Anthropic ve OpenAI, dini liderlerle görüştü ama Müslümanlarla değil: İslam tartışmalardan dışlanıyor mu?
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Anthropic ve OpenAI, dini liderlerle görüştü ama Müslümanlarla değil: İslam tartışmalardan dışlanıyor mu?

Etkinlikle ilgili haberler ağırlıklı olarak Hindu, Sikh, Yahudi, Hristiyan ve Yunan Ortodoks gruplarına odaklandı. Bu da İslam'ın tartışmalardan dışlanıp dışlanmadığının sorgulanmasına yol açtı

Anthropic ve OpenAI, dini liderlerle görüştü ama Müslümanlarla değil: İslam tartışmalardan dışlanıyor mu?

Anthropic ve OpenAI dahil Amerikalı büyük yapay zekâ şirketlerinin temsilcileri, gelişmiş yapay zekâ sistemlerine etik ve ahlak katma çabalarının bir parçası olarak Hindu, Sih, Yahudi, Mormon, Bahai ve Yunan Ortodoks dini liderleriyle bir araya geldi.

“İnanç-Yapay Zekâ Anlaşması” yuvarlak masa toplantısı olarak adlandırılan bu buluşma, New York'ta gerçekleşti ve Cenevre merkezli "Daha Güvenli Topluluklar için Dinlerarası İttifak" inisiyatifi tarafından organize edildi. Organizatörler, yapay zekâ şirketlerinin gelecekteki modelleri tasarlarken kullanabileceği ortak bir etik ilkeler kümesi oluşturmaya çalıştıklarını belirtiyor.

Katılımcılar arasında şunlar yer aldı:

  • Kuzey Amerika Hindu Tapınak Topluluğu,
  • Sih Koalisyonu,
  • Amerika Yunan Ortodoks Başpiskoposluğu,
  • New York Hahamlar Kurulu,
  • İsa Mesih'in Son Gün Azizleri Kilisesi,
  • Bahai temsilcileri.

Bu girişim, tarihsel olarak organize dinden uzak duran ve yapay zekâ gelişimini genellikle tamamen teknik veya bilimsel bir çerçevede oluşturan Silikon Vadisi için dikkat çekici bir değişim anlamına geliyor.

Yapay zekâ şirketleri neden birdenbire ahlaktan bahsediyor?

Yapay zekâ sistemleri eğitim, siyaset, ruh sağlığı, savaş, istihdam ve kişisel ilişkilerde giderek daha etkili hale geldikçe, teknoloji şirketleri zor bir soruya cevap verme konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya kalıyor: "Yapay zekâ nasıl bir ahlaki çerçevede yönetilmelidir?"

Yapay zekâ şirketlerinin yöneticileri ve araştırmacılar yasaların yavaş ilerlediğini ve düzenlemelerin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlandığını belirtiyor. Dolayısıyla, “teknik gelişmeler” daha derin etik soruları yanıtlayamıyor.

Toplantının kilit organizatörlerinden Barones Joanna Shields, “dini kurumların” insan ahlaki davranışını yönlendirmede yüzlerce yıllık deneyime sahip olduğunu ve bu nedenle yapay zekâ yönetimini şekillendirmede bir rolü hak ettiğini söyledi.

Anthropic özellikle aktif

Toplantıya katılan büyük yapay zekâ firmalarında Anthropic, zaten dini ve felsefi girdileri araştırma konusunda en agresif olanı gibi görünüyor. Bu yılın başlarında, şirketin San Francisco'daki genel merkezinde, Hristiyan liderlerle özel bir zirve düzenlediği ve ahlak, yas, kendine zarar verme, bilinç ve yapay zekâ sistemlerinin ahlaki statüye sahip olup olamayacağı konularının tartışıldığı bildiriliyor.

Anthropic, zaten chatbot'u Claude'un davranışlarını yönlendirmek için tasarlanmış büyük bir dahili etik çerçeve olan "Claude Anayasası" olarak bilinen bir sistemi kullanıyor. Şirket, bu toplantıda anayasal yapay zekâ, yerleşik etik koruma mekanizmaları ve makine ahlaki oluşumu konularını ortaya attı.

Peki Müslüman liderler neredeydi?

Toplantılarla ilgili haberler ortaya çıkınca, internette herkes, "Peki, Müslüman liderler neden yoktu?" diye sordular. Etkinlikle ilgili haberler ağırlıklı olarak Hindu, Sikh, Yahudi, Hristiyan ve Yunan Ortodoks gruplarına odaklandı. Bu da İslam'ın tartışmalardan dışlanıp dışlanmadığının sorgulanmasına yol açtı.

Gazze ve İran'da yapay zeka kullanımının tartışıldığı ve kısa bir süre önce OpenAI Donanım Şefi'nin, Otonom silahlar ve gözetim konusundaki endişeleri nedeniyle istifa ettiği düşünülürse, Palantir'in CEO'sunun, yapay zekayı batı dünyasının üstünlük aracı olarak tanımlaması göz öne alınırsa, üstüne Trump'ın yapay zeka konusundaki baskısı kaydedilirse, bu önemli bir sorudur. Özellikle de "21.yüzyılın petrolü, veridir" denildiğinde.

Ama Associated Press'in haberine bakılırsa, başka toplantılar da düşünülüyor:

"Müslümanların katılımı, daha geniş kapsamlı girişimin tamamen dışında değildi ve Abu Dabi, Nairobi ve Pekin dahil olmak üzere çeşitli yerlerde gelecekteki toplantılar planlanıyor.

New York oturumunda ise, kamuoyuna açıklanan katılımcılar arasında büyük Müslüman teoloji kurumları veya önde gelen İslam alimleri yer almıyordu. Bu eksiklik dikkat çekti çünkü, İslam, dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insanı temsil ediyor.

İslam etiği, adalet, insan onuru, gözetim, savaş ve ahlaki sorumluluk konularında kapsamlı geleneklere sahip olan Müslüman çoğunluklu toplumlar ise yapay zekayı hızla benimsiyor.”

Yapay zekâ etiğinde Müslüman katılımının önemi

Uzmanlar, İslam hukuku ve felsefesinin yüzyıllardır, özerklik, hesap verebilirlik, niyet, bilgi etiği ve gücün sınırları konularını tartışıyor. Bu temalar, modern yapay zekâ yönetimi sorularıyla büyük ölçüde örtüşüyor.

Birçok analist, erken dönem yapay zekâ etiği tartışmalarından büyük Müslüman ilim kurumlarının dışlanmasının, meşruiyet sorunlarına yol açacağını belirtiyor ve batı merkezli etiğin dayatıldığı suçlamaları ve yapay zekâ ahlak çerçevelerinin yalnızca seçici kültürel gelenekleri yansıttığına dair endişeleri ortaya koyacağını düşünüyorlar.

Ama, birçok Körfez ülkesinin aynı anda büyük yapay zekâ yatırımcıları ve altyapı merkezleri haline geldiğini ve bu durumun gelecekte yapay zekâ etiği tartışmalarına İslam'ın katılımını giderek daha olası hale getireceğini düşünen analistler de var.

Acaba etik yapay zekâ toplantıları, bir çeşit "yapay zekâ aklama” mıdır?

Bu toplantıların anlamlı güvenceler üreteceği konusunda şüpheler var. Yapay zekâ şirketlerinin, etik tartışmaları halkla ilişkiler aracı olarak kullanmaya çalışabileceğini düşünen uzmanlar da var. Yani, bu hengamede, "yapay zekâ ile ilgili ahlaki tartışmalar", konuyla ilgili yeni düzenlemeleri ve şirket gücüyle ilgili daha zor soruları göz ardı etmemize neden olabilir.

Ayrıca, dev haline gelen özel yapay zekâ şirketlerinin, dini girdilerle bile olsa, makine ahlakını tanımlamasına izin vermenin, ideolojik önyargı, sansür, siyasi etki ve kültürel kayırmacılık oluşturabileceği gibi yeni riskler de ortada duruyor.

Yapay zekâ değerleri üzerine daha geniş bir mücadele

Toplantının yarattığı tartışma, küresel olarak ortaya çıkan daha derin bir sorunu gösteriyor. Yapay zekâ sistemleri artık sadece teknik ürünler değil, giderek "değer sistemlerini oluşturan" yeni çerçeveler yaratıyor.  Yani, yapay zekanın kullanıcılara, neleri reddetmesi gerektiği ya da din, şiddet, cinsellik, siyaset ve acıyla nasıl başa çıkılması konularında tavsiye vermesi doğru mudur? Ya da nasıl tavsiyeler vermelidir? Bunlar yapay zekâ yönetiminin geleceği için merkezi bir önem kazanıyor.

Ve teknoloji şirketleri şimdilerde, mühendisliğin tek başına bu soruları cevaplamak için yeterli olmayabileceğini fark etmiş olabilirler.

İlgili İçerikler