03 Ağustos 2018

ABD ile bu kriz gerekli miydi, önlenemez miydi, çözümlenebilir mi?

"Dosyanın ayrıntılarını bilmediğimiz için şöyle ya da böyle çözüm olur diyebilecek durumda değiliz. Gizli diplomasi gene de en iyi yoldur"

ABD ile nur topu gibi yeni bir krizimiz oldu. Geliyorum dedi bu kriz, geldi. Ne büyük bir diplomatik başarı değil mi?

Biraz sıcağı sıcağına yazıyoruz. Manzara vahim. ABD bir NATO üyesine, yani bir müttefikine ve bir stratejik partönerine yaptırım uygulama kararı aldı. Bu kararı elbette kabul edemeyiz ve kınıyoruz. Ancak tabloya şöyle bir bakalım. Önce bazı genel gözlemler:

- İşi bu raddeye getirmemek gerekirdi. Benim bildiğim geleneksel klasik Türk diplomasisi işi bu raddeye getirmezdi.

-Bu tür sorunlar gizli diplomasiyle halledilir. Dillendikçe çözümü güçleşir. Maşallah herkes konuşursa olmaz.

- Türkiye’de yargı bağımsızlığı argümanını lütfen kullanmayın. Kimseyi inandırmadığı gibi ters tepki yapıyor.

-Böyle kriz anlarında profesyonel diplomatlar duygularını kontrol edip akıl makinesi gibi çalışır, çözüm ararlar. Diplomatlar siyasilerin gözüne girmek için hamasi demeçler vermeye başlarsa işler daha da karışır. Karşı taraf onları çözüm paydaşı olarak görmekte güçlük çeker.

-ABD ile ilişkilerle bütün dosyaların birbirine karıştırıldığı; Trump’ın da kafasının karıştığı, “yetti gayri” aşamasına geldiği anlaşılıyor. Orkestra şefi orkestra elemanlarına güvenmeyip her enstrümanı kendi çalmaya çalışırsa böyle olur.

-Biz çıtayı yükselttikçe ABD’nin “peki, sizin dediğiniz gibi olsun” tavrını sürdüreceğini beklemek hatadır. Anlaşma demek, iki tarafın makul ve kabul edilebilir bir noktada buluşması demektir.

-ABD bu krizi çıkarmaya istekli taraf olduğu görüntüsünü Mike Pence’in açıklamasına kadar vermedi.

Bu birkaç genel gözlemin ışığında başlıkta yer verdiğimiz ilk iki soruyu normal bir yönetim perspektifinden yanıtlayabiliriz: Bu kriz gerekli değildi. Bu kriz önlenebilirdi.

Üçüncü soruya gelince, kriz elbette çözümlenebilir. Dosyanın ayrıntılarını bilmediğimiz için şöyle ya da böyle çözüm olur diyebilecek durumda değiliz. Gizli diplomasi gene de en iyi yoldur. Ancak önce çözümü istemek gerekir. Çözüm isteği iki tarafta da varsa ehil bir iki diplomat bu işi halledebilir. Biz ne istiyoruz? Onlar ne istiyor? İstekler makul oldukça diplomasi orta yolu bulur.

Soru şudur: biz çözüm istiyor muyuz? Yoksa kafamızdaki sonucu ABD’ye dayatabileceğimize mi inanıyoruz? Yoksa bu olayı da Batıyı kamu oyumuzun gözünde değersizleştirmek için yeni bir fırsat olarak mı görüyoruz?

Sorun ciddi. Rusya ile krizimiz de ciddiydi. Sonunda biz geri adım atarak, yani taviz vererek aştık o krizi. ABD ile krizi de geri adım atarak aşarsak bu bize yakışır mı? Bunları hep önceden düşünmek, hesaplamak gerekirdi. Ekonomi ne tepki verecek, dünyadaki imajımız ne olacak? Düşünmek şarttı.

Umarız gizli diplomasi etkince işler, görüntümüz daha fazla bozulmadan bu krizi aşarız. Bu amaçla, normal, makul, akılcılık, gerçek, gerçekçilik gibi sözcüklerin anlamlarını kendi politikalarımız açısından yeniden düşünmek evvelemirde gerekli görünmektedir. Çok tatsız şeyler olabilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Avrupa'nın güvenliği ve Türkiye'nin güveni

Putin'in yanlış işleri yüzünden Batı'nın, Avrupa'nın bütünleşme ihtiyaç ve arzusunun arttığı bir dönem yaşıyoruz. Finlandiya'yı bırakın, 19'uncı yüzyılın başından beri tarafsız İsveç'in bile NATO'ya katılması tartışılıyor

Tanpınar, Avrupa, Ukrayna

Avrupa'ya Mümtaz gibi, Tanpınar gibi bakamazsan sabah akşam "Kahrolsun Batı" diye bağırıp çağırmakla kalırsın. Türkiye'de olan budur

Putinciler

Rusya’nın Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması hukuki açıdan doğrudur. Rusya ve dört ülke bu karara katılmadılar. Muhteşem beşliden biri de çekimser oyuyla Türkiye oldu