27 Şubat 2025

PKK silah bırakacak, Saray da “baskı rejimini!”

Erdoğan yönetiminin PKK’nın silah bırakmasına karşılık olarak kayyum atamalarını durdurmak ve demokratik siyasetin önünü açmak isteyip istemeyeceğini göreceğiz

MHP Genel Başkanı’nın, TBMM’nin açılışında el sıkmasıyla başlayan adı konulmamış “süreç” ya da “yeni paradigma” Abdullah Öcalan’dan gelen mesaj ile yeni bir aşamaya geçti.

Öcalan “tarihi sorumluluğu üstlenerek silah bırakma” çağrısında bulunuyor.

Kuşkusuz ki çok önemli bir gelişme.

Böylece PKK, 41 yıllık bir şiddet döneminin ardından kendisini feshedecek. En azından Öcalan’ın beklentisi ve çağrısı bu.

Kürt silahlı hareketinin içinde bu çağrıya uymayarak, direneceklerin marjinal kalacaklarını da tahmin etmek mümkün.

Öcalan’ın çağrısına ek olarak gönderdiği “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz, pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” notunu da dikkate almakta yarar var.

Bunun, Türkiye’de en küçük bir itirazı bile ağır şekilde bastırmayı kendisine temel politika edinmiş Erdoğan rejiminde nasıl karşılık bulabileceğini ben bilmiyorum.

“Demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınması” koşulu, PKK’nın kendisini feshetmesinin ve silahlarını bırakmasının ön koşulu gibi görünüyor.

Erdoğan yönetiminin PKK’nın silah bırakmasına karşılık olarak kayyum atamalarını durdurmak ve demokratik siyasetin önünü açmak isteyip istemeyeceğini göreceğiz.

Doğrusunu isterseniz ben Erdoğan yönetiminden bu konuda pek ümitli değilim.

Dün Öcalan’ın mektubu okunurken AKP tarafından beslenen haber kanallarını özel olarak izledim.

Hemen hepsinin ekranında aynı mesaj vardı: “İmralı: PKK kendini feshetmeli.”

“İmralı” diye bir kişi varmış gibi!

Belli ki Saray, Öcalan’ın isminin anılmasındansa “İmralı” denmesini tercih ediyor.

Neden böyle istediklerini bilemiyorum tabii.

Geldiğimiz bu aşamada PKK’ya silah bırakma çağrısı çok önemli.

Dileyelim ki böyle gelişsin ve PKK da silah bıraksın, gencecik insanlarımızı kaybetmeye devam etmeyelim.

Ve dileyelim ki “demokratik siyasetin” önü açılsın, giderek bir Orta Asya diktatörlüğüne dönmeye meyil gösteren Türkiye, bu kritik dönemeçte yönünü demokrasiye çevirsin.

 

 

 

Mehmet Y. Yılmaz kimdir?

Mehmet Yakup Yılmaz, 1956 yılında Malatya'da doğdu. İlkokulu Antalya Devrim İlkokulu'nda, orta okul ve liseyi parasız yatılı olarak Denizli Lisesi'nde okuduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü'nden 1977 yılında mezun oldu

Gazeteciliğe SBF öğrencisi iken 1975 yılında Ankara'da Mehmet Ali Kışlalı yönetimindeki Yankı Dergisi'nde başladı. Derginin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini bir süre yürütmektedir.

12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Türk İş'e bağlı Yol İş Federasyonu ve YSE - İş sendikalarında basın müşaviri olarak görev yaptı, sendika gazetesi ve dergilerini yayınladı

Askerlik görevi Kara Harp Okulu'nda yapıldıktan sonra İstanbul Gelişim Yayınları'nda mesleğe geri döndü. Gelişim Yayınları'nda Erkekçe ve Bilim dergilerinin Genel Yayın Müdürü Yardımcılığı ve ardından Gelişim TV Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu

1985 yılında Hürriyet'e geçti ve Hürriyet Dergi Grubu'nu kurdu. Tempo, Blue Jean, Playmen gibi dergileri yayınlandı.

Daha sonra Dönemli Yayıncılık Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Ercan Arıklı ile birlikte Dönemli Yayıncılık'ın 1 Numara Yayıncılık'a dönüşmesi sırasında Genel Müdürlük görevini üstlendi. Aktüel, Cosmopolitan, Penthouse, Oya gibi dergilerin kurucusu genel yayın müdürü oldu. Bugüne kadar 30'u aşkın derginin kuruculuğu yapıldı.

1995 yılı başında Posta gazetesini yayınladı. Aynı yıl sonunda Fanatik gazetesini, 1996 yılı sonunda ise Radikal gazetesini kurdu, genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

2000 yılında Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğüne getirildi. Bu görevi 5,5 yıl sürdürdükten sonra Doğan Burda Dergi Grububu'nun CEO'luğu görevini üstlendi.

2005 yılından 2018 Eylül ayına kadar Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ekim 2018'den itibaren T24'te yazmaya başladı.

Gazete köşe yazılarından derlenen "Kırmızıyı Seçtim, Aşk Mavinin Altındaydı", "Benden Selam Söyleyin Bütün Aşklarıma", "Aşktan Sonra Hayat Var Mı", "Şaşırma Duygumu Kaybettim, Hükümsüzdür" isimli kitapları yayımlandı. "Aşk Herşeyi Affeder mi" isimli uzun hikâyesi kitap olarak yayınlandı. 

"Türkiye medyasında en çok yayın başlatan gazeteci" olan Mehmet Y. Yılmaz, güncel politik gelişmelerin yanı sıra, deneme tarzındaki yazıları ile futbol üzerine yaptığı yorumlarıyla da biliniyor.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bu “sivil paşa” havaları iyi olmadı

Normal demokrasilerde ayağını denk almayan birileri çıktığında bu ayakları yeniden bir hizaya sokma görevi yürütmenin değildir. O görev yargıya düşer. Erdoğan’ın, Özel’e söylediği “Başkomutan olarak sana sesleniyorum; ayaklarını denk al, denk almazsan denk getirmesini biz biliriz!” sözleri, Türkiye’deki somut durumun net bir tanımını da vermiş oldu: Yargı, artık yürütmeye bağlı bir organ!

“Askıda milletvekili” dönemine doğru

Bir daha seçilemeyeceğini bilen bir milletvekilini çeşitli “müşevviklerle” parti değiştirmeye ikna etmek zor olmuyor. Bu müşevvikler makam vaadinden tutun da “çil çil para” da dahil olmak üzere bazı ekonomik avantajlar elde etmelerine olanak sağlayacak mahiyette olabilir

Hukuk bunun neresinde?

İddia, İmamoğlu’nun hak etmediği bir yatay geçişle üniversiteye gidip, diploma alması. Kıbrıs’taki üniversiteden yatay geçiş yapılmış, bu yatay geçiş o günkü mevzuata uygun bir geçiş değilse bile bu durum İmamoğlu açısından artık takibi mümkün bir suç oluşturmuyor. Yoksa taa o yıllardan Erdoğan’ı bir darbeyle devirmeye yönelik olarak kurulmuş bir planın parçası mı olmuşlar?

"
"