29 Mayıs 2022

Balenciaga nereye koşuyor?

Demna Gvasalia'ın "paranın gücü" gerçeğine odaklanarak hazırladığı şovunda, özenle tasarlanmış detaylarla süsleme gücünü kullanmış olduğunu gözlemledim. Paranın, en güçlü fetiş durumuna geldiğini ifade eden tasarımcı, para ve kimlik bağlantısının ulaşmış olduğu noktayı sağlıklı bulmadığını savunuyor

2016 yılında, Fransa'nın prestijli markalarından biri olan Balenciaga'nın yaratıcı direktörlük koltuğuna oturan Demna Gvasalia, moda dünyasını şaşırtmaya devam ediyor. The Guardian tarafından "Zamanımızın en etkileyici moda tasarımcısı" olarak kabul edilen Demna'nın son şakası ise 1450 Euro'ya satışa sunulan paralanmış destroy basket pabuçları oldu.

Punk akımının bir uzantısı olarak hayatımıza giren "destroy" olgusu, eskitilmiş, delinmiş ürünler olarak giysilerimize yansıyor. Her on yılda bir tekrar "inn" olma eğilimi gösteren bu olgu, nesil değişimi ile zirvede kalmayı başarıyor.

1980'li yıllarda çiçeği burnunda bir moda tasarımcısı olarak Paris'ten tatil için İstanbul'a ailemin yanına geldiğimde, annem pahalı bir jeans markasından satın almış olduğum destroy kotumu eskimiş olarak kabul edip çöpe atmaya kalkmıştı! Taşlanma, eskitilme, delinme, asitte yıkanma gibi onlarca işlemden geçip tüketiciye sunulan kot pantolonlar kadar aynı görüntüye sahip diğer ürünler de ilgi çekiyor.

2016 yılında, prestijli bir Fransız markası olan Balenciaga'yı tekrar ayağa kaldırması için seçilen Gürcü asıllı tasarımcı Demna Gvasalia, kendisine verilen açık kartı iyi kullanarak markayı tekrar gündeme getirdi.

1917 yılında terzilik yaptığı İspanya Kraliyet Ailesi'nden ayrılarak Paris'e gelen Cristobal Balenciaga, döneminin ünlü modacıları arasına katılarak mimari ve yalın tarzı ile ünlenmişti.

Lüks dünyasının en güçlü gruplarından biri olan Kering'in, yıllar sonra markayı tekrar vitrine oturtmak için Glasavia'yı seçmiş olması ise doğru bir hamle kanımca.

Tasarımcı, kendi markası olan "Vetements"taki punk vurguları olan mimari tarzının yanında moda geleneklerini ve lüks kodlarını ti'ye alan mesajları ile basının ilgisini çekmişti.

Kendisi ile yapılan röportajlarda, moda dünyasının yıllardan beri hayal satmaya çalıştığını dile getirerek gerçek yaşamdan uzaklaştığını ve kendisinin, "gerçekçiliğe dönüşümü" misyon edindiğini sıkça ifade ediyor.

Ancak, Balenciaga'nın yeni spor pabuç koleksiyonunda sunulan ve "Full Destroyed" olarak adlandırılan paralanmış kauçuk ve kanvas kotondan tasarlanmış modeli marka hayranlarını ikiye bölmüş durumda.

1450 Euro'ya satışa sunulan kısıtlı üretimdeki "berduş" görüntülü basketler, fakir görünmek isteyen zengin kitlenin ilgisini çekmiş olabilir ancak sosyal medyadaki eleştiriler tavana vurmuş durumda.

Tasarımcının "gündem yaratma" konusunda limit tanımadığını göz önüne alırsak, bu hamlesinin de hedefini vurmuş olduğunu söylemek mümkün. "Dikkatleri çekme sanatı"nı çok iyi kavramış olan Demna, daha önceki sezonlarda da çöp torbası görüntülü çanta tasarlayarak astronomik rakamlara satışa sunmuştu.

Destroy basket şoku atlatılmadan, geçtiğimiz hafta New York'ta gerçekleşen Resort koleksiyonunda Balenciaga, 2023 yaz sezonu defilesi ile yine gündeme oturmuş durumda.

230 yıllık tarihinde ilk kez olarak bir moda şovuna ev sahipliği yapan Wall Street'teki New York Borsası, Balenciaga'yı ağırladı. Moda dünyasının "yenilikçi kurdu" Glasavia bu kez mesajlarını Borsa binasından vermek isteyerek şanına uygun bir defileye imza atmış oldu.

"O gün kapalı olan Wall Sreet"te, ünlü davetliler borsa çalışanlarının masa ve sandalyelerine oturtuldu ve defile borsanın açılışını simgeleyen zil sesi ile start aldı.

Demna, bir tomar sahte dolar üzerine yapıştırılmış Balenciaga 2023 yaz koleksiyonu logolu davetiyeleri ile de ilginç bir show yapacağı mesajını vermişti. Şehrin, Maddison Square, Union Square, New York kütüphanesi gibi stratejik noktalarındaki reklam panoları da günler öncesinden davetiye afişleri ile süslenmişti.

Demna Gvasalia'ın "paranın gücü" gerçeğine odaklanarak hazırladığı şovunda, özenle tasarlanmış detaylarla süsleme gücünü kullanmış olduğunu gözlemledim. Paranın, en güçlü fetiş durumuna geldiğini ifade eden tasarımcı, para ve kimlik bağlantısının ulaşmış olduğu noktayı sağlıklı bulmadığını savunuyor.

Demna Gvasalia

Tüm bu mesajları, mankenlerin sadece göz ve ağız kısmını açıkta bırakan fetişist lateks maskelerle kapatma kurgusu ile ifade etmiş olması bir hayli ilginç. "Giyeninin kimliğinin belirsizleştiği" mesajını dünyanın en lüks moda markalarından biri aracılığı ile vermiş olması ise, tasarımcının satış grafiğini yükseltme hedefini amaçlayan stratejik bir kurgu kanımca.

1987 yılında gösterime giren ve başrol oyuncusu Michael Douglas'ın canlandırdığı Wall Street' filminin manyak CEO'su" Gordon Gekko" karakterinin olağanüstü performansınızdan alıntılara da yer verilen defile, dev spor markası Adidas ile işbirliğine gidilerek sunuldu.

Balenciaga defilesinin şov kurgularını aralayıp koleksiyona odaklandığınız da ise kaliteli kumaşlardan tasarlanmış, geniş bir tüketici kitlesine hitap eden modern, marka kimliği güçlü olan ürünlerle karşılaşıyorsunuz. İki markanın logolarının birleştirilmiş olarak spor giysilere yansıtılmış olması ise, lüks tüketici kitlesini cezbedecek cinsten bir gelişme.

Moda dünyasının bu rahat ve şakacı çocuğuna verilen açık kartın özünde de bu sonuç yatıyor aslında; ne yap ne et satış grafiğini yükselt….

Mutlu pazarlar.

Yazarın Diğer Yazıları

Ultra fast fashion: Boynuz kulağı geçti

İspanyol Markası Zara'nın moda dünyasına kazandırdığı Fast Fashion olgusunun yeni nesil uzantıları "daha çok üretim, daha ucuz satış" hedefi güderek korku salıyorlar. "Zara'nın bebeleri" olarak adlandırılan Shein, Bahoo, Pretty Little Thing gibi markalar mercek altında

Kravat erkeklerin boyun borcu mu?

2019 yılında erkek milletvekillerinin ceket giyme ve kravat takma zorunluluğunu resmi olarak kaldıran Fransa Ulusal Meclisinde, geçtiğimiz hafta tekrar "kravat krizi" yaşandı. Muhafazakâr siyasetçi Eric Ciotti'nin solcu milletvekillerini kravat takmaya davet etmesi üzerine, 15 kadın milletvekili kravat takma zorunluluğunun arkasında kadınları dışlayan cinsiyetçi bir tavır olduğunu söyleyerek bunu protesto için meclise kravat takarak geldi

Lüks markaların gastronomi ile dansı

Moda-gastronomi ilişkisi bir hayli eskiye dayanıyor. 1981 yılında Paris'in simgelerinden biri olan Maxim's'i satın alarak ilk "restoran sahibi modacı'' unvanını elde eden Pierre Cardin, trendlere öncü olma geleneğini bu konuda da sürdürmüştü