Türkiye’deki seçimlere az kala heyecan dorukta. Oyumu kullanmak için Atina - İstanbul arasındaki bin 200 km’lik yolu arabamla kat ettim.
Sınırı geçer geçmez, İstanbul'a gelene kadar geçtiğim her yer bütün partilerin afişleri ile dolup taşmış.
Parti liderlerinin ardı ardına düzenledikleri dev mitingleri TV ekranlarından izliyorum. Mitinglerden sonra düzenlenen TV programlarındaki hararetli tartışmalar, bu seçimleri hangi ittifakın kazanacağına dair yürütülen fikirlerle, öngörülerle dolu.
İttifakların her biri bu seçimleri “ilk turda bitireceklerine” inanıyor. Konuşmacılar ve parti temsilcileri destekledikleri ittifaktan o kadar eminler ki, seçimlerin ikinci tura kalma ihtimalini bile tartışmak istemiyor.
İktidar partisi TV ekranlarından “doğru zamanda doğru adam” sloganıyla maaşlara zam, öğretmenlere tayin, yeni bulunan petrol kuyuları ve doğal gaz -keza keşfedilen altın madenlerinden- Togg, İHA'lar SİHA'lar, uzay yolculuklarına kadar yapılan ve yapılacak işleri sıralayan videolar yayınlatıyor...
Muhalefet kanadı da “sana söz” sloganı altında demokrasi, hak, hukuk, adalet, karanlıktan çıkış, refah ve özgürlük vaatleri veren videoları yayınlatıyor.

Bu arada dünyanın her yerinde “zafer” işareti olarak bilinen Churchill’in ünlü iki parmaklı el işareti, İstanbul’u görmeyeli (en son mart başında gelmiştim) neredeyse teröristleştirildiğini öğrendim..! WhatsApp mesajlarımda herhangi bir şey kazanıldığında sık sık kullandığım bu “zafer” imajı da mı terör suçu sayılacak merak ettim.
İstanbul’a geldiğim gün, Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da taş yağmuruna tutulması karşısında dehşete kapıldım.
Türkiye’deki seçimler yalnız Türkiye’de değil; Amerikası'ndan, Avrupası'na , Orta Doğusu'ndan Rusya’sına kadar yakından izleniyor.
Yabancı ülkeler, seçimlere katılan ittifakların kampanyalarda ne söylediklerine değil; seçimleri kazanacak ittifakın Türkiye’yi hangi rotaya sokacağını merak ediyor.
Bu çerçevede aynı Türkiye’de yapıldığı gibi yabancı ülkelerde de senaryolar yazılıp çiziliyor.
Yapılan resmi açıklamalarda her ne kadar “Türkiyenin içişlerine karışamayız” deniyorsa da, her bir ülkenin yazarı, çizeri ve akademisyeni gönlünde yatan aslanı ifade etmekten kaçınmıyor.
Yabancı basında okuduğum ve dinlediğim kadarıyla kimisi, “Sırf ekonomik nedenlerle Recep Tayyip Erdoğan’a seçimleri kazanma şansı tanımıyor. Ancak kazanması olasılığında Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin daha da zora gireceğine”; kimisi de “Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı ile daha fazla sürtüşemeyeceğine ve daha yumuşak bir dil kullanmak zorunda kalacağına” inanıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanacağına daha fazla şans tanıyanlar ise , bu olasılıkta “Türkiye’nin gerek ABD gerekse AB ile ilişkilerinin düzelme yoluna gireceğine; ancak ülke ekonomisini düzeltmek için kendisini zorlu bir yolun bekleyeceğine” dikkat çekiyorlar.
Türkiye’deki seçimleri, Yunanistan da en başından yakından; hem de çok yakından takip eden ülkelerin başında geliyor.

TV haber bültenlerinde ve gazetelerde, Yunanistan’da bir hafta sonra yani 21 Mayıs'ta yapılacak genel seçimlerden çok, Türkiye’deki seçimlerle ilgili daha fazla heyecan uyandıran haber ve yorumlara yer veriliyor.
Türk-Yunan ilişkilerinin bir yumuşama dönemine girmesi nedeniyle olsa gerek Türkiye’deki ve Yunanistan’daki seçim kampanyalarında bu ilişkilerden hiç söz edilmiyor; birbirlerinin ülkelerini suçlayan alışılagelmiş ifadeler , seçim malzemesi olarak kullanılmıyor. İyi ki de öyle oluyor.

Yunanistan’daki seçimlere de 11 gün kala, seçimlere katılacak partilerin önde gelen liderleri, bu akşam (Çarşamba) hep birlikte Yunan devlet TV kanalı ERT tarafından düzenlenen debate programına katılacaklar. Gazetecilerin sorularını kendilerine tanınan belli birer süre içinde yanıtlamaya çalışacaklar.
Yayınlanan son anketlerde de Başbakan Kiryakos Miçotakis’in lideri olduğu Yeni Demokrasi Partisi'nin yüzde 31.5 ile birinci; Aleksis Çipras liderliğindeki radikal sol SYRİZA’nın yüzde 25.5 ile ikinci; sosyalist PASOK’un yüzde 9 ile üçüncü; Komünist Parti KKE’nin yüzde 6 ile dördüncü; Yanis Varoufakis’in MERA25 partisinin yüzde 4 ile beşinci ve milliyetçi ELYSİ partisinin yüzde 3 barajını aşarak 6.parti olduğunu gösteriyor.
Seçimlerin herkese hayırlı olması dileklerimle...


