28 Mayıs 2022

Bir hayalim var: Erdoğanizm'le Putinizm'in tarihe karıştığı zamanlarda yaşamak!

Bir hayalim daha var: Türkiye'nin seçim sandığında Erdoğan'a "Hadi sana güle güle" dediği günün gecesi son yazımı yazmak... 

Denize karşı oturmuş
iç dünyamda dolaşıyorum.
Çengellerini zihnime asmış 
soru işaretleri de
beni rahat bırakmıyor, geriyor.
Düşünüyorum.
Yakın gelecekte nasıl bir dünya 
ve Türkiye bekliyor bizi?..
O hayalim yine canlanıyor:
Erdoğanizm'le Putinizm'in 
sahneden çekildiği günleri
görebilecek miyim?.. 
Zamane Diktatörleri'nin (*)
yok olup gittikleri
zamanlarda yaşayabilecek miyim?..
1989'da Berlin Duvarı yıkılırken
yazılarıma koyduğum
tarih kanatlandı uçuyor
başlıkları aklıma takılıyor.
Totalitarizm çökerken yaşadığım 
"duygu fırtınaları"nı hissediyorum.
Denizin kıyısındaki yapayalnızlık
hoşuma gidiyor. 
Sessizlik derinleştikçe,
nasıl bir dünya ve Türkiye 
sorusu daha çok bastırıyor.
Bu açıdan iki hayati nokta var:

Putin'in Ukrayna savaşında yenilmesi...
Erdoğan'ın seçim sandığında yenilmesi...

Desen: Selçuk Demirel

Putinizm ve Erdoğanizm'in 
tarihin çöp tenekesine atılmaları demek,
dünyada "demokrasi coğrafyası"nın 
genişlemesi ve güçlenmesi demek... 
Putin'in Ukrayna işgali
ya da emperyal ahmaklığı sayesinde
Amerika ve Avrupa'da 
demokrasi bloku güçlenmiş durumda.
Tarihin yüz seksen derecelik bir dönüş
yaptığı bu yeni düzende
otokrasiler, otoriter rejimler 
demokrasiler karşısında zemin kaybediyor. 
Putin'in Ukrayna yenilgisi bu süreci 
daha da hızlandıracak (**).
Putin'in megalomanyaklığı Rusya'ya 
ne yazık ki çok büyük bir bedel ödetecek.
Bir İngiliz yazar, bu yakınlarda 
"Başkan Trump'ın 
dahi dediği Putin tam bir ahmak çıktı"
diye yazıyordu.
Ukrayna Savaşı, 
özgürlük ve tiranlık, 
demokrasi ve otoriterlik 
arasında bir savaş...
Yine kendi kendime soruyorum:
1989'da Berlin Duvarı yıkılırken
özgürlük ve demokrasi 
nasıl kanatlandıysa, 
bir kez daha o heyecan fırtınaları 
yaşanacak mı dünyamızda?..
Soruyorum:
Benim ülkemde de
Erdoğanizm'i 
kapının önüne koyacak
büyük bir demokrasi ve özgürlük
dalgası kabaracak mı?
Hapishaneler boşalacak mı?
Hukukun üstünlüğü 
kapımızı çalacak mı?
Bağımsız yargı yolu açılacak mı?
Güçler ayrılığı kurulacak mı?
İktidar ipleri "Tek Adam"ın 
elinden alınacak mı?
Türk parası 
pul olmaktan kurtulacak mı?
İsteyen istediği gibi 
yazıp çizip söyleyecek mi?
Kısacası:
Özgürlük ve demokrasinin kanatlanıp
uçtukları günleri görebilecek miyim?
Bilemiyorum.
Ama hâlâ bir hayalim var:

Erdoğanizm'le Putinizm'in
tarihe karıştığı
zamanlarda yaşamak!

Desen: Selçuk Demirel

Bir hayalim daha var:

Türkiye'nin seçim sandığında 
Erdoğan'a "hadi sana güle güle"
dediği günün gecesi
son yazımı yazmak... 

Seksenine merdiven dayamış
bir ihtiyar olarak hayatımda
bir hüsran daha yaşamak istemiyorum.



* Zamane Diktatörleri basılmayı bekleyen 
14. kitabımın adı...

** Ayrıntı için, 14-15 Mayıs 2022 tarihli
FTWeekend'de Edward Luce imzalı
CIA Başkanı William Burns konuşmasına bakılabilir.

Hasan Cemal kimdir?

Hasan Cemal 1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.
Gazeteciliğe 1969 yılında Ankara’da haftalık Devrim dergisinde başladı. Yeni Ortam dergisi, Anka Ajansı ve Günaydın gazetesinde çalıştıktan sonra 1973 yılında Cumhuriyet gazetesine girdi. 1981 yılına kadar Ankara Temsilciliği yaptığı Cumhuriyet gazetesini 1981-1992 yılları arasında Genel Yayın Yönetmeni olarak yönetti. Cumhuriyet gazetesi Cemal'in yönetimindeyken 1986’da Sedat Simavi Ödülü’nü kazanarak "yılın gazetesi" seçildi. 

1992-1998 yılları arasında Sabah gazetesinin birinci sayfa yazarlığını yaptı. 1998'den 2013'e kadar yaklaşık 15 yıl boyunca Milliyet gazetesinde yazdı. Nokta dergisi 1989 Doruktakiler ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti köşe yazısı ödüllerini kazandı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2004 yılında da "Araştırma" ödülünü Hasan Cemal'in çalışmalarına verdi.

28 Şubat 2013'te Milliyet'in manşetinde yayımlanan "İmralı Zabıtları"nın yayınını savunduğu için dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan'ın tepkisine hedef oldu. Milliyet yönetimi, "Başbakan'ı ve medya sermayesini sorgulamaktaki ısrarını" gerekçe göstererek yaklaşık 15 yıldır yazdığı gazetedeki köşesini kapattı. 

Milliyet ile yolları ayrıldıktan sonra yaptığı röportajlar ve kaleme aldığı yazılar, bağımsız internet gazetesi T24'te yayımlandı.

Türkiye medyasının en etkili ve kıdemöli isimlerinden olan Hasan Cemal, Mart 2013’ten itibaren T24’te yazıyor.

Harvard Üniversitesi Nieman Gazetecilik Vakfı Louis M. Lyons Gazetecilikte Vicdan ve Dürüstlük Ödülü'nü "hayatı boyunca basın özgürlüğünü savunmak için gösterdiği çaba nedeniyle" 2015 yılında Hasan Cemal'e verdi. Cemal, Türkiye'de bu ödülü alan ilk gazeteci oldu. 


Bir dönem Bilgi Üniversitesi’nde “Medya ve Politika” dersleri veren Hasan Cemal’in yayımlanmış 13 kitabı, tarih sırasıyla şöyle:

 

Tank Sesiyle Uyanmak (1986)

Demokrasi Korkusu (1986)

Tarihi Yaşarken Yakalamak (1987) 

Özal Hikâyesi (1989)

Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım (1999)

Kürtler (2004)

Cumhuriyet'i Çok Sevmiştim (2005)

Türkiye'nin Asker Sorunu (2010)

Barışa Emanet Olun (2011)

1915: Ermeni Soykırımı (2012)

Delila - Bir Genç Kadın Gerilla'nın Dağ Günlükleri (2014)

Çözüm sürecinde Kürdistan Günlükleri (2014)

- Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor (2018)

Yazarın Diğer Yazıları

Seçim gecesini iple çekiyorum!

Cumhuriyet'in demokrasiyle taçlandırılması kolay olmayacak, ama enseyi karartmayın…

Hey Tarhan Abi, bizi niye bırakıp gittin?..

Ben ona Tarhan Abi derdim, o da bana Hasan Bey... Seni çok özleyeceğim Tarhan Abi...

Sevgili Latif seni çok özleyeceğim

"İçim çok fena acıdı"