Doğru nerede?
Cinayetlerden, soygunlardan, iktidarın muktedir kalmak için muhaliflerini hapsetmesinden yılmış durumdayız.
60 yıl önce ABD’nin, İngiltere’nin teşviklerine, kızıştırmalarına kapılıp, güya kendimizi Stalin’in akıl dışı hayallerine karşı korunmak için NATO savunma örgütüne girerek korunmasına karıştığımız Kore’nin bugün ne duruma geldiğini görmek bizi düşündürmüyor mu?
Kore’nin yanında Çin, Vietnam ve diğer ülkelerin zekâ düzeyi (IQ) olarak bizlerden hayli iyi durumda olduklarını okudukça ne hissediyoruz? Bu üç ülkenin elle tutulan ekonomik ve mühendislik başarıları, OECD’nin PİSA anketlerinden çok daha önemli. Bu tablo kısır siyasal çekişmelerden daha korkutucu değil mi?
Ama çok daha vahim bir ders kümesinden fena halde ve ısrarla sınıfta kalıyoruz: ahlak, dürüstlük, siyasal tutarlılık. Oysa büyük Atatürk yüz yıl önce doğru yolu göstermişti. İkinci bir Atatürk yok ve sadece Türkiye’de değil, dünyada da malzeme çok bozuldu. İngiltere Churchill’i, Almanya Bismarck’ı, Fransa de Gaulle’u arıyor. Ama artık bu ülkelerin koşulları da değişti. Stalin’i, Mao’yu ve galiba birkaçı dışında ABD’nin kurucu babalarını da arayan yok.
Atatürk sağ olsaydı, yaşamının ileri ki dönemlerinde ilk yıllarda olduğu gibi mi davranacağını mı düşünüyorsunuz? O zaman Atatürk olmazdı. İnsan vücudu, DNA’sı sürekli olarak evrilir. Biyologların gayet iyi bildiği “sarmal-helix”, çeşitli organların farklı gelişme, büyüme ihtiyacına göre şekillenir. Onun için hangi dinde olursa olsun, 1.500 yıl önce gelen vahiy, bugünün ihtiyacını karşılamaz. Değişim esastır. Bundan sonra kendi başımızayız. Daha doğrusu analizi iyi yapmak, durumu özenle değerlendirmek durumundayız.

Sadece durum tespiti yapabiliyoruz. Değerli siyaset bilimci dostum Ersin Kalaycıoğlu ne zamandır “neo patrimonyal sultanizm” diye çırpınıyor ve yalnız bu bize özgü de değil; Güney Amerika’da, Afrika’da birçok ülke benzer koşullarda, biz nasıl geldik buraya, nasıl çıkacağız açmazdan?
Neredeyse her yazımda tekrar ediyorum, demokrasinin temelinde Magna Carta (1215) var, hesap vermezseniz-sormazsanız, saydam olmazsanız, eşit davranmazsanız, sorumluluk üstlenmezseniz, çıkış yok. Ülkemizde bunların dördü de yıllardır dışlanmış durumda. Maalesef sistem yıllar içinde öyle kurgulanmış ki, insanlar, yöneticiler bu kavramları duymak, anlamak bile istemiyor.
Son haftalarda fevkalade çetin, aynı derecede yüksek sosyal maliyetli bir siyasal çekişme yaşıyoruz; iki ana grup da köklü değişim halinde. Okuyucuya önerim, bu iki değişimi şekildeki sarmallar içinde hayal edin. Şu kadarını ekleyeyim, bebeğin ana rahmine düşmesinden itibaren gelişmesi, insan haline gelmesi de benzer patikayı izliyor; siyaset de bundan farklı değil. Socrates’in ölümüne yol açan sorgulama süreci de sarmalın kıvrımlarını düşündürür. İlkel çekişmeleri, kavgaları bırakıp, insan olmaya yakışan meraklara yönelsek daha yararlı olmaz mı?
Neredesin Platon ve filozof kral!
SK HYNİX
Bugün lafı uzatmayacağım. Okuyacağınızı, en azından göz atacağınızı umduğum, biraz önce İngiliz FT gazetesinde okuduğum bir yazıyı paylaşacağım. [1] Bunu yapmamın nedeni, Türkiye’de mahkum edildiğimiz siyasal tartışmaların ilkelliğini sergilemek. Gerisi size kalmış. İsterseniz ders alırsınız, isterseniz bunlar bizi ilgilendirmez, dış güçlerin eseridir dersiniz. Doğrudur, dış güçlerin eseri, ama ABD değil, Kore, Çin ve yakında Vietnam, hani Ho Chi Minh vardı ya, ABD ordusunun ensesinden vurduğu binlerce köylü, o ülke şimdi kendisine baktırıyor. Geçen gün bir meslektaşım Vietnam’dan döndü, hala şaşkındı.
Yöntemden algoritmaya: Çip nedir, kaç türü var?
Çip adını yıllardır duyageldiğimiz, parmaklarımızın ucundaki tırnağımız kadar büyük, saç telimizin kılının milyonda biri kalınlığında, nano olarak ölçülen bir nesne. Bu nesne nadir metal denilen, doğadan elde edilen malzemenin işlenmesiyle üretiliyor. Daha sonra buna fizik, kimya, matematik biliminin geliştirdiği yöntemlerle bilgi yükleniyor, amaca göre kurgulanan modellerle (algoritma) bu bilgi işleniyor, sonunda hastanede ümitle baktığınız EMAR cihazının, en ince hesaplamaları yaptığınız, telefonla konuşup uzaktan toplantı yaptığınız, dünyanın öteki ucundaki çocuklarınızla, dedelerinizle görüntülü olarak konuştuğunuz telefonlarda ve daha nice inanılmaz uygulamalarda kullanılıyor. Biz 86 milyon Türk, maalesef bunların kullanıcısıyız, 60 yıl önce “komünistlerin elinden kurtardığımız” Koreliler üreticisi. Gelin de dehşete düşmeyin, merak etmeyin bizim derdimiz farklı, iktidarı muktedir olarak sürdürmektir bizim hedefimiz, gerisini Kore, Çin nasıl olsa yapar!
Gelelim Koreli SKHynix çip şirketinin marifetine. Ben uzun boylu bir şey anlatmayacağım, zaten işim değil. Size bir kitap önereceğim, bir de FT deki yazıdan bir resmi kopyalayacağım. Gerisi size kalmış.
Mikroçipin anatomisi
Resimde üstte görülen bir mikro çip. Altta bu mikroçipten çıkan, adeta bir nehrin kolları veya bir otoyoldan ayrılan “tali” yollar. Çiplerin çeşitli türleri var. En baştaki, uygulama özgün uygulama çipi, ASIC; sonraki mantık çipi, bilgi işliyor, hesaplama yapıyor, kendisine verilen görevleri yerine getiriyor; bundan çıkan sonuçlar merkezi işlem birimine (CPU), nöral işlem birimine (NPU),grafik işlem birimine (GPU) gidiyor; üçüncü olan hafıza çipi ve bunun çıktıları cereyan olmasa da depolayan hafızaya, elektrik gerektiren dinamik rastgele girilen hafızaya (DRAM), sadece okuyan hafızaya (ROM), bilgiyi kaydeden ama elektrik kesilince yitiren RAM hafızaya gidiyor; dördüncü ise tek bir çip üzerinde saklanan bilgi.

Çipin evrimi ve üretilen gelir
SK HYNIX geniş bant çipleri üreten tek şirket değil, AMD, Qualcomm, Nvidia and TSMC de yıllardır aynı endüstride üretim yapıyor, SK HYNIX’in özelliği,hız ve güç gibi kalite özelliklerin, fiyatın üstüne çıkartıyor olmasıdır. Bu şirketler arasında Nvidia’nin borsa değeri 2025’te 4 trilyon doların üstüne çıkmıştır. SK HYNIX’in yıllık geliri 2024’te 5 milyar dolarken, 2025’te 15 milyar dolara yaklaşmıştır. Tabii bu gelişmeler vahiyle olmuyor, akılla, ARGE ile oluyor. Bütün bu ülkeler, şirketler milyarlarca dolar harcayarak sistem geliştiriyor, yatırım yapıyor. Bunların ürünleri de sağlık bilimleri endüstrisinden savunma endüstrisine, ulaşım teknolojisinden haberleşme teknolojisine kadar, insan aklının kotaramayacağı sorunların çözümünde, yeni sorun ve çözüm üretilmesinde kullanılıyor.
Yapay zekâ-A. Einstein- G. Schrodinger ve…
Gündemimiz yapay zekâ, büyük veri, makine öğrenmesi gibi kavramlarla dolu. Bir yandan da Newton Fiziği ile rekabet halinde olan A.Einstein ve Genel Görelilik Yasası'nın ardından, olanca hızıyla kuantum fiziği-mekaniği-bilgisayarı gibi yenilikler geliyor. Bu yazının amacı saydığım ve diğer birçok yeni kavramı ele almak değil, zaten onlar benim alanım değil. Yapmak istediğim, hepimizi bu yeni yöntemler, olanaklar hakkında uyarmak ve daha önemli olarak, okuyucuyu bunlar nereden doğduklarını, arkalarında yatan kuramsal ve malzeme bilgisiyle yöntemleri araştırmaya sevk etmektir. [2]
Nasıl oluyor?
Elbette akıllı telefonu, bilgisayarı, tableti elimize alınca içine bakmayı düşünmüyoruz, zaten düşünsek de beceremeyiz. Sakın denemeyin. Ama bunların arkasındaki bilimi, sistematiği merak etmemizin ve öğrenmemizin, neden, nasıl sorularını sormamızın yararlı değil, gerekli olduğunu düşünüyorum. Ülkede siyasetin kalitesi Kanuni Sultan Süleyman’dan beri bu denli kötü olmamıştı. Ama moralinizi bozmayın, siyaset başka zaaflarla bozuluyorsa, bozanlar bir şekilde bedelini öder. Başta akıl olmak üzere sağlığınıza özen gösterin lütfen, o bozulunca bilim henüz tedavi edemiyor.
Burada ele aldığım bilim alanında araştırmacılar yurtdışında soluklansalar, kendilerine burada talep ve destek bulamasalar da dünyada takdir ediliyorlar. Sadece becerilerini yazılım alanında başarıyla pazarlayan gençlerden söz etmiyorum. Bilirsiniz ben isim kullanmam. Ama çeşitli üniversitelerimiz arasında (apartman katında olanlar değil tabii) çeşitli alanlarda önemli araştırma ve buluş yapan kişiler var. Örneğin Bilkent Üniversitesi’nden bir bilim adamı, Koreli ünlü Huawei şirketi tarafından tam da bugün ele aldığım geniş bant chip konusunda danışman olarak davet edildi. Kırmızı halıyla karşılandı, ağırlandı. Üstelik yalnız değil, kardeşleri de benzer yeteneğe sahipmiş.
İyi okumalar ve meraklı günler.
[1] Davies, Christian, Why memory chips are the new frontier of the AI revolution, FT, 03.09.2025
[2] Miller, Chris, Chip War, Simon Schuster, London, UK,2022


