Sizlere, yaz sonunda, bir yabancı otomobil markasının kendi müşterisine tazminat vermemek için “kandırmaca” yaptığını yazmıştım.
Kandırılan bu müşterilerden biri benim akrabam C.A. idi. Marka temsilcileri ile yaptığım çeşitli seviyelerdeki görüşmelerde gayet açıkça “bu kandırmacayı ortadan kaldırır, akrabamın zararını karşılarsanız, olayı yine yazarım ancak marka belirtmem, o açıklamayı yapmayı size bırakırım” demiştim. Anlaşılan bu arkadaşlar, bu gibi konularda hukuk müşavirlerinin “arkaya dolaşma becerilerine” ve Türk hukukuna pek güveniyor olmalılar ki anlaşmaya yanaşmadılar.
Bu durumda sizlere olup biteni tüm açıklığı ile anlatmak bana düştü.
Manşette aslı Fransızca olan 'Bonne pour l'Orient' deyimi Vikipedi’ye göre (Fransızca Bon pour l'Orient - Türkçesi: Doğu için yeterince iyi), sömürge veya Osmanlı topraklarından gelen öğrencilerin diplomalarına 19. yüzyılda basılan mühürlerde kullanılan küçümseyici bir Fransızca terim.
Bu öğrencilere Batı eğitim kurumlarında daha az yoğun ve basit bir eğitim sunuluyor ve Avrupa’da işe yaramaz görülmesine karşın, sömürgelerde iş görmek için yeterince iyi sayılan dereceler veriliyordu.
Bu noktada gelişmiş Batı teknolojisinin Osmanlı’ya geçmesini önlemek için de bu “düşük” eğitim metodunun kullanılmış olması mümkündür. Kim bilir, belki de Fransız eğitim kurumları hâlâ kullanıyorlardır!!??…
Günümüzde bu ifade, gelişmiş Batı ülkelerinde kabul edilemez bazı uygulamaların, gelişmekte olan ülkeler (yani biz dâhil!!) için uygun görülebilmesini kötüleyici anlamda kullanılmaktadır.
Bizim sektörde (otomotiv) ise genellikle montaj öncesi ya da montaj esnasında kalitesi “düşük ama idare eder” bulunan komponent (son montaja hazır parçalar bütünü - modül) ya da bitmiş otomobili ifade eder. Bu otomobil satışa hazırdır; problem (şimdilik) çıkartmaz ama her an çıkartabilir otomobiller için kullanılır. Hata limitinde bir motor, gözle (zor) görülebilir bir boya, kumaş, temizlik vs. vs. hatası gibi...
Mesela “üstatlar” pazartesi monte edilmiş otomobilleri almamaya gayret ederler. Hafta sonunu keyifle geçiren işçi, ilk çalışma gününde daha tam ayılmamıştır ve montajda hata yapabilir.
“Kandırmacalı” markamız, CİTROEN...
Citroen, kurucusu olan mühendis Andre Citroen tarafından 1919’da Fransa’da üretime geçen bir otomobil markasıdır. Andre Citroen’in narenciye ticareti yapan büyük dedesi Roelof tarafından alınmış. Hollandaca “limon” demek. Hatta o dönemlerde Citroen (limon) markası ile satılan otomobillerin karakteristiği yüzünden, çabuk bozulan, sık tamire giden otomobiller için kullanılan bir deyim olarak kullanıldığı söylenir. Özellikle ABD’de bugün bile artık tamir kaldırmayacak otomobiller için “limon” derler.
Andre Citroen, Birinci Harp’te Fransız ordusuna mühimmat üretiyordu. Hatta bu üretimi “seri üretim” şekline dönüştürmüştü.
Aynı dönemlerde ABD’de Ford’un montaj müdürü Charles E. Sorensen ve ekibi, fabrika yakınındaki bir “mutfağa hazır et üretimi” yapan fabrikada hayvanların kesilip ayaklarından tavandaki bir “yürüyen zincire takıldıktan sonra” her bir kasabın önünde duraklayıp sadece hayvanın istenen parçasının kesildiğini ve paketlendiğini görünce, bunu otomobil üretimine uygulamaya başladılar ve böylece bugün hâlâ kullanılan “yerde sabit hızla dönen bir zincire bağlanan” otomobillerin montaj noktalarında komponentlerin (bileşen, modül) takılmasını geliştirdiler. Böylece Ford, bugün dahi kullanılan “assembly chain/montaj zinciri” metodunu 1913’te keşfetmiş oldu.
Andre Citroen bunu taklit ederek bir fabrika kurdu ve ilk Citroen, Ford’un ilk otomobili “Model T”ye epeyce benzer (!!) bir otomobil olan Citroen Model A’yı 1919’da üretmeye başladı. Böylece “seri montaj” Avrupa’ya gelmiş oldu.
O günden itibaren Citroen yenilikleri ile anılan bir otomobil oldu. İlk önden çekişi mesela onun yaptığı zannedilir; doğru değildir. 1934’te bir Alman markası Adler, ucuz ve başarılı bir önden çekişli otomobil “Trumpf Junior” modelini yaptı. 5 yıl sonra Citroen, 1939’da ona çok benzeyen!! Traction Avant modellerini piyasaya sürdü ve zamanla yüz binlerce adet sattı. Ancak bu otomobilin yüksek maliyeti, Andre Citroen’ın hayatını kaybetmesine (1935) ve şirketinin iflas etmesine yol açtı. Şirket, Michelin Lastik Şirketi tarafından satın alındı.
Daha sonraki yıllarda Citroen artık yerleşmiş bir marka idi ve çok çeşitli yenilikleri buluyor ve uyguluyordu. Ancak bütün bunlar şirketi kurtarmaya yetmedi. 1973 enerji krizi, Comotor Wankel motor başarısızlığı ve yeni modellerin yüksek geliştirme maliyetleri nedeniyle oluşan büyük mali kayıpların ardından 1974’te şirket bir daha iflas etti. En büyük rakip Peugeot, 1976’ya kadar şirketin %90’ından fazlasını ele geçirdi. Bu satın alma sonucunda 1976’da PSA Grubu (Peugeot Société Anonyme) kuruldu ve Peugeot ile Citroën birleşmiş oldu. Ancak sallantılar devam etti. Sadece Fransız otomotiv endüstrisinde değil, Batı dünyasının bilinçsiz bir panik ile Çinlilerde çıkış araması hataları üzerine oluşan olaylar sonunda, yüksek maliyetler, kaybedilen pazar payları, otomobil şirketlerinin otomobilci olmayan kişilerce “idare” edilmeye başlanması sonunda bu defa İtalya’da tek otomotiv patronu kalmış olan FIAT, Amerika’nın batmakta olan markası Chrysler ile “mecburen” evlendi.
Bu evlilik sonunda Stellantis, resmen 2021 Ocak ayında yepyeni bir otomotiv şirketler grubu olarak, Fiat-Chrysler (FCA) ile artık tanıdığımız PSA ile yarı yarıya hisse sahibi olarak kuruldu.
Citroen’in de bir parçası olan Stellantis, FCA Group ve Groupe PSA’nın birleşmesiyle kurulan önde gelen küresel otomobil üreticisi ve mobilite sağlayıcısı oldu; Jeep, Ram, Fiat, Peugeot ve Dodge dâhil olmak üzere 14 ikonik otomotiv markasının araç tasarlamak, mühendislik, üretme ve satma sorumluluğunu üstlendi.
Bence bunlar olurken bu markaların ölümleri zaten gerçekleşmişti... Nitekim kurucu Stellantis CEO’su olarak tayin edilen Carlos Tavares, PSA’nın CEO’su idi ancak 3 yıl dayandı; 2024’te istifa etti. Yerine Antonio Filosa atandı.
Şimdi merakla onun neler yapacağı izleniyor.
Gelelim biz konumuza...
Bu Stellantis şaşırtıcı yeni motorlar yaptı. Kim tasarladı bilinmez fakat piyasada “felaket arızası” denilen yangın riskleri oluştu.
Dünyanın en ekonomik motorları olarak adlandırılan bu motorlarda öyle bir temel arıza vardı ki bizim rahmetli Kel Yakup ustanın çırağı “triko Kazım” yapmazdı.
Eksantrik milini, krank milinden aldığı hareketle döndüren “eksantrik-triger kayışı”, motorun altındaki karterde biriken (bazen 200 santigrata çıkabilen) sıcak motor yağının içinden geçiyordu!!
Motorun üst ve alt kısımları arasında senkronize bir bağlantı kurarak supaplar ile pistonların uyum içinde çalışmasını sağlamak amacıyla genellikle Kevlar veya karbon fiber takviyeli yüksek dayanımlı kauçuk malzemeden üretilen bu kayış, sessiz çalışma, hafiflik ve düşük bakım maliyeti nedeniyle tercih edildiği söylendi. Kimsenin aklına kaynar motor yağı gelmedi anlaşılan; motorlar erken patlamaya başladı. Citroen durumu anladığı vakit artık çok geçti.
Bunun üzerine Stellantis müşterilerine yönelik bir bildiri yayımladı:
|
PureTech Tazminat Platformu Stellantis, PureTech 1.0 ve 1.2 motorlarının önceki nesillerine ilişkin Avrupa tüketicilerinin tazminat taleplerine yönelik politikasını genişletiyor. Müşterilerimizin güvenliği ve memnuniyeti Stellantis için en önemli önceliklerimizdir. Mart 2024’ten itibaren önceki nesil PureTech 1.0 ve 1.2 motorları için garanti süresi uzatıldı ve belirli koşullar altında parça ve işçilik masraflarının %100’ünü 10 yıla veya 180.000 kilometreye kadar karşılıyor. 1 Ocak 2022 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında aşırı yağ tüketimi ve/veya triger kayışının erken aşınması nedeniyle bu motorlarda onarım masraflarınız olduysa maddi tazminata hak kazanabilirsiniz. Başvurunuzu çevrim içi olarak göndermenizi ve değerlendirme için gerekli belgeleri sağlamanızı sağlayan bir çevrim içi platform mevcuttur. |
Benim akrabam C.A.’nın bir Citroen aldığından, daha 30.000 km’lerde iken otomobil patladığı zaman haberim oldu. C., görüşmeler yaptı, tazminat platformu bildirisine katılmaya çalıştı; muhatap da adres de bulamadı. Yarım milyon TL harcaması ile kaldı.
Benim de başta resmî Muğla bayii ve servisleri, şirket üst yönetiminde “sorumlu benim” diyen şahıslara kadar konuştuklarımın hiçbirisi problemi üstlenmedi.
Stellantis etkilenen motor veya otomobil sayısı belirtmedi. Ancak bu sayının yarım ila bir milyon arası olduğu düşünülüyor. Resmî kayıtlara göre sadece Fransa’da toplam Citroen, Peugeot ve Opel olmak üzere 68.000 otomobil bu yüzden geri çağrıldı.
Benim naçizane tavsiyem, adı geçen markanın otomobillerini vatandaşlarımızın almamasıdır.
Sanayi Bakanlığı daha ne yapmaları gerektiğini bilemediği için onlara bir şey diyemiyorum.


