Yerli dizi izlemek bir ihtiyaç. Evet süreler uzun, evet konular klişe, evet çoğu mevzu otosansür ve ahlakçı endişeler yüzünden doğru düzgün işlenemiyor ve en iyi dizi bile reyting, kanal ve fan baskısı sebebiyle hedeflediği hikaye bütünlüğünü ancak bir sezon koruyabiliyor, o da tabii ekranda kalabilirse. Ama yine de yorgun argın eve geldiğiniz bir günün akşamında televizyonu açıp iyi bir yerlinin başına oturmanın verdiği zevki başka hiçbir şey vermiyor. İnsan her sezon bir dizisi olsun istiyor, bu bizim DNA’mızda var, itiraza lüzum yok.
Bu sezon ringe çıkan işler arasında (şimdilik) dizimiz olmaya en kuvvetli aday Veliaht. Show TV’de yayınlanan Faro Film yapımı dizi, Esenler Otogarı’nın hakimiyetini elinde tutan Karslı ailesi ve rakiplerinin bol egzozlu mücadelesini anlatıyor. Otogarda rant büyük ve yasa dışı: Kaçakçılık, haraç, mal taşıma, aklınıza ne gelirse. Otobüslerle pırlanta bile kaçırıyorlar. Karslı hanedanının başında Zülfikar Karslı (Ercan Kesal) var. Zülfikar’ın karısı yıllar önce öldürülmüş, adam dört çocukla kalmış, yeni bir eş de almamış, hayret. Üstelik Zülfikar hasta, beyninde bir tümörle geziyor. Ailenin anne rolünü büyük abla Kudret (Derya Karadaş) yüklenmiş, o da kendi hayatını rehin vermiş, ne evlenmiş ne çocuklanmış. Kudret’in esas işi annelerinin cinayetine şahit olduktan sonra çeşitli mental hastalıklar geliştiren kardeşi Zafer’e (Tolga Akkaş) bakmak. Zafer evden çıkamıyor, bu yüzden de otogara gelip babasının veliahtı olamıyor. Aslında buna gerek de yok çünkü Zülfikar’ın ortanca kızı Derya (Hazal Türesan) çoktan işlerin başında. Ama Zülfü Ağa diyor ki “Kadına saygı duyulmaz, otogarda sözün geçmez.” Böylece sahte bir Zafer bulmaya karar veriyorlar. Çünkü elbette her işi o işin kompetanı bir kadın yerine daha çok hak edecek bir erkek vardır, o erkek sokaktan geçen biri de olsa. Bu hikayede de o erkek Timur isminde bir oto tamirci (Akın Akınözü). Timur’u Zafer Karslı rolüne sokup otogara salıyorlar; ailesi, dostları öldü biliyor. Maksat düşmanların sesi kesilsin. Tabii ki kesilmiyor. Dizi de bundan sonra kopan kıyametleri konu ediyor.

Karslıların karşısına çıkan en büyük kıyametin adı Yahya Kaptan (Erkan Kolçak Köstendil). Yahya’nın babasını Zülfikar ve adamları Yahya çocukken gözleri önünde öldürmüş. Yahya bu yarayla büyümüş ve intikam andı içerek otogara geri dönmüş. Ama Yahya’nın esas yarası babası değil. Onun olayı Derya. Yıllar önce evlenmek üzereyken Zülfikar’ın “höst” demesiyle ayrılmak zorunda kalan Yahya ve Derya’nın hem kendilerini hem seyirciyi otobüs çarpmışa döndüren sevdaları, Veliaht’ın izlemesi en zevkli kısmı.
Babası Yayha’yı defledikten sonra Derya’yı şirketin CFO’su ve yeryüzünün en no-seksapel erkeği Beyazıt (Erdem Şenocaklı) ile evlendirmiş. Bu ikili için bir milyoncudan aldığınız Shiv Roy ve Tom Wambsgans denebilir. Power couple olmak istiyorlar ama ne Esenler’de ne Karslı konağında Beyazıt’ı sallayan olmadığı için olamıyorlar. Zaten Derya’nın kalbi yaptığı corporate Barbie pozlarından çok uzakta, fonda Ümit Besen’den “Seni unutmaya ömrüm yeter mi?” çalan bir yerde atıyor. Flashbacklerle görüyoruz ki Yahya Derya aşkı “aşk neden bu kadar kırocasın?” dedirten cinsten. Ellere dövme yapılan isimler, pavyonlarda kopan kavgalar, sadece ikisinin bildiği kebapçılar ve RTÜK elverdiğince ekrana yansıyan bir tensel hipertansiyon. Yahya’nın Derya’yı daha ilk görüşünde “Niye evlendin lan?” diye hesap sorması bundan. Bu aşkın neden bu kadar kolay harcandığını anlamıyor. Konunun babasının cinayetine vardığını çözmesine daha var.

Yayha ve Derya otogarın alt katlarında tutuşurken Beyazıt n'apıyor derseniz o da kendine küçük iktidar alanları açmakla meşgul. Yahya’nın bir tehdit olduğunu anladı ve kuyusunu kazmaya başladı. Ama Beyazıt’ın kusuru sinir muharebesini kazanacak kadar güçlü olmaması. O, Yahya onu her gördüğünde eliyle sinek kovma hareketi yaptığında çıldıracak ve yemeğe gittiklerinde kafayı bulup mangal maşasıyla kaşık havası oynayacak kadar kontrolsüz. Beyazıt’ın aksine bu aşk üçgenini hayata geçiren aktörlerse son derece kontrollü ve kendi alanlarının ustası. Hazal Türesan, Erkan Kolçak Köstendil ve Erdem Şenocak’ın aralarındaki kimyayı ve paslaşmalarını izlemek çok büyük eğlence.

Veliaht’ta başka aşk hikayeleri de var elbet. Dizinin esas oğlanı Timur ve esas kızı Reyhan (Serra Arıtürk) arasında aynı hayatta hapis olma kaderdaşlığından doğan aşk tam gaz ilerliyor. Reyhan, hapisteki kardeşini korumak için Zafer’in karısıymış rolü yapıyor. Bu rolün içinde Zafer’le cinsel bir birliktelik yaşaması için zorlanması, hatta yumurtlama tarihlerinin takip edilip, uygun akşamlarda Zafer’e mesir macunu yedirilmesi gibi korkunç bir şiddete de maruz kalıyor. Bu korkunçlukları kim yapıyor derseniz: Kendinden çalınan hayatın hıncını ev ahalisini kontrol ederek çıkartan Kudret. O da babasının sağ kolu Vezir (Tansu Biçer) ile çocukluktan gelen imkansız bir aşkın içinde. Tek tek oyuncu övmek istemiyorum ama bu dörtlünün de seyir zevki son derece yüksek. Özellikle Derya Karadaş’ın donuk ve diş sıkan Kudret portresi onu daha ziyade yüksek enerjili ana akım komedilerden hatırlayan seyirci için harika bir sürpriz.

Veliaht’ı izlerken bir tanıdıklık hissi geliyorsa bu normal. Zira dizinin hikayesi iki sezonuyla yayında olan Magarsus’tan silik de olsa izler taşıyor. İki dizinin de yapım şirketi aynı. Veliaht’ı Çukur’a benzeten seyirci sayısı da çok. Bunda Çukur’daki İdris Koçovalı-Vartolu ilişkisinin bir benzerinin Zülfikar Ağa-Yahya Kaptan karakterlerinde aynalanması ve karakterleri aynı aktörlerin canlandırıyor olmasının rolü var. Bir de elbette Çukur'un yönetmeni Sinan Öztürk ve yapımcısı Yamaç Okur’un Veliaht’da da aynı görevleri sürdürüyor olmasının. Dizinin diğer yönetmeni Karganın Uykusu filmiyle tanıdığımız Tunahan Kurt, senaristleri ise Kurt, Berrin Tekdemir ve Necip Güleçer.

Veliaht’ı kendine özgü yapan şey, hikayenin sadece bir mafya ve güç kavgası değil, aynı zamanda bir sınıf mücadelesi de anlatıyor olması. Timur, Cennet, Vezir ve bir ölçüde de Yahya’nın dışarıdan ve alttan gelen kimlikleri onları doğuştan sahiplerden olan Karslılar’ın tam karşısına konumlandırıyor. Timur Esenler’in başına geçmeyi sadece otogarın rantına çökmek için değil, orada daha adil bir sistem kurmak için de istiyor. Bunu emekçilere, yoksullara, yaşlılara ve öğrencilere karşı tavrında görüyoruz. Tuvalet bekçiliğinden geldiği için devamlı aşağılanan ve Kudret’le olamayacağı kafasına kakılan Vezir ve hem babası hem hakları elinden alınmış, üstelik sevdiği kadını bir üst sınıf sümsüğüne kaptırmış Yahya bu kavgada hangi safı tutacak, Zülfikar onlara karşı nasıl direnecek sezon ilerledikçe göreceğiz.

Benim diziden beklentimse Esenler’in alt katlarında yaşananlara daha çok yer vermesi. Son yıllarda geçirdiği bakım ve rehabilitasyon bir yana, Esenler’e dair izlediğim bir belgeselde söylenen “Yaşayandan çok yaşamayan vardır burda” cümlesi yankılandı aklımda Veliaht’ı izlerken. Umarım dizinin ömrü uzun olur da, bize o hikayeleri de anlatacak fırsatı bulur.


