30 Ağustos’la başladık maça. Atatürk’ü unutmadan... Hani bazı bütçesi yüksek kurumların yaptığının tam tersi ve içimden, “Aslında zafer tam olarak kazanılmamış, hala bunca Atatürk düşmanı varken” diyorum ve hep siyasetten uzak dur desem de kendimi tutamıyorum... Yazıklar olsun... Bu temenni bana değil, hazımsızlara ve onlara kaynak yaratanlara...
Galatasaray yoğun hafta içi gündemlerinin ardından kusursuz başladığı lige geri döndü... İlk kez gol yedi ama çok da keyif vermedi...
Hâlâ devam eden Barış Alper Yılmaz krizi akılcı bir hamle ile bu hafta da geçiştirildi. Milli futbolcuyu kadro dışı bırakıp taraftarın önüne atmaktan kurtaran Galatasaray yönetimini kutluyorum. Yıldız futbolcuya gelebilecek olası tribün tepkisini kullanmak isteyen menajerlerin de önü kapanmış oldu. Çarşamba Sabahı kalktığımızda Barış Alper Yılmaz’ın adını Şampiyonlar Ligi listesinde göremezsek iş başka boyutlara taşınır. Ama Barış Alper Yılmaz’ın Şampiyonlar Ligi kura çekimi ve çıkan takımları gördükten sonra hala Suudi Arabistan’ı tercih etmesine bir anlam veremeyiz ve “tamamen duygusal” der susarız... Rizespor maçını evinde çayını içip izleyen Barış Alper Yılmaz’ı çok çağırdı bu maç ve özellikle de Osimhen ama giden geri gelmiyordu.
Osimhen ile oynayacaksan kenar ortalarına çok ihtiyacın var demektir. Hem Yunus hem de Leroy Sane; Barış Alper gibi topsuz oyunda yoklar. Hep içeri kat ediyorlar... İkisi de 10 numara olmak; Osimhen de kenardan gelen topları istiyor... Osimhen’in istediği ortayı yapması gerekenler değil Abdülkerim yaptı. İlk yarıda arka direğe yaptığı da az daha gol oluyordu. Direkler korudu.
Galatasaray’ın rakipleri artık 3. bölgede faulsuz oynuyor... Çünkü Gabriel Sara eliyle orta yapıyor gibi. Bu avantajı elinden alınan Galatasaray işini isimli yıldızlarına bırakmış, ama nereye kadar?
İstediği kadar topla buluşamayan Osimhen kendi ekmeğini kendisi ararken az daha sakatlanıyordu. Yanına doktor gelen Osimhen, yedek kulübesinden Icardi’nin ısınmaya çıktığını görünce bir anda iyileşti... İlginç...
Galatasaray yönetimi transferde son ana kadar bekliyor ama bir türlü istediği indirimi yakalayamıyor. Mesela Singo... Neredeyse bütün yaz konuşulan bir futbolcu için ilk konuşulan rakam ödendikten sonra neden bu kadar beklendi anlamadık. Nasıl anlayalım? Biz spor yazarıyız, yönetici değil! Singo demişken bu transferin olumlu etkilerini yazmamak olmaz. Singo yedek kulübesinde başladı, yerinde Sallai. “Yeter artık gel de oyna ben de işime bakayım” der gibiydi Sallai. Hani maçlardan önce şilt verilen futbolcular var ya? Bu ödüllerden biri de Sallai’ye verilmeli. “Sacha Boey’den sonra tam olarak olmasa bile sağ bekte inanılmaz desteklerin ve hücuma katkın için” diye yazarak...
Transfer dedik tamamlayalım. Üstüne basa basa söylüyoruz. Kaleci şart ama orta sahada yaratıcı bir isim illa olmalı. Taraftar ligden ne kadar keyif alsa da artık Avrupa’da başarı bekliyor. Çok da haklılar bence...


