Hem Alevi hem de Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu'nun muhalefet seçmenine oynadığı oyunların en büyüğünü Levent Gültekin açıkladı ve böylece "büyük resim" iyice ortaya çıktı. "Muhafazakâr mahallenin kodlarını çözmek için" sık sık Gültekin'le bir araya gelen Kılıçdaroğlu sakladığı sırrı açıklamaktan kendini alamamıştı. Türkiye'yi kendisi bile kurtaramazdı ama adaylığını da geri çekemezdi çünkü "birtakım güçler" onun adaylığını Erdoğan'ın yolunu açmak için zorunlu hale getirmişlerdi! Adam CHP genel başkanlığından istifa da etmiyor -demek ki, birtakım güçlerin Kılıçdaroğlu projesi devam ediyor- o halde CHP'den umut yoksa ne yapmak lazım? Yeni bir parti mi kurmalı ne?
Yenilgiyle biten seçimler sonrası CHP'sinin klasik tartışmaları en azından kurultaya kadar devam edeceği açık. Yeni parti tartışmaları da öyle. 1945'te, CHP'den birlikte ihraç edilen Celâl Bayar, Adnan Menderes, Mehmet Fuad Köprülü ve Refik Koraltan'ın kurduğu Demokrat Parti'den bu yana bu iş hiç değişmedi.
27 Mayıs askeri darbesinden sonra, 1961'de yapılan ilk genel seçimlerde yeni kurulan Adalet Partisi (AP) karşısında çok küçük bir oy farkıyla seçimi birinci parti olarak bitiren CHP'nin 1962'de yapılan 16'ncı kurultayı ve sonrasında da aynı tartışma yapılıyordu. Gerçi o sırada partinin başında Milli Şef İsmet İnönü olduğu için bugünkü gibi kimse genel başkana öyle açıktan açığa hakarete varan eleştiriler yöneltemiyordu. Alttan alta yürüyen kulislerde yeni parti peşinde olanlardan biri Nihat Erim'di mesela. Erim, o sırada CHP'nin yayın organı olan Ulus gazetesinin başyazarlığını yapıyordu. Daha ortanın solu tartışmaları başlamamış, yaşlanan İnönü'nün yerine kimin geçeceği tartışılmaktadır. Eline her kalem geçirenin yapacağı gibi (!) o da karınca kararınca CHP'yi nasıl ele geçiririm hesapları yapmaktadır. Tabii ki bu hesaplar meydan muharebeleri kazanmış İnönü karşısında tutmaz. Nihat Erim, Kasım Gülek ve Avni Doğan'ın yeni parti kurma isteğinde oldukları CHP Müşterek Haysiyet Divanı'na sevk edildiklerinde ortaya resmi olarak çıkar. CHP Genel Sekreteri Kemal Satır soruşturma sırasında şunları anlatır:
"Bir gün Erim, 'Bu Kasım'ı ne yapacağız?' dedi. Hayrola dedim. 'Beni aldı, kütüphaneye çıkardı, durumumuz ne olacak, gel bir parti kuralım, CHP'nin oylarını parçalayalım, dedi. Ben bunun doğru olmadığını söyledim, CHP içinde kalarak, doğru gördüğümüz fikirleri savunacağız, İnönü ile mücadele etmek doğru değildir dedim,' diye anlattı. Şimdi bunları inkâr eder mi? Kasım Bey, "Yok!" diyor, kaldı ki Erim bu sözleri başkalarına da anlatmıştır. Benim Kasım Bey'i itham için uydurmuş olmam düşünülemez."
Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti Mersin'de bir açılışta, 1975. Başbakan Süleyman Demirel, Turhan Feyzioğlu, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş'in ise geride kaldığı için ceketi görünüyor.
Parti kurma fikri
Aralarında yaptıkları konuşmanın soruşturma aşamasında ortaya dökülmesinden rahatsız olan Erim mecburen arkadaşını savunmak zorunda hissetmiş olmalı ki, "Satır'ın anlattığı konuşma kısmen doğrudur, ancak bu kabil hususi konuşmaların bazı şahısları itham vesilesi yapılmaması lazım gelir," der cevap olarak. Satır sonrasında göbekçiler/gelenekçiler saflarında birlikte hareket edecek de olsalar kendinden önceki CHP Genel Sekreteri olan Gülek'e karşı hislerini açık açık ortaya döker:
"Gülek genel sekreterlikten ayrıldıktan sonra huzursuz olmuştur. Ayrıldığının ertesi günü yaptığı basın toplantısından sonra 27 Mayıs'a kadar sesi çıkmamıştır. Ondan önceki hizmetlerini yok saymıyorum, küçültmüyorum. Ama ortada yoktu. 27 Mayıs sabahı, Kasım Bey'i İnönü'nün evinde, balkonda el sallarken gördük. Aynı gün akşam, Kızılay'da gençlerin omuzlarında olduğunu duyduk. Milli Birlik'ten telefon ettiler, 'Biz ihtilali Gülek için yapmadık, çekilsin, tevkif ederiz,' dediler."
Bu kadar yüklenmeye Gülek dayanamaz ve 27 Mayıs'taki olayları kendi açısından anlatır:
"Parti kurma hikâyesini Erim yalanladı. Ben Erim'e böyle bir şey söyledim. 27 Mayıs'ta sabah İnönü'nün evine gittim. Oradan Kızılay'a çıkınca beni tanıyan halk omuzlarına aldı…"
CHP'den altı yıl arayla ayrılarak kendi partilerini kuran Turhan Feyzioğlu ve Kemal Satır. İki eski CHP'li Satır ve Feyzioğlu 1973'te Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) adı altında partilerini birleştirirler ve Turhan Feyzioğlu genel başkan, Kemal Satır da genel başkan yardımcısı olur. Feyzioğlu, 12 Eylül darbesiyle partisi kapatılıncaya kadar siyasete devam etse de Satır, parti birleşmesinden bir yıl sonra, 1974'te aktif siyaseti bırakır.
Ortanın solundan Milliyetçi Cephe'ye
Bugünün CHP'sindeki tartışmalardan başımızı kaldırıp da bir türlü ortanın solu tartışmalarına gelemedik farkındayım ama bu yeni parti tartışmaları sürerken başkasını yapmak da pek mümkün değil gibi geliyor bana.
İsmet İnönü'nün gazeteci Abdi İpekçi'ye verdiği röportajda (29 Temmuz 1965) ilk olarak duyulsa da İsmail Hakkı Birler'in günlüğüne göre, CHP'de ortanın solu tanımı ilk kez İnönü tarafından Haziran 1965'te İstanbul Beşiktaş'ta yapılan bir parti meclisi toplantısında dile getirilir. Seçimin ekim ayında yapıldığı düşünülürse, CHP'nin ortanın solunun ne olduğunu anlayıp seçmenine anlatması için beş ayın pek de yetmediği ortadadır. CHP, yüzde 28,7 ile çok partili dönemde ilk kez yüzde 30 oranının altına düşmüş, AP ise yüzde 52 gibi çok yüksek bir oyla meclise girmiştir. Yeni solcu CHP'nin yanı sıra Türkiye İşçi Partisi (TİP) de bu seçimlerde yüzde 2,9'la TBMM'nin sol kanadındadır.
Ortanın solu konusunda safların keskinleştiği 18 Ekim 1966'da başlayan 18'inci Kurultay'da, göbekçilerin genel sekreter adayı Turhan Feyzioğlu, yenilikçilerin adayı ise Bülent Ecevit'tir. Kurultayın daha açılış günü divan başkanlığı seçiminde sonuç neredeyse bellidir. Ortanın solunun adayı Muammer Aksoy, göbekçilerin adayı Sırrı Atalay'ı geride bırakarak divan başkanı olarak seçilir. Kurultay o güne kadar görülmemiş bir hareketlilikle başlar. Tekmeli, yumruklu, kıyasıya söz düellolu bu kurultayda hemen hemen herkes eteğindeki taşları döker.
Kurultayın böyle geçeceği beş ay öncesinden bellidir aslında. CHP'nin içinde 76'lar olarak bilinen grup, İsmet İnönü'nün 8 Temmuz 1966'da yaptığı, CHP'nin ortanın solunda ama sosyalist parti olmadığı yönündeki konuşmanın bildiri olarak yayınlanmaması yönünde oy kullanırlar. Aslında 76'lar, verdikleri önerge ile ortanın solu değiminin hiç kullanılmamasını istemektedirler. İnönü, kurultay konuşmasında seçim yenilgisini değerlendirirken aslında ağırlıklı olarak ortanın solu konusunda kendisine yöneltilen eleştirileri cevaplar. (Söz, haftaya CHP yerle bir olsa da satır satır kurultaydaki ortanın solunu anlatacağım!) Neredeyse sadece Turhan Feyzioğlu ve İnönü arasındaki sosyalizm nedir, komünizm nedir, ortanın soluyla onların farkı nedir, biz kimiz, neden solcuymuşuz, hayır değiliz başlıkları arasında geçen kurultay konuşmaları sonucunda gelenekçiler kaybettiğinde CHP de yeni bir yol ayrımına gelir. Feyzioğlu, göbekçi/gelenekçi 47 milletvekili ve senatörle birlikte CHP'den ayrılarak Güven Partisi'ni (GP) kurar. Başlangıçta GP'nin CHP'den ciddi oy alacağı düşünülse de pek öyle olmaz. 1969 seçimlerinde yüzde 6,5 oyla 45 milletvekili alan GP sonraki seçimlerde hızlı bir erozyona uğrar.
İsmet İnönü'nün 1972'de CHP Genel Başkanlığından çekilmesinden sonra o güne kadar parti içinde göbekçilerin/gelenekçilerin liderliğini yapan Kemal Satır da CHP'den ayrılarak hemen Cumhuriyetçi Parti'yi (CP) kurar. CP'nin genel seçim performansını hiç seçime katılmadığı için bilemiyoruz. İki eski CHP'li Satır ve Feyzioğlu 1973'te Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) adı altında partilerini birleştirirler ve Turhan Feyzioğlu genel başkan, Kemal Satır da genel başkan yardımcısı olur. CGP, 1973 seçimlerinde 13, 1977 seçimlerinde de 3 milletvekilliği kazanır. 1975'te kurulan Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti'ne AP, MSP ve MHP ile birlikte ortak olan Feyzioğlu böylece CHP'de başladığı siyasete arzuladığı siyasi çizgide devam etmiş olur.
CHP bereketli bir parti. Kendini sol/sosyal demokrat olarak tanımlasa da ne hikmetse başta Demokrat Parti olmak üzere CHP bir kez bile içinden kendinden daha solda bir parti çıkaramadı.
|
Şengün Kılıç kimdir? Şengün Kılıç, Gazi Üniversitesi, Maliye Fakültesi'nden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'na devam etti. 1986 yılında gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda muhabirlik, editörlük ve haber müdürlüğü yaptı. Biz ve Onlar/Türkiye'de Etnik Ayrımcılık (1992, Metis Yayınları), Beyaz Bir Düş (2004, Epsilon Yayınları), Sinemada Ulusal Tavır/Halit Refiğ Kitabı (2006, İş Kültür Yayınları), Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı (2008, İş Kültür Yayınları), CHP'li Yıllar 1946-1992 (2010, İş Kültür Yayınları), Hayatım Mücadeleyle Geçti/Kemal Kurdaş Kitabı (2010, İş Kültür Yayınları), Çayın 90 Yılı (2014, Kesişim Yayınları), Haberde Yargı/Yargı Haberciliği Elkitabı (2019, bianet), Kadehlerdeki Dudak İzleri (2002, Overteam,) adlı kitapları yayımlandı. |


