Bir süredir seçimle yatıyor seçimle kalkıyoruz, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri kapıya dayandı. Herkes biliriyle bilmeziyle seçimleri konuşuyor, seçimler üstüne çözümlemeler yapıyor, sonuçları kestirmeye çalışıyor. Politikacılar, yorumcular gün boyunca, gece boyunca ekranlarda boy gösteriyorlar.
14 Mayıs günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28. döneminin 600 yeni üyesinin ve Türkiye Cumhurbaşkanının belirleneceği bu seçimler yalnızca siyasal hayatımız açısından değil, toplumsal ve bireysel hayatımız açısından da önemliden öte can alıcı. Nefesimizi tuttuk, bekliyoruz…
O gün sandık başına gidip o şiddet içermeyen eylemimizi gerçekleştireceğiz, oylarımızı kullanacağız. İnsanlar oy kuyruklarına girip sessizce bekleyecekler, oylarını sessizce kullanacaklar, ama o sessizlik sona erdiğinde çok güçlü bir ses yükselecek…
***
Kimileri oy kullanmamanın bir protesto olduğu kanısında, ama bana öyle gelmiyor, ben oy kullanmamanın bir teslimiyet olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki, seçimler yalnızca beş yılda bir olmuyor. Hayatımız boyunca birçok seçim yapıyoruz ya da yapmak zorunda kalıyoruz. Bir tek, bu dünyaya gelirken ve bu dünyadan giderken seçim yapma olanağımız yok. Ama yaşarken bile isteye, bazen de ayırdında olmadan yaptığımız sayısız seçim şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde hayatımızı belirliyor. Albert Camus bir cümlede özetleyivermiş bunu: "Yaşam tüm seçimlerimizin toplamıdır."
***
2010 yılında hazırladığım Sözün Özü: Eski Çağlardan Günümüze Yazarlar ve Düşünürlerden Özlü Sözler (Can Yayınları) adlı kitabın "Seçim"le ilgili sayfalarına bir göz gezdireyim dedim.
Her zaman sevdiğimiz bir uğraşı seçme olanağı bulamayız, biliyorum. Ama ben bu bakımdan kendimi talihli sayıyorum, gazeteciliği ve çevirmenliği seçtiğim için. Nitekim, Konfüçyüs, "Çok sevdiğin bir işi seç, hayatın boyunca bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsın" demiş. Adam haklı. Gerçi yıllarca çok çalıştım, hâlâ çalışmayı sürdürüyorum; ama bana hiç çalışmak gibi gelmedi, hiç sıkılmadım, çalışmak hiçbir zaman bana yük olmadı. Tam tersine, gazetecilik ve çevirmenlik hayatımın onsuz edilemez bir parçası oldu. Birçok korkulu düşün, boğuntunun, düş kırıklığı ve gönül kırgınlığının üstesinden gelmemi sağladılar. Beni ayakta tuttular…
***
Aiskhylos'un bir tragedyasında geçer: "Mutluluk kimileyin çaba gerektiren bir seçimdir." Evet, çaba gerektirir mutluluk. Durduk yerde gelmez. Ama bazen de ne yapsan ne etsen mutlu olamazsın. Hem Aiskhylos da "kimileyin" demekten kendini alamamış. Kaldı ki, mutluluk nedir ki? Bir başka tragedya ustası, Euripides bana daha yakın: "Mutluluğun ömrü kısadır. Gelmesiyle gitmesi bir olur. Tanrı yakar yelkenlerini adamın."
***
"Tanrı hiç kimseye yaşamı kabul edip etmeyeceğini sormaz. Burada bir seçim söz konusu değildir. Kabul etmekten başka çareniz yoktur. Önünüzdeki biricik seçim nasıl yaşayacağınızdır." ABD'li din adamı ve yazar Henry Ward Beecher da böyle vaaz etmiş. Ama nasıl yaşayacağımızı ne kadar seçebiliyoruz? Tartışılır…
Dostoyevski ise bu konuda kararlı görünüyor: "Aslında insanlar seçimlerini özgürce yapmak isterler; o özgürlük neye mal olursa olsun ve nereye varırsa varsın." Ne de olsa insan ruhunu iyi tanır Fyodor Mihayloviç.
***
ABD'li düşünür ve ruhbilimci William James kararsız, ikircikli insanları uyarıyor: "Bir seçim yapmanız gerekiyor da yapmıyorsanız, bu da bir seçimdir." Eh, adam pragmatizmin öncüsü. Kararsızlık da sonuçta bir karar değil mi?
***
1933'te ABD'yi ziyaret ederken, Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesi üzerine ülkesine geri dönmeyen Albert Einstein, "Seçme şansım olduğu sürece," demiş, "özgürlüğü, hoşgörüyü ve yasalar karşısında tüm yurttaşların eşitliğini kural edinmiş bir ülkede yaşayacağım." Kim istemez ki böyle bir ülkede yaşamayı? Tüm uğraşımız bunun için değil mi? Yoksa bir yok ülke için mi?
***
Kimi zaman birinin bir davranışının, bir duruşunun, bir tutumunun etkisi altında kalırız. Bazen bir yazar başka bir yazardan, bir ressam başka bir ressamdan etkilenir. Kaldı ki, tüm bir edebiyat, tüm bir sanat bir bakıma bir etkilenmeler zinciri değil midir? Çorak Ülke'nin şairi T. S. Eliot bunun en çok ayırdında olanlardan biri olsa gerek: "İnsanlar etkilenirken, farkında olmadan bir seçim yaparlar."
***
Evet, hayatımızın değişik evrelerinde hep bir seçim yapmak zorunda kalıyoruz. Kimileyin yanlış, kimileyin doğru. Bu seçimler durmadan yenilenerek yineleniyor.
***
Sanat ve edebiyat, Vargas Llosa'nın dediği gibi, modern ve demokratik bir toplumun yurttaşlarının, özgür bireylerden oluşan bir toplumun onsuz edilemez etkinliklerinden biridir. Gerçek sanat ve edebiyat, yazgılarına boyun eğen, hayatlarından hoşnut olan insanlara bir şey söylemez. Burada, kuşkusuz, dolaysız politika yapan sanat ve edebiyattan söz etmiyorum. Bize dayatılan hayatın hiçbir alanıyla öyle ya da böyle uzlaşmayan, gündelik hayatın sıradanlıklarına başkaldıran bir edebiyattan söz ediyorum. O yüzden, okuyacağımız kitabı seçerken de ne yazacağımıza karar verirken de bir seçim yaptığımızı söylemek istiyorum.
***
Yeniden siyasete dönersek, gerçi çok geride kaldı ama, 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu'nda kimileri hem kişisel hem de tarihsel bir seçim yapmışlar, "Yetmez, ama evet!" demişlerdi. Aradan geçen zaman içinde yaptıkları bu seçimin sonuçlarını kendileri de gördüler ve yaşadılar.
Wolfgang Borchert'in İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı Hayır De! (Yordam Kitap) çağrısını bugüne uyarlarsak:
"Bu seçimde de senden 'Evet' demeni isterlerse, 'Artık yeter, hayır!' de..."
|
Celal Üster kimdir? Celal Üster, İngiliz Erkek Lisesi ve Robert Academy'yi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenim gördü. 1983'te George Thomson'ın Tarihöncesi Ege adlı yapıtının çevirisiyle Yazko Çeviri dergisinin Azra Erhat Çeviri Ödülü'ne değer görüldü. Aralarında Yeni Dergi, Aries, Sözcükler ve Notos'un da bulunduğu birçok dergide çevirileri yayımlandı. Belgelerle Türk Eczacılığı, National Geographic Fotoğraflarıyla İstanbul, Metropolis: Ana Tanrıça Kenti, Unforgettable/Unutulmaz Dizisi, Ortak Kültürel Miras: Birlik İçinde Çokluk gibi kitapları yayına hazırladı. Uzun yıllar Cumhuriyet Gazetesi Kültür Editörlüğü'nü, ilk yayımlandığı yıllarda Cumhuriyet Kitap'ın, 1996-2005 arasında P Dünya Sanatı Dergisi'nin, 2003-2008 arasında Can Yayınları'nın yayın yönetmenliğini üstlendi. “Yeryüzü Kitaplığı” yazılarını Radikal Kitap'tan sonra Cumhuriyet Kitap'ta sürdürdü. Robert Louis Stevenson, H. G. Wells, Jaroslav Hašek, James Joyce, Liam O'Flaherty, George Orwell, Juan Rulfo, Iris Murdoch, Roald Dahl, Jorge Luis Borges, John Berger gibi yazarların yapıtlarının yanı sıra Marx ve Engels'in Komünist Manifesto'su ve Lenin'in Devlet ve Devrim'i gibi Marksist klasikleri dilimize kazandırdı. Ünlü yazarlardan özlü sözleri Sözün Özü, eski ozanlardan aşk şiirlerini Aşk Olsun! adlı kitaplarda bir araya getirdi. İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları adlı bir antoloji hazırladı. Körün Taşı ve Bir 'Çevirgen'in Notları adlı kitapları yayımlandı. |


