04 Kasım 2021

Şimdi T24'e nasıl veda etmeli?..

Bugün 12. yılımın ilk günü. Ve son günüm T24'te. Veda yazım…

Bazen böyle olur. Bir cümle yazarsın ve donup kalırsın.

40 yıllık tecrübe falan hiçbir işe yaramaz. Daha önce binlerce yazı yazmış olsan da, şimdi yazmak istediğin yazıdan daha birinci nefeste sert bir darbe alırsın.

"Ben öyle senin diğer yazılarına benzemem" darbesidir bu.

T24'e veda yazısının başlangıcında işte böyle bir acemi telaşı ve garip bir hüzün yaşıyorum.

Anılara sığınmaktan başka çare yok galiba.

* * *

12 yıl önce Rusya'dan Türkiye'ye dönmeden önce bir yazı yazmıştım kendime ait bir sitede. Bazı medya siteleri de alıntılamıştı yazıyı.

"Rusya'yı yüreğimde taşıyarak Türkiye'ye dönüyorum" diye başlayan, memlekette neler yapacağım üzerine düşüncelerimi aktardığım bir yazıydı.

Son bölümde, planladıklarımı yapamama ihtimali de aklıma gelmişti ki, "Tanrıyı güldürmek istersen, ona gelecekle ilgili planlarını anlat" diye bitirmiştim.

Doğan Akın da okumuş yazıyı. Ve finalini pek beğenmiş.

T24'ün kuruluşunun birinci yıldönümünü kutlayan bir mail göndermiştim ona. Hemen kibar bir cevap yazdı.

"Boğaz'a bakan balkonumuzda bir kahve içmeye buyurun" dedi Doğan. Ve o kahveyi içmeye gittim Sıraselviler'e.

Gidiş o gidiş!..

Bir yıl gecikmeyle T24 trenine bindim. Ve bir daha hiç inmedim.

Bugün herhalde Doğan'dan ve Oya (Baydar) Abla'dan sonra T24'te kesintisiz en uzun süre kalan üçüncü kişiyim.

* * *

İlk yazımı da tam 11 yıl önce, 3 Kasım 2010'da yazmıştım. Bazen her şey bir tek cümle içindir başlıklı bir yazıydı.

Onu yüzlerce başka yazı izledi: Rusya ve eski SSCB ülkeleri yorumları, siyasi analizler, hayat ve aşk üzerine yazdıklarım, öykü(msü)ler, mizah denemeleri, Nâzım Hikmet yazıları…

Gezi sürecinde kısa bir süre T24'te yöneticilik yaptım. Video söyleşilerin başlamasına ve güçlenmesine elimden geldiğince katkıda bulunmaya çalıştım. Bir ara günlük ana haber bültenine kadar uzanan bir sürü deneme, tonla keyifli ve öğretici deneyim kaldı.

Çok şey öğretti T24 bana.

Galiba gazetelerde "Cumhuriyet", televizyonlarda "NTV" okullarından bahsettiğimiz gibi, artık internet gazeteciliğinde de "T24 okulu"ndan söz edebiliriz.

* * *

11 yıl geçiverdi.

Bugün 12. yılımın ilk günü. Ve son günüm T24'te. Veda yazım…

Çok da uzağa gitmiyorum aslında. Her gün T24'ten hemen sonra baktığım, sevdiğim ve iyi bir okuru olmaya çalıştığım ikinci haber ve yorum kaynağıma, Gazete Duvar'a gidiyorum.

Yaptığım iş de gazetecilik yine. Gerçeğin yazılmasını ve söylenmesini, olabildiğince geniş kesimlere ulaşmasını sağlama uğraşı… Profesyonel kuralları olan, vicdana ve ahlaka dayanan, sorumluluk ve özveri isteyen işimiz…

Yalanlarla yatıp kalkılan, insanların gözünün içine bakılarak dört bir yana palavralar savrulan bir ortamda, cesaret ve ustalık ile akıllara ve yüreklere ulaşma becerisi…

Bu konularda çok şey öğrendim T24 yöneticilerinden, çalışanlarından, yazarlarından, okurlarından… Hepinizden…

Sağ olun var olun.

Ve bunu yazması ne kadar zor olsa da: Hoşça kalın!..

Yazarın Diğer Yazıları

Her Türk doğuştan bütün konuların uzmanıdır

Uzun yıllar yurtdışında yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmemin ardından beni en çok şaşırtan şeylerden biri, bu ülke yurttaşlarının önemli bir bölümündeki bu anlaşılması zor "özgüven" olmuştu

Batı ile Rusya arasındaki sırat köprüsünden seçimlere doğru

Seçimlere az zaman kalması ve ekonomik kriz, iktidarı dış politikada daha büyük başarılara koşma yolunda kışkırtıyor. Ama Ukrayna’daki savaşın ve Rusya ile NATO arasındaki gerilimin tehlikeli biçimde gelişmesi, Batı ile Moskova arasındaki daracık bir hattan ilerlemeye çalışan Erdoğan için giderek daha fazla zorluk ve risk yaratacağa benziyor

Vatanı sevmek liderin kıçını öpmek midir?

"Vatanseverlik" bazen saldırmanın gerekçesi oluyor. Bazen susmanın. Bazen jurnalcilik yapmanın. Bazen öldürmenin... Kelimenin içinde "sevmek" olsa da bu kadar çok nefret dolu eyleme gerekçe yapılabilmesi garip değil mi?