Aslan Cinotri’ler
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Aslan Cinotri’ler

Bazen gerçekler değişmez. Ama onların üzerine öyle kuvvetli bir yorum, öyle baskın bir anlatı, öyle yüksek sesli bir propaganda bindirilir ki insanlar bir süre sonra filmi değil, dublajı izlemeye başlar

Aslan Cinotri’ler

Geçen gün ekonomist Hayri Kozanoğlu’nu dinliyordum.

Yapay zekâ konusunda adeta bir inanç kampanyasına dönüşen heyecanın, meselenin ekonomik ve finansal boyutlarını görmezden gelişinden söz ediyordu.

Bu bana yakın geçmişte yaşadığımız başka bir dönemi hatırlattı.

Korona salgınını.

O günlerde de belirli soruların sorulması, belirli ihtimallerin tartışılması neredeyse ahlaki bir kusur gibi görülüyordu.

Oysa bilim dediğimiz şey, kesinlikler üzerine değil kuşkular üzerine kuruludur.

Bir hipotezin yanlış bulunması başka şeydir.

Sorulmasının yasaklanması başka.

Bugün ABD’de yeniden gündeme gelen Fauci, Wuhan ve laboratuvar sızıntısı tartışmaları bana virüsün kökeninden çok başka bir meseleyi düşündürüyor:

Modern toplumlar, kriz zamanlarında gerçeği mi korumaya çalışırlar, yoksa kurdukları anlatıyı mı?

Çünkü bazen insanlar bir sonuca inanırlar.

Sonra da o sonuca aykırı her bilgiyi süzerek dışarıda bırakırlar.

Bugün tartışmanın ilginç tarafı, COVID-19'un kökeni konusunda kesin bir sonuca ulaşılmış olması değil, birkaç yıl önce “tartışılması bile sakıncalı” görülen bazı ihtimallerin artık resmî kurumlar tarafından da araştırılabilir kabul edilmesidir.

ABD'de son dönemde yayımlanan belgeler ve yapılan açıklamalar, Wuhan'daki araştırmaların niteliği, EcoHealth Alliance'ın rolü ve Anthony Fauci'nin Kongre'ye yaptığı açıklamalar hakkında yeni sorular doğurdu.

Bu soruların tamamının aynı cevaba çıkacağı da belli değildir.

Nitekim bugün bile Amerikan istihbarat kurumları arasında tam bir görüş birliği yoktur.

Bazı kurumlar laboratuvar sızıntısını daha olası görürken, bazıları doğal köken ihtimalinin hâlâ güçlü bir açıklama olduğunu düşünmektedir.

Fakat belki de asıl dikkat çekici olan, bilimsel tartışmanın yön değiştirmesidir.

2020 yılında laboratuvar sızıntısından söz etmek çoğu zaman komplo teorisyeni muamelesi görmeye yeterliyken, bugün aynı ihtimal dünyanın önde gelen araştırma kurumları ve istihbarat kuruluşları tarafından ciddi biçimde incelenen hipotezlerden biridir.

Bu durum laboratuvar sızıntısının doğru olduğunu kanıtlamaz.

Ama başka bir şeyi gösterir:

Bilimde bazen yanlış cevaplardan daha tehlikeli olan şey, yasak sorulardır.

Çünkü bir sorunun cevabı yıllar sonra değişebilir.

Ama sorunun sorulmasına izin verilmemişse, gerçeğin ortaya çıkması çok daha uzun sürer.

Belki bugün yaşanan tartışmaların en önemli sonucu da budur.

Virüsün kökeni hakkındaki belirsizlik sürüyor olabilir.

Fakat belirsizlik hakkında konuşmanın meşruiyeti geri dönüyor.

Batılıların wishful thinking dedikleri şey biraz da budur.

İnsan gerçeği görmek yerine görmek istediği şeyi görmeye başlar.

Bizde bunun daha sert karşılıkları vardır ama söyleyene kızarlar.

***

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de film kıtlığı yaşanınca eski Amerikan westernleri ithal edilmeye başlanır.

Bu filmlerden birinde kovboy Gene Autry vardır.

Fakat bir sorun çıkar.

Adam sürekli gitar çalmakta, Amerikan kır şarkıları söylemektedir.

Dönemin seyircisine yabancı gelmesin diye filmin üzerine yeni bir ses bandı çekilir.

Kovboy artık country söylemez.

Türkü söyler.

Gene Autry gider.

Aslan Cinotri gelir.

Amerikan kovboyu Anadolu ozanına dönüşür.

At aynı attır.

Adam aynı adamdır.

Film aynı filmdir.

Değişen yalnızca üzerine geçirilen sestir.

Bugün dönüp son yıllardaki birçok tartışmaya baktığımda aklıma hep bu hikâye geliyor.

Bazen gerçekler değişmez.

Ama onların üzerine öyle kuvvetli bir yorum, öyle baskın bir anlatı, öyle yüksek sesli bir propaganda bindirilir ki insanlar bir süre sonra filmi değil, dublajı izlemeye başlar.

Sonra bir gün yeni belgeler çıkar.

Yeni bilgiler gelir.

Eski sorular yeniden sorulur.

İnsanlar şaşırır.

Oysa değişen film değildir.

Sadece ses bandında çatlaklar oluşmuştur.

Belki de çağımızın en büyük problemi yanlış düşünmek değildir.

Düşünmeyi bırakmaktır.

Çünkü kuşkunun yerini sadakat aldığında bilim başka bir şeye dönüşür.

Tartışmanın yerini itaat aldığında kurumlar da.

Ve insanlar uzun süre Aslan Cinotri’yi gerçek sanırlar.

İlgili İçerikler