkınma Yolu

Irak’ın Basra Körfezindeki Fav limanından başlayıp Ovaköy’den Türkiye’ye giren Kalkınma Yolu Projesi, 1200 km uzunluğunda demiryolu ve karayolundan oluşuyor. Ekonomik açıdan İMEC’e göre çok daha cazip .17 milyar dolara mal olacağı tahmin edilen yatırımların büyük bir bölümünün Irak tarafından karşılanması gerekiyor. Fav limanının birinci fazının 2025, bütün projenin de 2028 yılında tamamlanması bekleniyor. Mevcut Irak Yönetimi kalkınma yolunun hayata geçirilmesi için çok istekli görünüyor. Irak Başbakanı Muhammed Şiya Es Sudani, projenin başlatıldığını hafta içerisinde resmen açıkladı. Ancak herkesin kafasındaki soru Iraktaki istikrarsızlık ve terör örgütlerinin cirit attığı bir coğrafyada güvenliğin nasıl sağlanacağı.

Kılıçdaroğlu’nun Türk yolu projesi adeta başlamadan bitti. Azerbaycan’ı dışlayarak Türkiye’yi hiçbir zaman güvenemeyeceği İran üzerinden Orta Asya’ya bağlamanın esasen savunulacak bir tarafı yoktu.

Trans Avrupa Kuzey-Güney Otoyolu Projesi (TEM)

TEM deyince  çoğumuzun aklına  İstanbul’da şehir trafiğini rahatlatan, E-5’e paralel bir yol  gelir. Pek azımız Trans-Avrupa Kuzey Güney Otoyolunun kısaltması olan TEM’in, Kuzeyde Polonya’dan başlayıp Türkiye sınırları içerisinde doğuda Sarp/ Gürbulak güneyde de, Cilvegözü/ Habur sınır kapılarına ulaşan 24.931 km’lik  dev bir karayolu ulaştırma Projesi olduğundan haberdardır. BM Avrupa Ekonomik Komisyonu çerçevesinde 14 ülkenin ortaklığıyla hayata geçirilen TEM,  ulaştırma koridorları projelerinin havada uçuştuğu bu günlerde örnek alınabilecek bir başarı öyküsüdür. TEM’in Türkiye’den geçen bölümü, tüm projenin yüzde 28’ine tekabül ediyor. Bugüne değin  Türkiye sınırları içerisinde 6000 km’nin üzerinde TEM oto yolunun inşası tamamlanmış durumda.

Türkiye coğrafyasının önemi

İMEC ve kuzey yolu hariç hemen hemen tüm bu projeler ya Türkiye’den geçiyor, ya da Türkiye ile bağlantılı. Çoğu zaman Türkiye’nin zor bir coğrafyada konumlanmış olduğundan şikayet edilir. Ama ulaştırma koridorları bakımından coğrafya Türkiye’ye büyük avantajlar sağlıyor, yeter ki doğru kullanmasını bilelim.

Hasan Göğüş kimdir?

Hasan Göğüş, 1953 yılında Gaziantep'te doğdu. 1976'da Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu.

Diplomatik kariyerine 28 Nisan 1977'de başladı. Yurtdışında sırasıyla Yeni Delhi Büyükelçiliği'nde ikinci kâtip, BM Cenevre Ofisi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği'nde başkâtip, Londra Büyükelçiliği'nde müsteşar, AGİT'te Daimi Temsilci Yardımcısı olarak çalıştı.

Dışişleri Bakanlığı merkezde; Müşterek Güvenlik İşleri, Savunma Anlaşmaları ve Uygulama dairelerinde ikinci kâtiplik, müsteşar özel kalem müdürlüğü, Bağımsız Devletler Topluluğu Genel Müdürlüğü'nde Orta Asya Daire Başkanlığı, AGİT Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcılığı, Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü ve Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle ikili ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Merkezdeki son görevi sırasında Türkiye-Hollanda ilişkilerine katkılarından dolayı Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından "Oranje- Nassau" nişanı ile ödüllendirildi.

Büyükelçi olarak Türkiye'yi sırasıyla Yeni Delhi, Atina, Viyana ve Lizbon'da temsil etti. 23 Ekim 2018'de Dışişleri Bakanlığı'ndan emekliye ayrılan Hasan Göğüş, Uluslararası Kalkınma Hukuku Örgütü Danışma Kurulu ve Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyeliklerini sürdürüyor, T24'te dış politika konusunda yazılar yazıyor.

Hasan Göğüş'ün ayrıca 42 yıllık meslek anılarını derlediği, Doğan Kitap'tan yayımlanmış "Zor Başkentlerde Diplomasi" ve köşe yazılarını topladığı İdeal Kitap'tan yayımlanmış "Diplomasi Yazıları" isimli iki kitabı bulunmaktadır.

 

İlgili İçerikler