Donald Trump’ın "Woke AI” ile savaşı
x blueSky facebook instagram youtube dailymotion linkedin

Donald Trump’ın "Woke AI” ile savaşı

Günümüzde, yapay zeka modelleri, internetteki ve kurumsal verilerdeki önyargıları öğreniyor. Bu yüzden tamamen “nötr” olmaları mümkün değil...

Donald Trump’ın "Woke AI” ile savaşı

(Bu makale, Ankara ODTÜ Konferans Merkezinde düzenlenen 5.Bilgisayar Mühendisleri Kurultayı'nda  11 ekim 2025de yapılan sunumun özetidir)

Son 3 yıldır ne tarafa bakarsak yapay zeka görüyoruz. Herkes yapay zekayı çok sevdi. Öyle ki bazıları üzerine toz kondurmuyor ve herhangi olumsuz bir şey söyleseniz öyle savunma cümleleri geliyor ki “bir yapay zeka tarikatı var galiba” diye düşünüyorum.

Yapay zeka tabii ki hayatımızı kolaylaştırıyor. Üstüne; çeşitli sektörlere mesela sağlık alanına getireceği gelişmelerin paha biçilmez olacağı düşünülüyor.

Ama her şey pespembe mi?

Pek değil. İngiltere ve Avrupa Birliği gibi hükümetler "insan merkezli teknoloji" derken Gary Marcus gibi uzmanlar ya da Vitalik Buterin gibi bilişim sektörünün önde gelenleri yapay zekanın kötü ellere düşebileceği konusunda sürekli uyarıyor.

Zaten pespembe olmadığı konusundaki ilk farkındalıklar, Sam Altman’ın OpenAI yönetim kurulu tarafından 2023 kasımında kovulması ile başladı. Büyük bir şey başarmış olan CEO'nun birden kapı dışarı edilmesinin nedenini önceanlayamadık ama sonra Ethereum’ın kurucusu Vitali Buterin’in "Yapay Zeka Bize Düşman Olursa, Mars Bile Güvenli Olmayabilir" başlıklı makalesinin yardımıyla farkına vardık ki, ABD’de yapay zeka konusunda 2 farklı eğilim var.  Bir tanesi, “adım adım gidelim ve insanlık adına yararlarını ortaya koyalım (EA)” derken, bu yazının asıl konusu olan diğer eğilim (e/ACC) “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” modundaydı.

Altman, yönetim kurulundaki EA’cıların aksine davrandığı için görevden alınmıştı. Sonra göreve döndü ve eski yönetimden önemli yapay zekacı Ilya Sutskever’in de yer aldığı yeni yönetim kuruluna uygun çalışacağına söz verdi. Ancak o günlerde verilen sözün karşılığında Jan Leike ve Sutskever’in kurduğu “Yapay Zeka’nın Riskleri”ni araştıran bölüm, 1 yıl geçmeden kapandı. Leike ve Sutskever, OpenAI’dan ayrıldılar. Arada Yapay Zeka şirketi çalışanlarından, yanlış giden şeyler için ihbarcı olmak isteyenlerin "ABD Kongresi'nden koruma zırhı" talep ettikleri görüldü. 

Donald Trump’ın Woke AI takıntısı

Kısaca Büyük Dil Modellerinin (LLM) dolayısıyla Yapay Zekanın gelişmesinde, bizi bulunduğumuz noktaya getiren OpenAI’daki bu çelişik gelişmeleri anlattıktan sonra, günümüze ve Trump’a gelelim.  Donald Trump’ın Temmuz 2025’te “AI Action Plan” (Yapay Zekâ Eylem Planı) kapsamında üç yeni yürütme emri yayınladı. Bunlardan biri olan “Preventing Woke AI in the Federal Government” emri, federal hükümetin yalnızca “ideolojik açıdan tarafsız”, yani "woke" olarak tanımlanan ve değerleri (çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık – DEI) gözardı eden yapay zekâ (YZ) sistemlerini kullanmasını şart koşuyor.

Bu yönelim, Biden döneminin güvenlik ve DEI odaklı regülasyon stratejisini tersine çeviriyor. Trump yönetimi, düzenlemeler vs değil ulusal ekonomik çıkar, yenilikçilik, regülasyonların kaldırımı, ABD'nin yapay zeka yarışında öncü olması gibi hedeflere yönelmiş durumda.

Bu emrin öne çıkan özelliği şu :

-ABD Federal hükümet, satın alacağı büyük dil modellerinin (LLM'ler) “gerçeği arayan” ve “ideolojik olarak tarafsız” olmalarını şart koşuyor. Bu, “çelişik ifade”, daha önce tarafsız olarak tanımlanan değerlerin (çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık – DEI) gözardı edilmesi anlamına geliyor.

Bu yeni düzenlemeler sonucunda, yapay zeka şirketlerinin bu kriterlere uymaları, özellikle DEI, iklim bilimleri ve önyargı giderme gibi koruyucu yaklaşımları modelden çıkarmaları anlamına gelebilir ve çok muhtemel ki gelecektir. Eleştirmenler, bu yönergenin “sansürcü” bir etki yaratacağını ve şirketlerin hükümetle iş ilişkilerini kaybetmemek için kendi modellerini sansüre zorlayacağını öne sürüyor. Trumpgillerin tanımı “tarafsız” tanımlaması ile uzun mücadeleler sonucunda kazanılmış azınlık haklarına dair ideolojik yüklerin çıkarıldığı AI modelleri, gerçekte çeşitlilik ve kapsayıcılıktan uzaklaşabilir. Hukuki açıdan bakarsak, bu yapay zekanın çıktılarının, asıl tarafsızlık ya da ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de tartışmalı.

Bu hamle, Trump yönetiminin teknolojide ideolojik söylemi doğrudan politika aracına dönüştürdüğünü gösteriyor. Yapay zekayı sadece teknik bir düzenleme alanı yerine, kültürel ve politik ideoloji yansıtan bir araç olarak görebiliyorlar.

Tersine bakarsak da, bu düzenlemeler ABD merkezli yapay zeka inovasyonu için hızlı bir yol açabilir. Regülasyon baskısının azaltılması, şirketlerin daha hızlı ve agresif AR-GE yapabilmesine imkân tanıyor. Ayrıca, yapay zeka ihracatını destekleyen politika, küresel AI pazarına daha fazla erişim ve etki anlamına geliyor.

Tarih acaba yıllar sonra Trump’ın Yapay Zekaya Etkisini nasıl değerlendirecek?

Yapay zekaların muhafazakarlığa yönelmesi

New York Times’ın geçen ay yayınladığı bir analize göre, Twitter’ın içindeki yapay zeka olan Grok’a 2 farklı ayda yani mayıs ve temmuz 2025’de yöneltilen 41 politik sorunun %50’den fazlasında (yani en az 21 soruda), özellikle ekonomi ve hükümet politikalarında, yanıtların 2 ay arasında bile giderek sağa kaymış olduğu görülüyor.

Örneğin; Grok, temmuzda “Batı dünyasına en büyük tehdit nedir” sorusuna önce “dezenformasyon”şeklinde cevap verdi; Musk bu yanıtı hesabından “dangalaklık” olarak nitelendirince, ertesi gün Musk'ın sık sık vurguladığı şekilde, yanıt “demografik çöküş” olarak değiştirildi.

Şimdi Grok’un sistemsel talimatlarını (system prompts) kolayca değiştirerek yönlendirilebildiği görülüyor. NYT’nin incelediği çeşitli versiyonlar arasındaki farklara göre, Grok’un sağa kaymasının temel sebebi “system prompt”larında yapılan küçük ama etkili değişiklikler. Bu ayarlamalar pahalı bir "model yeniden eğitimi" gerektirmiyor. Yalnızca mevcut çıktıları yönlendirmek için yeterli oluyor.

Ayrıca Grok 4 sürümünün bazı durumlarda, Musk’ın X.com'daki görüşlerine “bakmasına” olanak tanıdığı, bu sayede cevap üretirken Musk’ın bakış açısını referans aldığı da rapor edildi. 

Dolayısıyla bu bulgular, “Grok tarafsızdır” söylemini sorgulatıyor. Grok’un politik yönde kayma yaşaması, doğrudan kurucu Musk'ın politik öncelikleriyle şekilleniyor. “Nötr” olmaya çalışsa da sistemsel ayarlar ürkütücü derecede yönlendirilebiliyor. Bu durum, yapay zekayı şimdiden, siyasetin bir uzantısı gibi kullanma riskini ortaya koyuyor.

NYT’nin bahsettiği bu sağa kayışı, daha önce Meta'nın Llama'sında görmüştük. Yapılan analizler sonucunda, Facebook’un, muhafazakar kesimin ters baktığı aşı ya da 6 ocak Capitol Hill baskını gibi konulara bakışının değiştiği tespit edildi. "Zuckerberg Llama 4 AI modelini sağa taşıyor" başlığı ile tartışılan bu konu, yapay zeka modellerinin —özellikle Big Tech’in sunduğu— daha liberal veya ilerici bakış açılarına eğilimli olduğu yönündeki eleştirilere bir tepki gibi görünüyor.  Meta, “liberal önyargıdan” kaçınmak için Llama 4 AI modelini sessizce değiştirdi ve yerleşik bilimsel ve sosyal konularda bile, muhafazakar bakış açılarını kasıtlı olarak daha belirgin bir şekilde sunmaya başladı. Yapay zekanın eğitimi farklı kaynaklara (muhafazakâr kaynaklardan gibi) yönlendirildiğinde, yapay zekanın görüşü de sağ söylemlere kaymış olabiliyor.

Eleştirmenler bunu “her iki tarafçılık diye tanımlıyor ve tehlikeli bir kayma olarak değerlendiriyor. Ama muhafazakar ifade özgürlüğü savunucuları bunu Big Tech’nin algılanan sol eğilimine, bir düzeltme olarak alkışlıyor.

Trump etkisi ve hükümet yaklaşımı

Bir yandan da bu değişimin en önemli nedeninin siyasi iklim ve Trump etkisi olduğu düşünülüyor. Trump yönetimi (Temmuz 2025’te imzaladığı “Preventing Woke AI” emriyle) federal kurumlarda “woke” olarak görülen yapay zekaların kullanılmasını yasakladı.

Bu yasaklama, teknoloji şirketleri için doğrudan ekonomik baskı anlamına geliyor. ABD hükümeti ile iş yapmak isteyen Yapay Zeka şirketleri, Trumpgillere göre daha tarafsız ya da başka deyişle “sağ tarafa yakın” cevaplar üretmek zorunda hissedebiliyor. Dolayısıyla Trump’ın seçilmesi ve aldığı kararlar, şirketlerin ticareti sürdürebilmesi açısından sağa kayma baskısı yaratıyor.

OpenAI, Anthropic, Google, aslında “progressive/DEI” çizgisinden geliyorlar, ama hükümet ve piyasa baskısı ile “daha nötr (fiilen daha sağa yakın)" çizgiye kayabilirler.

Kullanıcı tarafına bakarsak da, ABD’de X (Twitter), Facebook, YouTube gibi platformlarda en aktif ve yüksek seslikullanıcı tabanının çoğunlukla sağ eğilimli olduğu raporlanıyor. Şirketler, bu kitleyi kaybetmemek için yanıtlarını onlara uygun hale getirebiliyor. Yine büyük fonlar ve regülasyon riskinden kaçmak isteyen şirketler, “sağ hükümetlerle çatışmayan” yapay zeka geliştirmeyi tercih ediyor. Zaten, Hindistan, Orta Doğu, Rusya, Çin gibi “liberal değerler dışı” pazarlar büyüyor ve yapay zeka şirketleri bu pazarlara uyum için “Batı’nın aşırı liberal” değerlerini törpülüyor.

Yapay zeka şirketleri “tarafsızlık” iddiasıyla bazı liberal değerleri (ör. çeşitlilik, toplumsal cinsiyet, iklim krizi söylemleri) modelden çıkardıklarında, zaten otomatik olarak sağa yakın bir sonuç ortaya çıkıyor.

Yani, Trump’ın seçilmesi bu durumun tek başına sebebi değil, ama güçlü bir katalizör oldu. Hükümet politikaları + kurucu etkisi + piyasa dinamikleri + tarafsızlık maskesi birleşince yapay zeka ekosistemi sağa doğru eğriliyor. Bu, yapay zekânın teknik değil politik-ekonomik bir alan olduğunu ve devlet/şirket çıkarlarının, çıktıları şekillendirdiğini gösteriyor.

Yapay zekâda tarafsızlık, kurucu etkisi, etik ve güvenilirlik analizi 

Günümüzde, yapay zeka modelleri, internetteki ve kurumsal verilerdeki önyargıları öğreniyor. Bu yüzden tamamen “nötr” olmaları mümkün değil. OpenAI, Anthropic, Google, xAI gibi şirketler, modellerine “güvenli” cevap vermesi için yönlendirici talimatlar (prompt engineering, alignment) koyuyor. Bu yönlendirmeler tarafsızlık maskesi altında ideolojik tercihler yaratabiliyor. Özetle yapay zekalar her zaman bir taraftadır. Mesele, hangi tarafın baskın olduğudur.

Diğer bir sorun da "kurucu etkisi" olarak tanımlanıyor. Örneğin yapılan analizlere göre, Musk’ın kendi politik görüşleri modele ve Grok’a doğrudan yansıyor (Bkz. yukarıdaki “demografik çöküş” vurgusu). OpenAI'a bakarsak, Sam Altman, insanlık için “güvenli AGI (süper yapay zeka)” vizyonu ileri sürüyor ama aynı zamanda yatırımcıların beklentileri çerçevesinde ticari bir yaklaşımı var. Çinli şirketlere (Baidu, Alibaba, Huawei) baktığımızda, bariz devlet politikalarının etkileri ve siyasi filtreler görülüyor. Yani, kurucuların ideolojik, politik ve ekonomik öncelikleri, yapay zekanın dünya görüşünü ve dolayısıyla çıktıları şekillendiriyor.

Özetle yapay zeka dolu dizgin, freni patlamış kamyon misali üzerimize geliyor.

İlgili İçerikler