Yoruldum...
Güney Almanya’nın küçük ve sevimli kenti Ulm’de bugün ortaçağ yaşandı. Dünyanın ve ülkenin dört bir yanından üstümüze yağan felaket ya da çatışma ya da siyasal altüstlük haberlerinden bir an için de olsa kopmak, biraz soluklanmak hatta neşelenmek ve bu duyguyu sizlerle de için sabahtan sokağa çıktım ve ortaçağın derinliklerinden gelen karnaval (faşing) günlerinin başlangıcına işaret eden geçit törenini (Ulmzug) izlemek için uygun bir yerde dikildim...
Dikildim ama pişman olmak üzereyim. Beş buçuk saat geçti ve geçit kolunun ucu daha görünmedi. Güneş parlarken daha da acıtan ayaz ise tırmandıkça tırmanıyor. Pes ediyorum ve sıcak bir köşe bulup yazıya oturmaya kararlıyım. Bulduğum yerde nasıl olsa koca bir tas kahve ve içinde iki parmak konyak bulunan bir bardak bulurum.
Şu yeni cadı grubu da geçsin, ardından pes edeceğim...
Yok yok, şu koyun postlarına bürünmüş kara ve kötü kurtlardan oluşan grup da geçsin sonra pes ederim...
Hay Allah... Kırbaçlarını hünerle kullanan ve “Biz Arjantin’e göçüp orada ‘goşo’ (Gaucho) adını alan sığır çobanlarının atalarıyız” dercesine kırbaç gösterisi yapan şu Alp çobanları da göreyim sonra...
Bu son... Şu başrahibeyi uyutup manastırdan kaçmış durmadan, zıplayıp sıçrayıp dans eden çılgın rahibeler grubunu göreyim sonra pes...
Aaaa şu gelen...
Hayır pes...
Yoruldum, üşüdüm... Ayaklarım beni taşımıyor artık ve ikinci paket kağıt mendil de bitti...
* * *
Güney Almanya’nın hemen her köşesinden, Tuna ve Neckar ırmaklarının kıyılarından; bitmedi Alp dağlarından, Karaormanların tepelerinden, otlaklarından, çayırlarından; bitmedi İsviçre’den, Avusturya’nın Tirol bölgesinden kopup gelen köylüler, çiftçiler, esnaf ve zenaatkarlardan oluşan tam 139 karnaval derneği önümüzden geçti.
Burada anlatılamayacak kadar karmaşık bayram geleneklerinin içiçe geçtiği bir bayram başlangıcı bu. Hıristiyanlık öncesi pagan adetleriyle, tümüyle dinsel ritüellerin içi çe geçtiği bir bayram başlangıcı...
Ormancılar, derebeylerine başkaldırmış lonca grupları, avcılar, şeytanlar, orman cinleri, ırmak boylarının kötü ruhları, genç kızları kaçıran haydutlar, derebeyi şatolarının soytarıları, delileri, Karaormanların, Alplerin, Tirollerin yüksek çayırlarında koyun otlatan çobanlar, onların koyunları, koyun postuna bürünmüş kötü kurtlar...
Ama ağırlık cadılardaydı...
Ellerinde, üstüne binip uçtukları süpürgeleri ve korkutucu (yani çok sevimli) maskeleriyle cadılar Ulm sokaklarında gezdiler. Süpürgelerinin ucu çatallı saplarıyla yol boylarına sıralanmış on bini aşkın seyirci arasında seçtikleri avlarının kafalarındaki şapkaları kaptılar; genç kızları korkuttular, küçük çocuklara şeker dağıttılar, ellerindeki püsküllerle büyü yapıp herkesi günah işlemek üzere kandırdılar...
Sırf cadılar değil ama. Koyun postlarını sırtlarına geçirmiş kötü kalpli kurtlar da yürüyüş kollarındaydılar ve çok genç kızı ısırdılar. Ama çobanlar da vardı. Yüksek yaylaların soğuğundan korunmak için büründükleri postların içindeki çobanlar, ellerindeki uzun, kalın urganlardan yapılmış, ucu kurşunlu kamçıları ile kötü kurtları kaçırdılar; düzeni bozan koyunları hizaya getirdiler; yürüyemeyen kuzuları kucaklarına aldılar...
Dün Ulm’de Güney Almanya’nın dört bir köşesinde gelmiş, dedelerinin dedelerinin, dedelerinin dedelerinden (iki üç “dede” daha mı yazsaydım acep?) kalma karnaval adetlerini keyifle yaşayan insan selleri aktı. Mutlu oldular...
* * *
Hayır...
Bu refah ülkesinin, bu refahı neye borçlu olduğuna ilişkin imalı cümleler yazmayacağım...
Hayır...
Güney Almanya’da, Ulm kentinde insanlar bir bayram sevinci yaşarken dünyanın başka köşelerinde, mesela Mısır Tahrir Meydanında, mesela güneydoğu Anadolu’nun dağlarında, kırlarında, mesela F tipi hücrelerden birinde, mesela Filistin çölünde, mesela...
Hayır böyle başlayan cümleler yazmayacağım.
Niye mi?
Aşağıdaki satırları okuyun:
Önümde duran küçücük oğlan , annesine süpürgeli cadıları gösterip sordu:
- Uçmayacaklar mı mama?
Anne, oğlanın ciddiyetini bozmayacak kadar “anne”ydi:
- Sen gör diye böyle yere indiler. Burdan geçtikten sonra süpürgelerine binip uçacaklar...
- Nereye uçacaklar?
- Başka çocukları sevindirmeye...
- Ama onlar cadı...
- Ama onlar iyi cadı...


