Statlardan yükselen "Hükümet istifa" sloganıyla başladığımız haftayı Kızılay'daki yolsuzluklarla kapatacağımızı sanırken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Millet İttifakı'nı itham edici konuşması hepsinin etkisini sildi süpürdü.
Akşener'in "Ya tarih yazacağız ya tarih olacağız" sözü bana nedense Demokratik Parti'yi hatırlattı. Adalet Partisi (AP) içinde gelenekçi Saadettin Bilgiç ve liberal Süleyman Demirel arasında parti kuruluşundan itibaren hiç dinmeyen savaş 1970 yılında doruk noktasına ulaşmıştı. AP Genel Başkanı Süleyman Demirel'in kendisi ve kardeşleriyle ilgili yolsuzluk ve suistimal iddialarında muhalefetle işbirliği yaptığını iddia ettiği Ethem Kılıçoğlu ve Cevat Önder için ihraç mekanizmasını işletmesi kavganın su yüzüne çıkmasına neden olmuştu. İhraçlar parti içinde protestolara neden olmuş, 72 milletvekili Demirel'e bir muhtıra vermişti -ki, bu olay da şimdi pek kimse hatırlamasa ve böyle şeyler olmasa da siyasi tarihe 72'ler olayı olarak geçmişti. Kızgın milletvekillerinden 41'i -tahmin edileceği gibi 41'ler olayı adı verildi bu istifalara da- bununla da kalmayıp kendi partilerinin 1970 bütçesine ret oyu verince AP hükümetini de düşürmüşlerdi. Demirel ise bu isyana göz yummak yerine muhalefeti kırmak için bir bölümünü disiplin kuruluna vererek partiden uzaklaştırmıştı. 41 parlamenterin disipline sevk edilmeyenleri ise tasfiye karşısında istifa ederek, AP'ye Cumhuriyet Senatosu'ndaki çoğunluğunu kaybettirdiler.
19 Ekim 1970'te başta Saadettin Bilgiç olmak üzere Adalet Partisi'nden istifa eden Ferruh Bozbeyli, Faruk Sükan, Celâl Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy, Samet Ağaoğlu'nun eşi Neriman Ağaoğlu, Adnan Menderes'in oğulları Yüksel Menderes ve Mutlu Menderes, Talat Asal, İlhan Darendelioğlu, Cevat Önder, Hilmi Türkmen ve Mehmet Turgut olmak üzere Demokratik Parti 69 siyasetçinin katılımıyla kuruldu. DP'nin Genel Başkanlığına Ferruh Bozbeyli yardımcılıklarına da Bilgiç ve Yüksel Menderes seçildi.
Yeniden hükümeti kurmakla görevlendirilen Demirel, hemen bağımsızlar ve Birlik Partililerle temasa geçer. BP'li beş milletvekilinin parti kararına rağmen güven oylamasında Demirel hükümetine güvenoyu vermesi, 41'lerden onunun da ikna edilmesi siyasi literatüre ilk "mebus pazarı" deyimini de kazandırdı. Gerçi sonrasında bu pazarlık çok yapıldı ama ilkler önemlidir.
1973 seçimlerinde DP Celal Bayar'ın da desteğiyle, AP'ye rağmen ciddi bir başarı gösterdi ve yaklaşık yüzde 12 oy alarak 45 milletvekili çıkardı. Seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP'nin koalisyon ortağı arayışında kapısını çaldığı partilerden biri de DP oldu ama ret cevabı aldı. Yaklaşık on ay sürebilen CHP-MSP koalisyonunun ardından CHP bir kez daha DP'nin kapısını erken seçime kadar kurulacak bir hükümete destek için çaldı.
Ferruh Bozbeyli ve Bülent Ecevit sonuç vermeyen koalisyon görüşmeleri sırasında, 1974.
Babamın yapamadığını siz mi yapacaksınız?
CHP'li eski devlet bakanlarından İsmail Hakkı Birler DP ile görüşmeyi şöyle anlatmıştı:
23 Ekim'de de Orhan Eyüboğlu akşam saatlerine doğru beni aradı ve Saadettin Bilgiç'in eski müsteşarı beni aradı, Bilgiç ve Önder'in benimle görüşmek istediğini söyledi. Ferruh Bozbeyli'nin haberi olmadan görüşmek istemem, dedim. Israrla önemli haberler vereceklerini söyledi. Partide kendisiyle saat 18.00 civarında görüşmeyi kabul ettim. Aynı gün saat 21.00'da, Eyüboğlu beni yeniden aradı ve görüşmeyle ilgili bilgileri iletti. Bülent Bey'e hemen haber verdim. Eyüboğlu şu bilgileri verdi: "DP Genel Başkan Yardımcısı Saadettin Bilgiç, Cevat Önder, Hüsamettin Cindoruk, Emin Değer v.s., Park Otel'de toplanmışlar, ben kabul etmedim. Arabayla bir buçuk saat dolaştık. Kesin olarak koalisyona kararlılar, Ferruh Bey'in (Bozbeyli) de fikri ve kararı bu imiş. Şartları, Seçim Kanunu'nda değişiklik yapılması, ekonomik durumu düzeltecek acil önlemler alınması, Kıbrıs konusunun yeniden ele alınması. Gerekirse Menderesleri tasfiyeye kararlı imişler. Cevat Önder, Berin (Menderes) Hanım'la görüşmüş. Bozbeyli, Bilgiç, Sükan, Önder, Genelkurmay Başkanı Sancar'ı ziyarete gittiklerinde, Sancar, Ecevit'i çok methetmiş. Ferruh Bey de katılmış. Sonra da, ‘Beni Sancar'a rezil ettiniz,' demiş. AP'den cevap gelmeden görüşme olmalı ve kamuoyuna açıklanmalı. Böylece kopma çok olur, diyorlar. Görüşme için hiçbir yere gitmeyeceğimi, bakanlıkta görüşebileceğimi, söyledim. Bu ümit verişin, AP ile işimizi güçleştirmek olacağını söyledim. Kesin olarak hayır, diyor ve ön anlaşmanın açıklanmasını istiyorlar. Ben, inancımızı yitirdiğimizi, kimseye teklifte bulunmayacağımızı, her teklifi görüşmeye hazır olduğumuzu söyledim. Bilgiç'in dilediği zaman gelebileceğini söyledim. Önce, ikinci adamlar görüşsün, anlaşmayı açıklayalım. Sonra genel başkanlar görüşsünler, diyor.
25 Eylül saat 17.00'da Cenap Çetiner, DP divan üyeleri, Ankara Senatörü Turgut Cebe ve dört arkadaşıyla görüşüp geldi ve şu bilgileri verdi: "DP Divanı'nda yirmi sekiz kişi konuşmuş, yeterlik önergesi üzerine Mutlu Menderes söz alarak, ‘Benim rahmetli babam, büyük Başbakan Menderes'in dört yılda yapamadığını, komünist Ecevit ve siz, Bozbeyli mi yapacaksınız?' diyerek Kıbrıs meselesini telmih etmiş. Bütün konuşma boyunca ‘komünist Ecevit' deyimini kullanıp, "Var mı aksini iddia eden?" diyormuş? Nihayet Turgut Cebe, ‘Ben varım!' diye bağırınca ortalık karışmış. Melahat Gedik yazılı olarak yaptığı konuşmada, CHP'yle koalisyonun zaruretini, kendisinin karşı olması gerekirse de günün şartlarının böyle icap ettirdiğini, söylemiş. Koalisyona taraftar olanlarda da genel hava, ‘CHP teklifini bizi redde mecbur edecek biçimde ortaya koydu,' şeklindeymiş. Hiçbir erken seçime taraftar değiller, seçim şartıyla koalisyon olmaz, diyorlar. Bülent Bey ile Bozbeyli arasındaki görüşmeler daha sonraki günlerde de devam ettiyse de bir sonuç elde edilemedi.
Yuvaya dönüş
CHP'yle kapanan koalisyon görüşmelerinden sonra bu kez AP tarafından dolaylı olarak kapısı çalınır DP'nin. Birinci Milliyetçi Cephe hükümetinin kuruluş çalışmaları sırasında Demirel'in ilk başvurduğu DP'deki eski arkadaşları olur. DP'nin 45 milletvekilinden 12'si -ki, bu 12 kişinin arasında Sadettin Bilgiç, Mutlu Menderes ve Nilüfer Gürsoy da vardır- AP'ye geçer. Partinin ikiye bölünmesi üzerine öncelikle Celal Bayar desteğini çeker ve parti hızla irtifa kaydetmeye başlar. Bu hızlı kan kaybından sonra DP içinde, "Acaba AP'ye geri mi dönsek?" tartışmaları başlar ve nitekim sonuç da böyle olur.
1977 genel seçimlerine gelindiğinde partinin sadece adı ve bir de milletvekili kalmıştı: Faruk Sükan. Büyük iddialarla 1970'de kurulan Demokratik Parti, 1980'de yaptığı dördüncü büyük kongresinde üyelerinin büyük bölümünü ayrıldığı partiye geri vermiş bir biçimde, parti mallarını da Kızılay'a bırakarak kendini feshetti ve tarih oldu.
|
Şengün Kılıç kimdir? Şengün Kılıç, Gazi Üniversitesi, Maliye Fakültesi'nden mezun oldu. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Anasanat Dalı'na devam etti. 1986 yılında gazeteciliğe başladı. Çeşitli gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda muhabirlik, editörlük ve haber müdürlüğü yaptı. Biz ve Onlar/Türkiye'de Etnik Ayrımcılık (1992, Metis Yayınları), Beyaz Bir Düş (2004, Epsilon Yayınları), Sinemada Ulusal Tavır/Halit Refiğ Kitabı (2006, İş Kültür Yayınları), Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı (2008, İş Kültür Yayınları), CHP'li Yıllar 1946-1992 (2010, İş Kültür Yayınları), Hayatım Mücadeleyle Geçti/Kemal Kurdaş Kitabı (2010, İş Kültür Yayınları), Çayın 90 Yılı (2014, Kesişim Yayınları), Haberde Yargı/Yargı Haberciliği Elkitabı (2019, bianet), Kadehlerdeki Dudak İzleri (2002, Overteam,) adlı kitapları yayımlandı. |


