15 Haziran 2022

6'lı Masa'dan ekonomide yenilikçi restorasyon

Reform başlıkları, 'somut adım bekliyoruz' retoriğindekilere tek başına "karın doyurmaz" görünebilir. Ancak güven tesisi için bu başlıklar yolun yarısından fazlası demek

Muhalefetteki altı partinin oluşturduğu "Altılı Masa" iktidar değiştiğinde ekonomide ne yapılacağının ilk ana hatlarını hafta başında açıkladı. 

Bugün ekonominin toparlanması için ilk yapılacak işlerin başında kurumsal kapasitenin restorasyonu ve kurallı ekonomi raylarının tesisi geliyor. Bu yüzden Altılı Masa'nın alt masası olan Kurumsal Reformlar Komisyonu'nun raporundaki ana hatlar doğru temelleri içeriyor.

"Durum ve Hasar Tespit Komisyonu" kurulması

En başta da ekonomideki mekanizmaların, yapıların, vaziyetin tespitinin ilk sırada belirtilmesi anlamlı. Rapor, "Durum ve Hasar Tespit Komisyonu" kurulmasını öngörüyor.  Öyle ya, ne yapacağınıza, gerçek durumun ne olduğunu görerek karar vermeniz gerekiyor. Kurulacak komitenin icracılardan ayrı bir yapıda kurulacak olması, kurumlardan veri ve bilgi talep etme konusunda tam yetkili kılınması çok yerinde. Bir taraftan işler yürürken, diğer taraftan envanter çıkarılması hızlı biçimde olabilecek. 

Bu yüzden, "Altılı Masa önce ekonomik adımlarını açıklasın, vatandaşa ne vadediyor?" tarzı, mevcut iktidar taraftarlarının ya da muhalefetteki muhaliflerin itirazı anlamlı değil. Tanı koymadan ameliyat önerisi beklemek gibi yanlış.

Bugünkü sorunların en temel lokomotifi keyfi ve kurumsal yapıyı, kapasiteyi tahrip eden, şeffaflığı örtüleyen, hesap vermeyen yönetim biçiminin değiştirilmesi ekonomik bir reçete için alan açacaktır. Yönetmesi de bugünden çok daha kolay olacaktır.

Raporda "Türkiye, kuralsızlık yerine kuralın, keyfilik yerine hesap verebilirliğin hakim olacağı yeni bir dönemin şafağındadır" denilmiş;  "Bu başlangıç, önümüzdeki dönemde keyfiliğe, kuralsızlığa yolsuzluğa sıfır tolerans gösterileceğinin, kamuda israfın önleneceğinin, istatistiklerle kimsenin hakkının yenmeyeceğinin, ülke kaynaklarının, milletimizin refahı için en etkin ve en verimli şekilde kullanılacağının teminatı olacak, ülkemizde güveni yeniden sağlamaya büyük katkıda bulunacaktır" denilerek, bunun 'politik hesaplaşma' basitliğinde değil, bunun çok ötesinde güven tesisi için önemli bir manevra olacağı anlaşılıyor.

Ekonomik ve Sosyal Konsey'in toplanması ve işletilmesi

Ekonomik ve Sosyal Konsey'in, "ülke sorunlarının diyalog ve uzlaşma yoluyla ele alınarak tüm kesimlerin ortak menfaatlerinin sağlanması, iş birliğinin kurumsallaştırılarak karar alma mekanizmasına dahil edilmesi amacıyla kurulduğuna" işaret eden rapor, Konsey'in yapısını ve işlevini yeniden belirleyerek çalışır hale getirileceğini not ediyor. Böylelikle, yasadaki amacına paralel olarak, Konsey'in geleneksel olarak öne çıkan çalışma hayatında uyum ve iş birliğinin tesisine ilişkin amacının ötesinde, "Birleşmiş Milletlerin açıklamış olduğu Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ekseninde ekonomik ve sosyal kesimler arasında uzlaşma ve katılımcılığı artıran bir yapıya dönüşümü"nün sağlanacağı taahhüt ediliyor.

Uzlaşma ve katılımcılık, son 20 yılın en derine gömülmüş siyasal kültür ve değeri. Bu değerleri muhalefetin 6'lı Masa'yı kurarak diriltilmesinin, ekonomide de çok büyük bir ivme sağlayacağı çok açık.

Buna gerçekten de seçim sonrası dönemde çok ihtiyaç olacak. Zira korkunç bir yoksullaşmaya, orta sınıfın çöküşüne tanık oluyoruz. Bunun için, sosyal kesimleri kamu politikalarını oluşturanlarla bir araya getiren, birbiriyle konuşan, uzlaşan, çalışır bir platforma ihtiyaç olacaktı. Konsey'in yeni yapı ve işlevle çalıştırılması zamanlama açısından da çok yerinde olacaktır.

Strateji ve Planlama Teşkilatı'nın kurulması

Rapor, Strateji ve Planlama Teşkilatı'nın başlangıçta Cumhurbaşkanına, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildiğinde ise Başbakan'a doğrudan bağlı biçimde ivedilikle kurulacağını taahhüt ediyor.

Peki bu nasıl olacak? Yanıt şöyle: "Küresel gelişmelerle bütünleşik olarak, tüm kesimleri kapsayacak bütüncül bir yaklaşımla, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ekseninde; ulusal, bölgesel ve sektörel bazda strateji, reform, plan ve programları hazırlayacaktır" deniliyor.

Merkezi kumanda ile mi olacak? Hayır; yeni bir tasarımla. Özel kesim, STK'lar ve akademi ile yeni bir tasarım öneriliyor. Rapor yapısını şöyle açıklıyor: "Teşkilat, çalışmalarında akademi, STK ve özel kesimle yakın iş birliği içinde olacak, bunların birikim ve deneyiminden daha fazla yararlanmak amacıyla geçici ve daimî ihtisas komisyonları kuracaktır."

Mevcut belirsiz keyfi yapıdan, önceki "devlet odaklı" yapıdan daha iyisi, işbirlikçi ve ekonomin gereklerine dönük, daha fazlası potansiyel olarak gerçek anlamda "kamu-özel iş birliğini" sağlayabilecek bir yapı hayata geçirilebilir. Bu açıdan, yenilikçi bir tasarım; ekonominin yeni bir modele dönük eşiğini kolaylaştırıcı bir işlev de taşıyabilir.

Rapor da bu kaygıyı taşıyor; "Amacımız mikro müdahalelerden ve gereksiz bürokrasinden uzak duracak, meselelere stratejik düzeyde yaklaşan dinamik bir teşkilat kurmaktır. Bu anlayışla Kurumun Merkez Teşkilatı dinamik gelişmelere hızla adapte olacak bir şekilde esnek bir çerçevede oluşturulacaktır".

Merkez Bankası'nın kurumsal yapısının güçlendirilmesi

Neyin yanlış olduğunu görmeden doğrusunun yapılamadığı bir ülke oldu Türkiye. Merkez Bankası'nın bağımsızlığı konusunda olduğu gibi. Hatırlayalım; bankanın bağımsız olamayacağı, sadece araç bağımsızlığı olduğu vurgusu yapılıyordu bir zamanlar. Ağır bedelle yüz yüze gelince şimdi; yoksulu ve orta sınıfı daha da yoksul hale getiren kavurucu bir enflasyon çukuruna düşünce anlaşıldı.

Raporda 6 partinin, Merkez Bankası'nın (TCMB) fiyat ve finansal istikrar dışında sorumluluklar yüklenmeyeceği, bu kuruma yapılacak atamalar ile yasal değişikliklerin TBMM'de nitelikli çoğunlukla gerçekleştirileceği konusunda mutabık kaldıkları görülüyor. Burada, sadece atama değil, örneğin Merkez Bankası'nın ihtiyat akçesinin Hazine'ye aktarılması gibi geçmişteki yanlış işlerin yeniden tekrarlanmasının da nitelikli çoğunluk aranarak önüne geçilmesi hedefleniyor. Ki çok yerinde bir yenilik.

Atamaların da nitelikli çoğunlukla olması demek, bir zamanlar buraya yapılan atamalarda "kendi felsefemize yakın arkadaşları atayacağız" kafasının da değişmesini getiriyor. Nitelikli çoğunlukla yapılacak atamalarda 'farklı mahallelerce' her şeye kılı kırk yarılarak yaklaşılacağından, atanacak pozisyonun gerekleri tartışılacak, atama da buna uygun olacaktır.

6'lı Masa da "Başkan atanmadan önce Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kamuoyuna açık bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır" kriterini benimseyerek, demokratik toplumlarda olan bir uygulamayı, Meclis iradesinin süzgecinden geçirerek bu atamanın yapılmasını, yine bir yenilik olarak benimsemiş. 

Bu konuda aklımda kalan örnek olarak, 2013'te Britanya Merkez Bankası'na atanması öncesinde parlamentoda 4 saate yakın süreyle sorguya çekilen Mark Carney geliyor. Britanya Başbakanı bilmiyor muydu; "tanırım iyi çocuktur" diyerek atama yapmayı?

Masa'nın eksik bulduğum bir kriteri ise Merkez Bankası başkan ve yardımcılarının 5'er yıllık sürelerle atanması, PPK üyeleri ile birlikte bu göreve gelenlerin en fazla iki defa atanabilmelerinin benimsenmesi.  Oysa bir seçim dönemini, yani bir iktidarın süresini aşan bir süre ile örneğin 8'er yıl süreyle atanmaları ve en fazla iki defa bu göreve atanma şartı benimsenebilirdi. Mademki liyakate göre atama yapılacak, iyi merkez bankacıların uzun süre görev yapmaları, işlerine odaklanmaları sağlanabilir. Kaldı ki bu kriter de yasal değişiklikler sırasında yeniden gözden geçirilebilir.

Masa'nın saptadığı önemli bir başlık da "Başkan, Başkan Yardımcısı ve Kurul üyelerinin TCMB Kanunu dışındaki bir düzenlemeye dayalı olarak görevden alınamaması". Yani Cumhurbaşkanı "söz dinlemiyor" diye merkez bankacıları görevden alamayacak.

Defterler açılacak, yanlışlar tersyüz edilecek

Masa, 128 milyar dolar olarak bilinen ve hala sürdürülen arka kapılı döviz satışlarına dair işlemleri denetleyeceğini, idari ve hukuksal denetime tutulacağını, "tespit edilen hata, usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararının sonuna kadar takibi sağlanacağını not düşmüş. 

Ayrıca, Hazine'ye doğrudan kaynak aktarımı suretiyle parasal genişleme yapılmasına, özel sektöre kredi temini yoluyla kaynak tahsisine doğrudan müdahale edilmesine, bankaların bilançolarının kompozisyonuna mikro düzeyde müdahale edilmesine ve serbest kambiyo rejimi ile dalgalı kur sistemine aykırı uygulamalara izin veren yetkilere, işlemlere ve uygulamalara son verileceği de taahhüt edilmiş.

Son bir vurgu da Merkez Bankası'nın idare merkezinin yasada bile Ankara olarak tescilli olmasına karşın, neredeyse para politikasında işlevselliği olan hiçbir bölümünün Ankara'da kalmamış olması konusunda 6'lı Masa bir taahhütte bulunuyor: "TCMB'nin merkezi başkent Ankara'dadır. Bankanın Ankara'ya taşınma süreci mümkün olan en kısa sürede sağlanacaktır. Banka Kanununa aykırı biçimde Ankara dışına taşınma işlemleri ve bu işlemler sonrasında uğranılan kamu zararı idari ve hukuki denetime tabi tutulacak ve zararlar ilgililerine rücu edilecektir."

Altılı Masa'nın görünen en büyük eksiği iletişimini doğru bir kanala oturtamamış olması. Bu reform başlıklarını basın toplantısı sonrasında ortak bir web sitesinde paylaşabilirlerdi. Ancak arayıp sorarak bulabildim. 

Son söz olarak şunun altını çizmek gerekiyor; bu reform başlıkları 'somut adım bekliyoruz' retoriğindekilere tek başına "karın doyurmaz" görünebilir. Ancak güven tesisi için bu başlıkların yolun yarısından fazlası demek. Hasar ne kadar büyük olursa olsun, güvenin tesisi ekonomideki hasarı onaracak dalgayı başlatacaktır.

Uğur Gürses kimdir?

Uğur Gürses, 1985 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) İktisat Bölümü'nden mezun oldu.

Çalışma hayatına 1986 yılında T.C. Merkez Bankası'nda başlayan Gürses; döviz kuru politikası, döviz rezerv yönetimi ve açık piyasa işlemleri alanlarında çalıştı. 

1994-2000 yılları arasında özel ticari bankalarda yöneticilik yaptı. 2001 krizi öncesinde bankacılığı bırakarak TV kanallarında ekonomi yorumculuğu yapmaya başladı.

1999 yılında Yeni Yüzyıl gazetesinde başladığı günlük ekonomi ve finans yazılarına, daha sonra Yeni Binyıl gazetesinde devam etti. 2001-2014 yıllarında Radikal gazetesinde, 2014-2018 arasında da Hürriyet gazetesinde yazdı.

2018'den sonra kişisel blogunda (www.ugurses.net) ekonomik gelişmeleri yorumlayan Uğur Gürses, Aralık 2021’den itibaren T24’te yazmaya başladı.

Yazarın Diğer Yazıları

Rus ruleti

Yaptırım ve kısıtlamalar içindeki Rusya, kendi ekonomisine Türkiye üzerinden yeni bir soluk borusu açmaya mı çalışıyor?

Zurnanın ‘zırt’ dediği gün

İSO’daki toplantı salonunun tam ortasında bir ‘ceset’ vardı; ama kimse bundan açıkça bahsetmedi, yokmuş gibi davrandı

Para politikası mı 'kör gözüm parmağına' mı?

Sorunları ileride ortaya çıkacak daha büyük girdaplı araçlarla ötelemeye çalışan ekonomi yönetiminin, kendi girdabını yaratıp bunu da beğenmemiş olması 'kara mizah' sayılır