Ortaklaşa: Trabzon’da bir hafta sonu
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Ortaklaşa: Trabzon’da bir hafta sonu

25-27 Temmuz’da hayata geçen Trabzon Şehir Günleri’nin davetlisiydim. Ortahisar Belediyesi ve Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği’nin beraber organize ettiği etkinlik, İstanbul Kültür Sanat Vakfı‘nın Ortaklaşa projesinin desteğiyle hayata geçiyor. Ortaklaşa’nın amacı ise katılımcı, hak temelli bir kültür ekosistemi kurmak

Ortaklaşa: Trabzon’da bir hafta sonu
Levent Soy ve Zilan Kaki’den oluşan Biraradadans, Ganita’daki performansları sırasında

Trabzon’da, Ganita Çay Bahçesi’ndeyiz. Burası Aysel Gürel’in gençken denize girdiği, Volkan Konak’ın şiirler yazıp şarkılar söylediği ikinci evi. Şehrin tüm sıcağı ve nemine rağmen püfür püfür esen bir tepenin üstü. İsmini Rumca “güzel yer” anlamına gelen kanita’dan almış. Tıpkı dalgaların vura vura yumuşattığı kayalıklar gibi, k de zaman içinde törpülenmiş olmalı.

Sadece Konak değil, Karadenizli bir çok sanatçı ve sanatseverin buluşma yeri Ganita, şehrin kültürel anıtlardan biri. Benim bir yaz günü burada olma sebebim ise 25-27 Temmuz’da hayata geçen Trabzon Şehir Günleri. Ganita’da belgesel gösterimleri ve söyleşiler yapılıyor. Karadeniz’in mavisinin ve vahşi yaşamının nasıl korunacağı konuşuluyor. Denizel çevre politikaları konusunda uzman Prof. Dr. Nesrin Algan, yaşadığımız iklim krizinin sebebinin vahşi ve vulgar neoliberal düzen olduğunu anlatıyor. Algan da çoğu konuşmacı gibi Karadenizli ve bölgenin başına gelen her musibet onun da başına gelmiş sayılıyor: “İlk gördüğüm deniz Trabzon deniziydi, artık bu denizde yüzülmüyor; ilk yüzdüğüm dere İkizdere, artık yok” diyor.  

Algan’ı dinleyenler arasında Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği kurucusu Sevilay Refika Kadıoğlu ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece var. Trabzon Şehir Günleri ve parçası olduğu Vira: Doğu Karadeniz Kültür Ekosistemi Projesi, bu üç bileşenle hayata geçiyor. Üç günlük festivalin arkasında çok büyük emek ve tüm Türkiye’ye yayılan bir fikir var. Fikrin adı: Ortaklaşa. Duyduğum en güzel isimlerden biri.

Ne demek Ortaklaşa?

Ortaklaşa, İKSV’ nin Avrupa Birliği desteğiyle yürüttüğü bir proje. İKSV’nin festivalleri ve diğer bayrak işleriyle karşılaştırınca hakkında çok şey bilinmiyor. Oysa bence vakfın en değerli ve “lazım” işlerinin başında. Uzun ismiyle Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı, kültür-sanat alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile belediyeleri bir araya getirerek ortak projeler yaratmalarını teşvik ediyor. “Ne sen tek başına bir festival yap ne sen bir başına uğraş; güçlerinizi birleştirin, güçsüz yerlerde birbirinizden öğrenin” diyor.  Bilirsiniz belediyelerin tek başına yaptığı kültürel etkinlikler biraz “sası” ve resmi olur, sivil toplumun tek başına giriştiği projelerin ise lojistiği, bütçesi dar gelir, bazen istenmese de üstten bakan işler çıkar ortaya.  İşte Ortaklaşa, bir araya gelerek bu eksiklikleri giderme fırsatı sunuyor, yol gösteriyor. Bir kez hibe alan kurum çemberden çıkmıyor, o da bir sonraki kuruma yol gösteriyor, böylece bir ekosistemin parçası olunuyor. Kapasite geliştirme ve tecrübe aktarımı mümkün kılınıyor. Kadıoğlu “Amacımız her koşulda sanatın dilini savunmak. Ortaklaşa’nın amacı da onu deneyenlere alan açmak” diye özetliyor yaptıkları işbirliğini.

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği kurucusu Sevilay Refika Kadıoğlu ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece , Trabzon Şehir Günleri katılımcılarıyla.

Projenin uzun vadede yapmak istediği şey yerelde katılımcı, hak temelli bir kültür ekosistemi kurmak. Bunun için çalıştaylar, arama konferansları yapılıyor; geniş bir öğrenme programı çerçevesinde kültür profesyonelleri, yerel yönetimler, akademisyenler bir araya geliyor ve ortaya bir politika metni çıkartılıyor. Bu sene açık çağrı sonucunda kazanan projelere toplamda 1,3 milyon avro hibe verilmiş. Marmara Belediyeler Birliği (MBB) ve EUNIC (Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüleri) de projeye destek oluyor.

Somut Olmayan Kültür Mirası Taşıyıcısı Recep Erbay

Yok edilen kültür mirası

İşin teorik kısmını bir yana bırakıp Trabzon’a dönelim. Ganita’dan sonra yolumuz Faroz Balıkçı Barınağı’na düşüyor. Burada tarihi Faroz Feneri’nin altında, balıkçılarla bir sohbet çemberi kuruluyor. Balığı bir kültür olarak görmenin önemi, yok olan kıyı balıkçılığı ve ekosistem konuşuluyor. Ne yazık ki “yok edilenler”, çoğu konuşmanın odak noktası. Fındık yapraklarından sepet örme sanatını yaşatan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültür Mirası Taşıyıcısı unvanı alan Recep Erbay, ondan sonra bu mirası taşıyacak kimse olmadığını anlatıyor. Mısır püsküllerinden el sanatları icra eden Derya Karaosmanoğlu ise kültürün ve gıdanın aktarımı için gereken döngüyü özetliyor: “Mısırı yemeye devam edersek yaprağından bu ürünü yapmaya devam edeceğiz, bu ürünü ürettiğimiz sürece de mısır ekmeğe devam edeceğiz…”

Ganita çay bahçesi

Ganita’da Horon

Tüm program konuşmalardan ibaret değil elbet. Konserler, danslar, horonlar planlanmış ama bir gün öncesindeki korkunç Eskişehir yangınlarında hayatlarını yitiren orman işçileri ve gönüllüler için tutulan yas sebebiyle tüm müzikli danslı etkinlikler iptal edilmiş. Programın Trabzon Bir Şehir Festivali olan ismi de son anda Şehir Günleri’ne çevrilmiş. Hal böyle olunca, Karadeniz’in sayılı kadın kemençe üstatlarından İlknur Yakupoğlu konseri de, Sinerita Kadın Horon Grubu, Çobazan’ın Kızları gibi sanatçıların performansları da yapılamıyor. Sanatçılar ise müziğin ve dansın safi bir “eğlence” gibi görülmesinden yakınıyor. Ama spontane anlarda müzik sesleri yükseliyor yine de Ortahisar’dan. Yakupoğlu ‘na dair bir belgesel çeken ve kendisi de Tomyalı bir müzisyen olan Burcu Yeşilbaş’ı, programın son günü ise Akoluk Köy Pazarı’nda Çobazan’ın Kızları’nın seslerini duyma fırsatı yakalıyoruz. Ganita burnunda spontane başlayan büyülü bir anda ise biraradadans ekibinin deniz-balık-insan performansına kısa da olsa şahit oluyoruz. Sonrasında dansçıların yanına iniyoruz ve hep beraber horon ediyoruz, çok becerikli değiliz ama beraber olmaktan mutluyuz. Özlem Ece’nin Ortaklaşa’nın özünü anlatırken “birlikte yaşamanın kutlaması” dediği anlardan biri bu.

Prof. Dr. Nesrin Algan ve Özlem Şendeniz Karadeniz’in Mavisi hakkında konuşuyor

Trabzon üç günde tanınacak bir şehir değil elbet. Kültürü, dili, sanatı ve insanları çok daha uzun ve derin bir yarenliği hak ediyor. Ama Şehir Günleri, ilk adımları atmamız için bizi davet ediyor. Bu davetin fikir annesi Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’nın bu dönemi ise, Kasım 2025’te yayımlanacak politika metninin kamuoyuyla paylaşılmasıyla tamamlanmayı ve yeni projelere ev sahipliği yapmayı bekliyor.

 

 

İlgili İçerikler