06 Temmuz 2022

Sürekli af çıkarmak gelişmemişlik göstergesidir

Bu aflar sonucunda, vergisini dürüstçe ödeyen, kuralları ihlal etmeyen, devlete ödemelerini aksatmayanlar hep kaybeder

Neredeyse hemen her kanunda o ya da bu konuda doğrudan veya dolaylı af çıkarıldığına tanık oluyoruz.

Her birkaç senede bir üniversite öğrenci affı çıkıyor.

Sık sık "vergi barışı" adı altında vergi afları çıkıyor.

Birkaç yılda bir kısmi veya kapsamlı biçimde hapis cezalarına, adli veya idari para cezalarına veya disiplin cezalarına aflar çıkarılıyor.

İmar affı daha birkaç yıl önce son seçim öncesi çıktı; şimdi yine af beklentisi var.

Anayasada af kanunları çıkarılması için TBMM'de 3/5 nitelik çoğunluk anması bile çok sık af kanunları çıkarılmasına engel olamıyor.

Çünkü 3/5 çoğunluğu bulunmayan iktidar, ya muhalefetle anlaşarak (öğrenci aflarında olduğu gibi), ya da adına "af" demeyerek dolaylı aflara (şartlı salıverme vs.) başvurarak yine de sık sık af çıkarıyor.

Siyaseti bir pazar olarak düşünürsek, en iyi politik alıcısı olan ürünlerden biri de aftır.

Maalesef Anayasa Mahkemesi (AYM) Anayasadaki gerek 3/5 nitelikli çoğunluk kuralının kapsamını oldukça dar tutarak; gerekse af konusunda "eşitlik" ilkesini bazen dar bazen fazla geniş yorumlayıp istikrarsız bir tablo çizerek, siyasi iktidarların af çıkarma yetkisini kötüye kullanmalarını etkin biçimde denetlemekten kaçınmaktadır.

Oysa Anayasadaki af çıkarma yetkisini 3/5 çoğunluğa tabi tutan hüküm (m.87), oldukça geniş yoruma müsait olup, sadece adli ceza aflarını değil "af" niteliği taşıyan tüm kamusal yaptırım ve yükümlülükleri içeriyor gibi görünmektedir.

Hukuk, yetkinin kötüye kullanımına müsaade etmeyeceğine göre, siyasi iktidarlarca af yetkisinin bu kadar kötüye kullanımı olgusuna karşı Anayasa hükmünü çok daha geniş biçimde yorumlamaya engel bulunmuyor.

Aynı durum af yetkisinin içerik (esas) yönünden denetimi için de geçerli.

Özellikle mali boyutlu adli veya idari yaptırımlar (vergi, para cezaları afları vs.) veya çevreye ilişkin yaptırımlar (imar affı) için çıkarılan aflarda esas yönünden denetimde takdir yetkisinin daha sıkı denetlenmesi, çok sık aflar çıkarılarak bu yetkinin kötüye kullanımını sınırlayabilecektir.

Normalde AYM ve diğer mahkemelerin yargısal aktivist bir yaklaşımla siyasi takdir hususlarına müdahalesine sıcak bakan biri değilim.

Ne var ki Türkiye gibi ülkelerde gerek yasama gerekse yürütmenin yetkilerini kötüye kullanmada makul sınırlar tanımamayı alışkanlık haline getirmiş ülkelerde bunun gibi önemli ve istisnai konularda yargısal aktivizm dozunu bazen biraz da yükseltmenin tüm ülkenin yüksek menfaatleri gereği olduğunu düşünüyorum.

Nitekim af, demokratik Batı ülkelerinde sadece olağanüstü dönemler sonrasında sosyal barışı yeniden inşa etmek adına ve çok nadiren başvurulan bir yoldur.

Bu yola çok sık başvuran ülkeler ise genellikle düzgün bir idari ve siyasi sistem kuramayan, devlet işlerini el yordamıyla yürüten ve bu yüzden de bir türlü iflah olamayan geri kalmış veya az gelişmiş ülkeler.

Af neden çıkar?

Bizde olduğu gibi çok sık af çıkarılması genelde iki nedenle yapılır.

Ya boşalmış, tamtakır olmuş ve normal yollarla gelir elde etme olanağı kalmamış devlet hazinesine kısa yoldan taze para girişi sağlamak için.

Vergi barışı afları ya da idari para cezaları için faiz afları gibi.

Ya da seçim öncesi al gülüm-ver gülüm seçim "rüşveti" için.

İmar afları, öğrenci afları gibi.

Oysa her iki tür af daima namuslu ve dürüst insanları cezalandırır.

Bu aflar sonucunda, vergisini dürüstçe ödeyen, kuralları ihlal etmeyen, devlete ödemelerini aksatmayanlar hep kaybeder.

Bu aflarla dürüst vatandaşlar hep "enayi" yerine konulur.

Bunları zamanında ödemeyen, kurallara uymayanlar, "nasıl olsa af çıkar, hallederiz!" diyenler hep kazanır.

Böylece bu aflar insanları kurallara uymamaya teşvik eder.

"Yalancı çoban" hesabı, bir süre sonra "ne olsa af çıkar" diye düşünenler çak fazla artınca artık kimse kurallara uymaz ve kamuya yükümlülüklerini ödemez olur.

Devlet ve sistem de böyle böyle yavaş yavaş çöker.

Enkazı da herkesi vurur.

Yazarın Diğer Yazıları

İkinci el araç satışına kısıtlama hukuka uygun mu?

Peki bu yasağa uyulmazsa ne olacak? Yaptırımı ne?

Belediye ekmek satar mı?

Belediyelerin ekmek üretim ve satışında bu iki boyut açısından dikkatli olması ve kendi otokontrolünü yapması hukuksal bir gereklilik

Danıştay İstanbul Sözleşmesi’ni yaşatmadı!

Eğer Dairenin bu yaklaşımı tüm Danıştay tarafından da benimsenirse Cumhurbaşkanı fiilen yargının da üstünde yer alıyor ve Yargı erkinin de amiri konumuna geliyor demektir.