02 Temmuz 2022

Madrid Anlaşmasında en kritik beş kelime

Erdoğan her zamanki gibi, konuyu iç politikada prim kazanma refleksine bağlıyor, söylediği sözü çiğnediğinde, nasıl çark edeceğini şaşırıyor

"Finlandiya ve İsveç:

-Terörizmle mücadeleyi azim ve kararlılıkla sürdürecektir.

-Bu konudaki mevzuatlarını güçlendirecektir. 

-Milli güvenliğe yönelik girişilen tüm tehditlere karşı Türkiye'ye tam destek verirler.

-Terörizmi tüm biçim ve tezahürleriyle en kuvvetli şekilde reddeder.

-Tüm terör örgütlerinin Türkiye'ye karşı gerçekleştirdikleri saldırıları açık ve net bir biçimde kınar.

-PYD/YPG ve Türkiye'de  FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaktır.

-PKK'nın yasaklanmış bir terör örgütü olduğunu teyit eder."

İsveç ve Finlandiya teröre karşı mücadelede Türkiye'nin yanında olduğunu Madrid'teki NATO Zirvesinde döne dolaşa bu sözlerle ifade ediyor.

Verilen sözler Türkiye - Finlandiya - İsveç arasında imzalanan ‘Mutabakat Metninde', anlaşmasında yer alıyor. Anlaşmanın 4 ve 5. maddeleri yukarıdaki gibi, terörle mücadeleyi sürekli vurguluyor.

Parlamento kozu

Tayyip Erdoğan da zaten bununla övünüyor. Dün de, her zamanki gibi, hızını alamıyor, "zaferle çıkmış” siyasal showla karışık, kendinden çok emin konuşuyor:

"Bunların hepsi şu an bizim taleplerimiz olarak ortada. Bundan sonraki süreçte bize verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini takip edeceğiz."

Diyelim ki, bazı sözler yerine getirilmedi, ne olacak?.. Erdoğan'ın formülü hazır: 

"İsveç ve Finlandiya şu an NATO üyesi olmuş değil, yanlışları olursa, gereğini yaparız."

Nedir o "yapılacak gereği?..”

"İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinin onay mercii parlamentomuzdur. Parlamentomuzun onayı olmadan bu iş zaten yürürlük kazanmıyor."

Şunu söylüyor, eğer sözlerinde durmazlarsa, biz de Meclis'ten onay vermeyiz ve onların NATO üyeliğini engelleriz!..

Zanlıların iadesi

Dün Erdoğan'a İsveç ve Finlandiya'da yaşayan terör zanlılarının Türkiye'ye iade edilip edilmeyeceği sorulduğunda, Erdoğan:

"Bize verilen sözler var. Örneğin, İsveç 73 teröristi bize gönderecek. Şu anda 3 - 4 tane gönderdiler. Bu bizim için yeterli değil. Bizim Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarımız, bu teröristleri gönderin bakalım, diyecek. Bunlar geldi geldi, gelmediği takdirde, gereği ne ise, biz de o gereğini her an kurumlarımız ve birimlerimiz vasıtasıyla yapmaya devam edeceğiz." 

Erdoğan iki ülkenin NATO üyeliğinin Meclis'ten onaylanma koşulunu terör zanlılarının iadesine bağlıyor.

İsveç ve Finlandiya'nın teröre destek vermeyeceği sözünün yanı sıra, ayrıca 73 zanlının iadesini şart koşuyor. 

Ama o madde...

İşte, burada biraz durmak gerekiyor.

Madrid'de imzalanan mutabakat metninin 8. maddesinin üçüncü paragrafı aynen şöyle:

"Finlandiya ve İsveç, Avrupa İade Sözleşmesiyle uyumlu biçimde, Türkiye tarafından sağlanan bilgi, delil ve istihbaratı dikkate alarak, Türkiye'nin terör zanlılarına dair sınır dışı veya iade taleplerini ivedilikle ve bütün boyutlarıyla işleme koyacak...”

Terör zanlılarının iadesine ilişkin beş kelimelik o en kritik vurgu çok önemli:

"Avrupa İade Sözleşmesiyle uyumlu biçimde...”

Nedir o sözleşme?..

"-Sözleşmenin 3. maddesine göre, siyasi suçluların iadesi söz konusu değil.

 -Diğer suçlarda ise, istenen kişilerin yaşadıkları ülkede suç işleyip işlemediklerine, orada mahkeme edilip edilmediklerine bakılıyor.

-İade ölçüleri uluslararası hukuka bağlanıyor."

Kısaca, bir kişiyi o kişiyi isteyen ülkeye iade etmek o kadar kolay değil, burada uluslararası hukuk devreye giriyor.

İade etmez ise, sorun Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği'ne taşınıyor. Genel Sekreterlik, konuyu yine "Avrupa İade Sözleşmesiyle uyumlu” olarak, üç ay içinde karara bağlıyor.

Yani, Erdoğan'ın dediği gibi, "geldi geldi, gelmedi gereğini yaparız” ölçüsünde basit değil.

Yine de onaylamazsa

Diyelim ki, İsveç ve Finlandiya Türkiye'nin istediği terör zanlılarını iade etmiyor ya da 73 kişiyi değil de, bir kaç kişiyi iade ediyor!..

Erdoğan da, üyeliklerin onayı için kararı Meclis'e göndermiyor!..

Tam seçime giderken...

Erdoğan için hayati önem taşıyan günlere doğru yol alırken...

Meclis'e göndermiyor...

Göndermez ise, başta Amerika, NATO buna seyirci mi kalır sizce?..

Daha önce örneklerini gördüğümüz gibi, Amerikan Başkanı Biden'in bir telefonu yetmez mi?..

Kaldı ki, iki ülkede teröre destek vermekten gerçekten Türkiye'nin istediği ölçülerde vazgeçiyorsa...

Erdoğan her zamanki gibi, konuyu iç politikada prim kazanma refleksine bağlıyor, söylediği sözü çiğnediğinde, nasıl çark edeceğini şaşırıyor.

Yaklaşık sekiz ay

Üyeliğin her türlü işleminin tamamlanması ve tüm üye ülkelerin parlamentolarında onaylanması yaklaşık sekiz aylık bir süreç.

Eğer erken seçim olursa...

Üyeliğin onay kararını Meclis'e gönderecek ya da göndermeyecek Cumhurbaşkanı zaten Erdoğan olmayacak ki!..

Çünkü, iktidardan çoktan düşmüş olacak.

Yine de beş kelimelik o kritik söylem her iktidar için bağlayıcı nitelikte.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesini, 1969da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyette ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyette önce Yayın Koordinatörü, 1999da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003te Hürriyet Gazetesinde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyetiin çeşitli ödülleri yanında, 2014te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TVnin Kırılmayan Kalemler’ ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almancadan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Çadır tiyatrosundan kooperatifçilik komedisine: Çiftçiye kazık

Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerinde bazı gıda ürünlerinin fiyatları emirle düşürülüyor. O marketlere ürünler nereden geliyor?.. Çiftçilerden. Oradaki ürünlerin fiyatları emirle düşürülürse ne oluyor?..

Biz hepimiz aniden “mümtaz fertler” olduk!..

Seçim nedeniyle, bütün muhalifler dahil, çünkü “85 milyon” diyor, herkesi kastediyor, biz hepimiz aniden bu ülkenin ‘mümtaz fertleri’ arasına giriyoruz

Sen festivalleri yasakla, Z Kuşağı seni gönderiyor

"O tepki siyasi niteliğe bürünüyor, AKP'ye zaten uzak olan bu kuşak, haklı olarak AKP'den daha da uzaklaşıyor"