22 Haziran 2022

Erdoğan'dan itiraflar: Kriz ve yeni zamlara hazır olun

-

Devlette paralar suyunu çekiyor. Daha yılın yarısına geliniyor, kasa tamtakır.

"Bunu Tayyip Erdoğan ilan ediyor."

Nasıl ediyor?..

"Ek bütçe isteyerek."

Ne kadar istiyor?..

Doğru okumak gerek.

"880 milyar lira gider, ama 1 trilyon 80 milyar lira gelir öngören ek bütçeyle istiyor."

Yani, önümüzdeki altı ay için 1 trilyon 80 milyar lira gelir elde etmek düşünülüyor.

Ne demek bu, kimden gelecek bu 1 trilyon para?..

"Kimden olacak, senden benden!..”

Ya da borçlanmaya gidecek.

Nasıl alacak senden benden?..

"Yeni zamlarla... Elektrikten başlayarak, doğalgaz, benzin ve mazot başta olmak üzere, devletin ürettiği mal ve hizmetlere gelecek zamla... Trenden metroya, çaydan şekere, ekmekten içki ve sigaraya, aklınıza ne gelirse!..”

Şu anda yürürlükte olan, 2021 Aralık ayının sonunda kabul edilen bütçe 1 trilyon 750 milyar lira gelir elde edilmesini öngörüyor.

Yılın yarısına gelindiğinde...

"Bir yıllık bütçe, şimdi ek bütçe ile neredeyse katlanıyor."

ENFLASYON TÜİK'İ AŞMIŞ

 

Tek başına istenen ek bütçe ile Erdoğan aslında şunları itiraf ediyor:

"-Derin bir ekonomik kriz var. Öyle ki, artık para yetişmiyor.

-Krize rağmen, devlette israf alabildiğine sürüyor, hiç bir tasarruf önlemi yok.

-Yürürlükteki bütçe kadar ek bütçe istediğine göre, TÜİK'in yüzde 73 olarak ilan ettiği yıllık enflasyon gerçeği yansıtmıyor, gerçek enflasyon yüzde 85 - 90 dolayında."

Bunların toplamında AKP, MHP'nin de desteği ile ülkeyi yönetemediğini, hele de ekonominin iyice batağa saplandığını itiraf ediyor.

 

KAŞIK VE KEPÇE

 

TÜİK'e göre, beş aylık enflasyon yüzde 35.64.

Dolayısıyla, 1 Temmuz'da çalışanlara ve emeklilere yapılması öngörülen zam oranı yüzde 35.64.

Ama, ek bütçe bu oranı yalanlıyor, geride bırakıyor.

Dolayısıyla:

"-1 Temmuz'da çalışanlara ve emeklilere yapılacak zam oranı, gerçek enflasyonun altında kalıyor. Yani, çalışanlar ve emeklilerin biraz daha yoksullaşması söz konusu. AKP'nin yıllardır öne sürdüğünün tersine, ‘aziz halkımız enflasyon altında ezilmeye hazır' olsun!..

-Kaldı ki, 1 trilyonu aşan ek gelir isteği yeni zamlarla karşılanacak. Dolayısıyla, 1 Temmuz'da verdiği ücret zammı, en fazla bir, iki ay içinde yine eriyecek." 

 Kaşıkla verecek, kepçeyle geri alacak.

 

KENDİSİNE ZAM YÜZDE 40

 

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel'in açıkladığına göre:

"Erdoğan'ın maaşının yüzde 40.4 artarak, 141.453 liraya yükselmesi söz konusu."

İki soru akla geliyor:

1-Kendisine yüzde 40.4 zam yaparken, çalışanlara ve emeklilere zam neden yüzde 35.64'te kalıyor?..

2-Asgari ücret de, en az yüzde 35.64 oranında artacak mı?..

Maaş artışı dışında, Cumhurbaşkanlığı ödeneğine de yüzde 20.2 ek ödenek isteniyor.  

 

NEBATİ YİNE ÇUVALLADI

 

Hiç bir söylediği tutmayan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati yine ofsaytta kalıyor. Ek bütçeye bakıldığında...

Gerisini dün CHP sözcüsü Faik Öztrak tamamlıyor:

"Hazine ve Maliye Bakanında hiç sıkılma yok. Bakan ‘Kur Korumalı Mevduatın (KKM) Hazineye tek kuruş maliyeti olmayacak'  diyordu. Ama, KKM için bütçeden şu ana kadar 21 milyar lira ödeme yaptılar. Şimdi de, ek bütçeye KKM için 40 milyar lira ödenek koymuşlar."

Nebati, bizleri neden aldatıyorsun?..

Gözlerindeki ışıltıyla istifa etmeyi düşünüyor musun?..

Nebati, sen acaba gelmiş geçmiş en başarısız Hazine ve Maliye Bakanı olabilir misin?..

"Yürürlükte bütçe kadar ek bütçe istemek, ekonomik politikanın iflasının ilanı demek."

Gerisi hikaye!..

 

-----------

 

Adalet Nerede?.. Artık Yeteeeer!..

 

Gün geçmiyor ki, herhangi bir mahkemenin verdiği herhangi bir karar toplumda vicdanları karartmasın, adalete erişimin artık ne kadar güç olduğunu göstermesin!..

Aynı günde iki ayrı karar var.

İlki, Pınar Gültekin davasında katile verilen cezanın indirim gerekçesi. Gencecik kızı canavarca öldüren sanık Cemal Metin Avcı'ya "haksız tahrik” indirimi uygulayan mahkeme, müebbet cezayı 23 yıla indiriyor, katil 14.5 yıl yatacak.

Haksız tahrik?.. Yani, Pınar Gültekin katili tahrik etmiş!.. Gültekin'in avukatı diyor ki, "bu yönde bir kanıt yok."

Mahkemenin ceza indirim kararı toplumda büyük tepki, tepki demek yetmiyor, eski deyimle, "infial” yaratıyor. Yani, öfke ve kızgınlığa yol açıyor.

Mahkeme neye dayanarak böyle bir karar veriyor, toplum Adalet Bakanlığından açıklama bekliyor.

Aynı davada bir başka yüz karası olay, Pınar Gültekin'in annesine, "katile hakaretten dört yıl hapis cezası” ile dava açılıyor!..

İnsan gerçekten "artık yeteeeeer” diye bağırmak istiyor.

Vicdanları karartan ikinci konu şu:

"Ankara'da dokuz kişinin ölümüyle sonuçlanan hızlı tren kazasında dönemin TCDD yetkililerinin yargılanmasına Ulaştırma Bakanlığı izin vermiyor. Danıştay izin verilmeyişini onaylıyor."  

İnsanlar "adelet istiyoruz” diye bağırmasın da, ne desin?..

 

---------

 

Feti Yıldız'ın Açıklaması

 

Önceki gün sansür yasasıyla ilgili yazdığım yazıya, öneriyi hazırlayanlardan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız açıklama gönderiyor, ben özetliyorum ama, yine de uzun:

"Dezenformasyonla mücadele kanunu ile özgürlüklerin kısıtlanacağını, basına sansür getirileceğini, haber yazan herkesin hakim karşısına çıkarılacağını, seçimlerin yapılmasının bile tehlikeye gireceğini iddia edenler bile oldu.

Zat-ı aliniz de!..

Bir çok hukuk kuralı aslında bir ahlak kuralıdır.

Internet ortamının sınır tanımayan olgusu. Hızlı erişim kolaylığı, beşinci kol faaliyetleri olarak ortaya konulan yalan ve yanlış bilgi ve içeriklerin verildiği şekilde alınmasına, gösterilen şekilde alınmasına, gösterilen şekilde görülmesine imkan sağlıyor.  

Günümüzde habere ve bilgiye ulaşmak için genel olarak sosyal medya kullanılmaktadır.Bu sebeple, yeni ve farklı temalı sosyal medya platformları hızla artmaktadır. Bu gelişmelerle birlikte yeni sosyal ve hukuki problemler oluşmuştur.

Buna karşı, sosyal ağ sağlayıcılarının elde ettikleri milyarlarca dolar gelire ve özel bilgiye rağmen, 

Kişi dokunulmazlığı,

Özel hayatın gizliliği,

Ailenin korunması gibi,

Temel hakların korunması için ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu mekanizmaları geliştirmedikleri ya da etkin tedbirler almadıkları ve devletlerin haklı taleplerine direnç gösterdikleri görülmektedir.

Temel hak ve özgürlükleri korumak devletin görevidir.  

Dinamik olan bu süreci yönetebilmek için bu alanda yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç vardı.

Ceza hukukunun kesinlik ve kanunilik ilkesi bireye güvence sağlar.

Teklif edilen ceza normu tartışmaya, keyfiliğe izin vermeyecek şekilde açıktır.

İddia edildiği gibi, suç tanımında belirsizlik yoktur.

Sahte isim ve hesaplarla yasa dışı oluşturulup paylaşma, farklı siyasi düşüncedeki kişilere, herhangi bir alanda rakip gördüklerine, farklı dinlere ve milletlere yönelik küfür, iftira veya hakaret etmek, karalamak, itibarsızlaştırmak amacıyla kullanıldığı durumlarda yeni düzenlemeler  yapılması şart olmuştur.

Internet, veri paylaşımında kontrol edilmesi zor bir güç doğurmuştur. Her alanda yalan ve yanıltıcı bilgi yaymak toplum hayatında ciddi hasarlara sebep olmaktadır.

Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla, ülkenin iç ve dış güvenliğini, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili, gerçeğe aykırı bir bilgiyi kamu barışını bozacak şekilde alenen yaymak suç olarak düzenlenmektedir.

Hukukumuzun bir parçası sayılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi ile güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşılıp aşılmadığı yönünde değerlendirme yapılırken, görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler kullanılırken, demokratik bir toplumda milli güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın yanında, başkalarının hak ve şöhretlerinin korunması için şartlara ve yaptırımlara tabi tutulabileceği unutulmamalıdır.

İfade özgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir.

Suçun oluşması için yasanın aradığı unsurların bulunması halinde, fail 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılır.

Suçu, failin gerçek kimliğini saklamak suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, temel ceza yarı oranda arttırılır.

Ceza Kanunu haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarını suç olarak değerlendirmez.

Gerek, Anayasada düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, gerekse Basın Kanununda koruma altına alınan, haber veme kapsamını aşmayan ve eleştiri amacı taşıyan ifadeler, bu kanun teklifinin 29. maddesinde düzenlenen suçu oluşturmayacaktır.  

Suçu oluşturan gerçeğe aykırı bilginin kamu barışını bozmaya objektif olarak elverişli olmasıdır. Fail, subjektif olarak bu amacı gütmelidir."

Cevap hakkına saygı gereği yer verdiğim açıklama özetle böyle.

Feti Yıldız ciddi katkısı olduğu öneriyi savunurken, AKP - MHP ortaklarının söylediklerini tekrar ediyor, genellikle sosyal medya üzerinde duruyor. Oysa, bence ve pek çok hukukçunun söylediği gibi, kapsamı çok geniş olabilecek bir yasa önerisi.

Yıldız tersini söylese de, öneri muğlak ifadelere ve dolayısıyla esnek uygulamalara çok açık. O nedenle ifade ve basın özgürlüğü üzerinde ağır baskı yaratabilecek nitelikte.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesini, 1969da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyette ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyette önce Yayın Koordinatörü, 1999da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003te Hürriyet Gazetesinde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyetiin çeşitli ödülleri yanında, 2014te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TVnin Kırılmayan Kalemler’ ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almancadan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Çadır tiyatrosundan kooperatifçilik komedisine: Çiftçiye kazık

Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerinde bazı gıda ürünlerinin fiyatları emirle düşürülüyor. O marketlere ürünler nereden geliyor?.. Çiftçilerden. Oradaki ürünlerin fiyatları emirle düşürülürse ne oluyor?..

Biz hepimiz aniden “mümtaz fertler” olduk!..

Seçim nedeniyle, bütün muhalifler dahil, çünkü “85 milyon” diyor, herkesi kastediyor, biz hepimiz aniden bu ülkenin ‘mümtaz fertleri’ arasına giriyoruz

Sen festivalleri yasakla, Z Kuşağı seni gönderiyor

"O tepki siyasi niteliğe bürünüyor, AKP'ye zaten uzak olan bu kuşak, haklı olarak AKP'den daha da uzaklaşıyor"